6 Şubat 2012 Pazartesi

Madonna'nın Super Bowl Şovu



Madonna'nın 800 milyon kişi tarafından izlenen Super Bowl'un devre arasında yaptığı şovu şimdi izledim. Heyecanla bir şeyler yazmak zorunda hissediyorum kendimi, zira bu kadın benim de ucundan bucağından içinde bulunduğum pop müzik işinin nihai kraliçesi, efsanesi. Kayıt endüstrisinin içinde bulunduğu durumu düşünürsek bir daha hiçbir kadın sanatçı onun sattığı kadar albüm baskısı satmayacak.

Öncelikle Madonna'nın bir sürü mükemmel ve ikonik performansı var. MTV ödüllerinde gerçekleştirilmiş "Like A Virgin", "Vogue", "Hollywood (Britney'i öptüğü)", "Hung Up" performansları, Grammy'lerdeki "Hung Up" gibi şovları tüm "entertainer" kişiliklere ders olacak düzeyde. Konserlerinin dünyada eşi benzeri yok. Buna rağmen ilk Super Bowl şovunda ne kadar heyecanlı olduğu çok bariz belliydi. Bu hoş bir durum tabii, yaptığı iş kendisini halen heyecanlandırıyor demek. Tabii çoğunun vasat ve altı beyinlere sahip olduğunu düşünürsek 800 milyon insanın ne diyeceğini, Twitter'dan neler saydıracağını düşünüyor da olabilir. Üstündeki baskı bir yana, bahsettiğimiz kişi Madonna olduğu için sonunda yine çok keyifli bir iş çıkardı. Super Bowl her zaman anılacak performanslarından biri olacaktır.

Amerikalı seyirci ve yazarlar tabii ki dansçı kadrosunun kalabalıklığından başka bir şeyden bahsedememişler. Bu ulusun gözünü boyamak için yüzlerce insanı bir araya getirmekten fazlasına gerek yok. Ben bu kadar sayı, rütbe, çokluk, büyüklük odaklı bir ülke görmedim. Radiohead de demişti "Amerika'da listelerde 1 numara olduğumuz hafta resmen süper kahraman muamelesi görmüştük" diye.

Madonna ismiyle özdeşleşmiş provokatif öğeler bu şovda mevcut değildi. Janet Jackson'ın bir memesini açıp ömür billah affedilmemesi Madonna'yı etkilemiş olsa gerek. Senelerdir bacaklarını dondan öte bir şeyle kapatmayan kadın bu sefer usturuplu bir etek giymişti. Ben takdir ettim, zaten leotard işinin baydığını düşünüyorum. Yaşıyla ilgili esprileri de minimuma çekebildi bu sayede. Kıyafeti güzeldi. Heyecana heyecan katmak için "Give Me All Your Luvin"e girmeden hemen önce belindeki kemerin çıkmaması komik olmuş. Madonna'nın ordaki surat ifadesi ne kadar heyecanlı olduğunu ispatlıyor. Şovun tek tartışmalı olayı "M.I.A"in rap kısmından sonra orta parmak göstermesi oldu. Orada "shit" dediği duyulmasa da orta parmak açıkça gözüküyor ve ekran tümüyle 1 saniye için buğulansa da orta parmağı sansürlemek için biraz geç kalıyor.

Dans konusunda konserleri kadar heyecanlanmadım ben. İyi bir koreografi vardı elbette, fakat konserleri kadar ağır bir kamera ve kurgu süzgecinden geçmediği için danslar ordakiler ve hatta MTV şovları kadar akıcı değildi. Madonna çok daha kontrollü hareket etmeye çalışıyordu hatta Music sırasında bir kayma tehlikesi de atlattı fakat çabuk toparladı. O manada örneğin "Hung Up" performansının sonunda nefes nefese kalan Madonna'daki tadı alamadım. Ama LMFAO'yla dans ederken, Music'te klasik çöküp kalkma hareketini yaparken, isteyince hala çok iyi dans edebildiğini gösteriyordu. Şov öncesinde diz kapağıyla ilgili bir sorun olduğu konuşuldu ama ne kadar doğrudur bilmiyorum.

Şov bir tanrıça temasıyla açıldı. Kylie ve Madonna birbirlerini sever ve yıllardır birbirlerinden bir şeyler araklarlar. Fakat hiç bu kadar yakın tarihli bir esinlenme görmemiştim ikisi arasında. Kylie'nin "yunan tanrıçası" temalı Les Folies turnesi biteli henüz aylar olmuşken, Madonna şovunu "roma tanrıçası" şeklinde açtı. Amerikan basını Cleopatra'ya pas atmış fakat asıl ilhamın nereden geldiği belli. Amerika Kylie'ye yüz vermezken, en büyük müzik şovları Kylie'den esinle yapılıyor. Bu da güzel bir şey.

Setlist'te yer alan Madonna şarkıları Vogue, Music, Give Me All Your Luvin, Open Your Heart, Express Yourself ve Like A Prayer idi. "Vogue"un açılış olacağını zaten herkes tahmin ediyordu, Music ise kadının Amerika'daki son liste başı olmuş şarkısı. Bunun yanında "Give Me All Your Luvin"i "Gimme Gimme Gimme (A Man After Midnight)" köprüsüyle "Hung Up"a bağlamasını dilerdim. Bu şarkının kalabalıklar üzerinde ciddi bir etkisi var. Finaldeki "Like A Prayer" ise şimdiye kadarki en güzel halini 2008 tarihli "Sticky and Sweet" turnesinde almıştı. Madonna yeni bir turnenin eşiğinde olsa da keşke bu versiyonu söylenseydi şarkının. Super Bowl'daki düzenlemesi şarkının kendi gücüne dayanıyordu.

Madonna'nın şovun hiçbir kısmında canlı söylediğini düşünmüyorum. Zaten "Like A Prayer"a kadar olan kısım şüphe götürmüyor da bu son şarkıyı da o kadar hareket ve heyecanın üstüne bu kadar mükemmel söyleyebileceğini sanmıyorum. Playback yapmak zaten mantıklı olan tercih. Öyle bir sahne kalabalıklığının ve koşturmacasının üstüne, gelmiş geçmiş en riskli ses iletimi olan televizyon canlı yayınında canlı söylemek bence saçma olurdu. Bu hafta içinde Elton John'dan bir kınama gelir tabii, o başka. Konuk vokallerden Cee Lo Green canlı yorum işini tek başına halletti.

Şov, Madonna sahneden kaybolduktan sonra kocaman bir "World Peace" yazısıyla son buldu. 800 milyon insandan istesen istesen bunu istersin zaten. Genel olarak Madonna su gibi akan, ama dikkatli gözler tarafından (800 milyonda 8 bin çift ancak çıkar bunlardan) ne zaman tökezleyeceği endişeyle beklenen bir 12 dakikaya imza attı. Bu performans kariyeri için önemli bir adım olmanın ötesinde yeni albüm ve turnenin tanıtımına yaradı elbette. Madonna, Mart'ta çıkacak albümünü kutlamak için yaz aylarında yeni konser serisini başlatıyor. Türkiye'ye uğraması kuvvetli dedikodular arasında.

Konserleri heyecanla bekliyorum ve bu oldukça başarılı şovun kat be kat üstünde olacağından şüphem yok. Vatandaşı olmasına rağmen Amerika'da, milyonlarca futbol seyircisi önünde, 53 yaşında Madonna kesinlikle deplasmandaydı. Siz onu bir de ev sahibiyken görün.






Hiç yorum yok: