17 Ocak 2012 Salı

Haberler

Ekşi'de millet, bir yarışmada Rauf Denktaş'ın sesini tanıyamadı diye genç bir kıza saydırmış da saydırmış. 200'e yakın yazı vardı sanırım. Öncelikle ne bu şiddet bu celal? Adamı tanımasa anlarım. Sesini tanısa ne olur, tanımasa ne olur?

Tanıması için haberleri izlemesi lazım. Haberler iğrençtir. Tüm sakız gibi ajitasyon dolu diziler bile haberler kadar iğrenç değil. Haberlerden öyle nefret ediyorum ki yazmakla bitmez. Hepsinin yancı olması bir tarafa, bunu gizlemeleri, hepimiz gibi işlerini korku ve çekince içinde yapmaları bunun önemli nedenleri. Bir de üstüne, bu "korku"dan çok daha eski olan duygu sömürüsü takıntıları var. Haberleri bir açın, o ölmüş, bu ölmüş, bu da ölmüş, bu da ölmüş, bu ikisi ölmüş, şurda üçü ölmüş, şu hasta ve ölecekmiş, şu biri kurtulmuş ama beşi ölmüş. Haber mi bunlar?

Kötü haberlerin insanlara duyurulmaması gerektiğini düşünüyorum. Ama tabii angut insanlar bir ders almak için mutlaka o dersi almadığından ölmüş birini izlemek zorundalar sanırım. Eğitimde bir bok öğrenmediğimiz için hayat derslerini "bunlar gibi nasıl ölmezsiniz" programlarında alıyoruz. İnsanlar her şeyden korkmaya, çekinmeye, dozu arttırarak devam ediyorlar.

Dolayısıyla izlemekten haberler kadar iğrendiğim başka bir program yok. Bu da birçok siyasetçinin sesini tanımamaya sebep olabilir. Rauf Denktaş, Allah rahmet eylesin, çoğu siyasetçiden kıyas götürmeyecek kadar üstündü tabii ama birbirinize çemkirmek için de pusu kurup sinsi sinsi beklemeyin (yazının ta başına referans verdim burda).

Ayrıca bir de Meltem Cumbul'a çemkiriyorlar. Ne yaptıysa yaptı, çıktı işte Altın Küre törenine. Ya diğer ünlülerin çıkmasını ne kadar önemsiyorsan o kadar önemse; ya da Cumbul'un oraya çıkması senin için daha önemliyse o zaman takdir et, çeneni kapat. En eğitimlimizde, gün görmüşümüzde bile bitmeyen tükenmeyen bir çekememezlik var. Bu ülkede bize su diye başka bir şey içiriyor olsalar gerek.

Bu içimde biriken sinir de yani güya seçilmiş yazarların oluşturduğu bir güruh tarafından son raddeye getirildi.

Abi, insan çekip gideyim de diyemiyor, çocukluktan beri ne yapmayı hayal ettiysem hep burda yapmayı hayal ettim. En iyisi hiçbir şey hayal etmemek heralde. Bir sürü diğer mecrada da epey zararı dokunuyor insana.

12 Ocak 2012 Perşembe

Goldie Cheung'un Hikayesi

48 yaşında, evli bir Tai Chi hocası olan Goldie Cheung, İngiltere'deki "The X Factor" adlı pop star yarışmasına katılıyor.

"Copper Bell" adlı şarkısıyla gelmiş geçmiş en ilginç seçmelerden birine imza atan Goldie, bu performansıyla bir üst tura, ordan "Born This Way"i Çince söyleyerek bir üst tura, ordan "Feeling Good"u orgazm olurken söyleyerek bir üst tura, ordan "On The Floor"u söyleyip bir de havuza atlayarak bir üst tura geçiyor ve son 16'ya kalarak canlı yayınlara çıkmaya hak kazanıyor.

Sonra magazincilerin dediğine göre "program onunla dalga geçtiği için", kendi dediğine göreyse "ailesini özleyeceği için" programdan ayrılıyor. Böylede Avrupa'daki en büyük yetenek yarışmasından bu son aşamada ayrılan ilk insan olarak tarihe geçiyor.

Tabii ki bu performansları da tarihe geçti o başka:



Bu videonun sonundaki "duygusal" konuşmayı atlamayın :)



Kelly'nin dediği gibi "I can not see this competition without Goldie!"




En son keşfettiğim video bu alttaki. "You did thrust yourself in Sinita's face." Ahahahaha :)))




Canlı yayınlara katılmasa da yarışmanın kazananının belli olduğu final haftasında tüm finalistlerin beraber yaptığı performansa katılıyor. Ve elbette yine en çok dikkat çeken isim Goldie oluyor.



Alttakinde Gary Barlow'un suratına dikkat :))


Bu alem kadını sizinle paylaşmak istedim. Aylardır en çok güldüğüm şey kendisi çünkü :)

5 Ocak 2012 Perşembe

Teşekkür

"...ilk ve de son teşekkür beni değiştiren, şaşırtan, güldüren, kıskandıran ve düşündüren her şeye. sürtünme olmazsa kıvılcım olmaz da ondan. kırmadan eğip bükene. bu ses ve sözleri taşımam için beni seçene. en büyük hediyeleri verene ve alana."

zamanında Nil Karaibrahimgil yazmış. paylaşmak istedim.