1 Kasım 2011 Salı

Aşkın Nur Yengi


Aşkın Nur Yengi'yle ilgili bir manyaklığım var. Bu kadınla ilgili iyi bir şey olunca anama, bacıma olmuş gibi seviniyorum. Sesine hastayım, şarkılarına hastayım. Kendisiyle bir sürü hatıramız da var ama o bilmiyor tabii ki.

- Kendimi hatırladığım en eski zamanlarda Aşkın Nur Yengi de mevcut.

- Öncelikle "Hesap Ver" albümünü dinlemiştim. Henüz okula gitmiyordum ama okuma yazmayı sökmüştüm Susam Sokağı'ndan. Müzik setinin önünde kulaklıklarla bininci kez dinlerken kapaktaki "II" ibaresi dikkatimi çekti. Altta albümün ismi "Hesap Ver", üstte "Aşkın Nur Yengi II" yazıyordu. 5 yaşında olduğum için roma rakamı nedir bilmiyordum ama iki çizgi olduğu için "iki" manasına geldiğine karar verdim. Sonra annemi tutup kasetçiye götürdüm. Babamın bürosunun hemen altındaydı kasetçi, sonra kapandı tabii. Aşkın Nur Yengi'nin ilk albümünü istedim. Bana "Hesap Ver"i verdi. "Burda böyle bi işaret var, 'iki' olmasın bu" dedim. Çıkarttı "Sevgiliye"yi verdi. "Hah" dedim "şöyle adam ol". O albümle de bu şekilde tanıştım.

- Çekici kadın benim için Aşkın Nur Yengi'ydi. Omuzları açık siyah elbise tam bir efsaneydi zihnimde. Yengi aşkım kız kardeşime de bulaşmıştı. Saçlarını yarım toplayınca "Aşkın modeli" diyorlardı annemle nedense.

- İlkokula kadar "r" harfini söyleyemiyordum. Sürekli "Aşkın Nuğ Yengi" diye bahsedince, yaşlı akrabalarımız kadının gerçek ismini "Aşkın Nur Rengi" sanmışlar bir süre.

- "Susma"nın çığlık çığlığa biten finali hep şarkının 10 - 12 dakika sürdüğünü düşündürmüştür bana. 5 buçuk dakika sürüyormuş.

- O zamanların popüler konser + sohbet programı "Yarım Elma"ya konuk olmuştu, "Hesap Ver"in tanıtımı için. Babamlar videoya kaydetmişti izleyeyim diye. Mor, püsküllü bir kıyafet giyiyordu yanlış hatırlamıyorsam. Sunucu da yıllar sonra öğrendiğime göre Engin Alkan'mış. İzleyicilerden gelen sorular karşısında çocuk gibi çekingen ve masumdu Aşkın Nur Yengi.

- "Nazlanma" ve "Elveda" dünyadaki en efsane A1 ve B1 çifti olmalılar. Bugün sevilen çoğu slow "Elveda"yı taklit ediyor bence. O kemanlı intro gibisi yok ve olmayacak.

- Üçüncü albümü çıkınca haberim bile olmadı. Meğer özel radyolar kapanmış o dönemde, heralde o yüzden. Farkettiğimde Ordu'daydım, sürekli kasetçilere gittiğim için eminim çok da geç görmemişimdir albümü. En zayıf ezberlediğim albüm bu oldu sanırım. Şimdi hepsini bilirim ama halen o albümde keşfetmediğim bir şeyler var gibi hissediyorum. 

- "Kara Çiçeğim" çıktığında artık eskisi kadar popüler değildi. Sanırım o zamanlardan bu yana Aşkın Nur Yengi avukatlığımı geliştiriyorum. Bir yerde görünce seviniyordum, Kral'da hep göz ardı ediliyordu, hak ettiği kıymet verilmiyordu nedense. "Kara Çiçeğim" albümünü öyle böyle ezberlememiştim, okulda birini uyuz etmek için baştan aşağı kesintisiz söylemişliğim vardır. Şimdi biraz buruk geliyor o dönemi bana. "Ay İnanmıyorum" tam bir kitsch şaheseri ama "Kara Çiçeğim" şarkısını o zamandan beri hiç duygusal bulmuyorum. 

- HBB mi ne vardı, kısmen büyük bir televizyon kanalıydı o aralar. Cumartesi bir Top 20 listeleri oluyordu, "Hiç Ummazdım" haftalarca 1 numarada kalmıştı orada. Bu durum çok sevindiriyordu beni. 

- O albümden "Geceler Düşman"a klip falan çekmeyişi, ön plana çıkarmayışı tam bir delilikti bence.

- "Kara Çiçeğim" döneminde Trabzonspor'un sezon açılışına gelmişti. Yine siyah, uzun, zarif bir elbiseyle. En son Aşkın sahadan çıkmak için koşarken, babam da beni omuzlarına alıp tribün boyunca koşmuştu.

- "Yabani" de "Ay İnanmıyorum"un yolundan gidip ucuz ama ultra keyifli bir şey oldu. Sonra "Çek Babam Çek" de öyle oldu. Hatta milletin demediği kalmadı bu şarkıya, niye böyle tuhaf bir çıkış şarkısı seçti onu da bilmiyorum ama ben introsunu çok severim.

- "Yabani"yi Şebnem Dönmez'in sunduğu "Sabah Şekerleri"nde izleyip durduğumu hatırlıyorum. Ona da az aşık değildim. 

- Allahın Hülya Avşar'ı "Yalancı Bahar" için "bu aralar en sevdiğim şarkı" deyince çok gururlanmıştım. Bana ne oluyorsa. 

- 2002 albümü çok feci bir kapağa sahipti. İşin acı tarafı "Kalpsiz" ve "Yalancı Bahar", Aşkın Nur Yengi'yi geri döndürecek güçte şarkılardı. Kısmen güme gittiler bence.

- "Yasemin Yağmurları" ben İstanbul'a yerleştikten sonra çıktı. Bence o şaşaalı zamanlarından bu yana yaptığı en iyi albümdü. Tabii ki yine "Yıldız Yıldız"a ev videosu tadında bir klip çekilerek, "Dün"e yazın ortasında klip çekilerek harcandı iş. İstiklal'de bir kasetçide devasa karton afişi vardı, hep almak istiyordum. Sonra albümün tanıtım konserini Cemal Reşit Rey'de izleyince, çıkışta gaza geldim gidip aldım afişi. Kasetçi bir mana verememişti.

- Best Of albümünü dinlemedim. Düzenlemeler farklıydı. 

-  Sonra yeğeniyle iş arkadaşı olduk. Benim çocukluk aşkım, onun kısaca teyzesiydi. Hoş oldu bu durum.

- Bir gün patronumla toplantı yapacaktı Aşkın Nur Yengi. Manyaklığımı bilen patronum beni de aldı götürdü. Bir saat boyunca Yengi'yle oturup aynı masada sohbet ettik. Tabii ne dediyse "he" dedim, dinleme odaklıydı daha çok. Biricik saatimi dobralıkla harcayacak değildim.

- İşim komiği benzer durumlar Şebnem Dönmez'le de oldu. Onunla da tanışıp çalıştık. İkisi de çok cool kadınlardı bence.

- Bu senenin Kral TV ödüllerinde Sezen, Sertab ve Levent'e katılmak için sahneye çıktığında bizzat orada olduğum için çok şanslı hissediyorum kendimi. Bir daha olmaz heralde.

- Neyse Aşkın'ın "Yok Böyle Dans"a katıldığını duyduğumda şaşkınlıktan ağzım açık kaldı tabii. Dansını görünce bir daha şaşırdım, çok iyi dans ediyordu. 15 senelik "çok iyi tango yaparım" lafları geyik değilmiş. Bugün jürilerin puanlarında birinci olunca duygulandım. Aşkın'ı 1 numarada görmeyeli ne kadar zaman olmuş dedim kendi kendime. Çok şeyler gelip geçmiş ama benim onu yükseklerde görünce duyduğum gurur yerinde duruyor. Nasıl müziklermiş onlar kardeşim, bir insanın içine işlemiş resmen.

- Sonra tabii halk oyları girdi işin içine, ortalamada Alp Kırşan birinci oldu. Gerçeklerin, her güzel şeyi mahvetmesi böyle bir şey işte. Aslında suç modern zamanlarda değil ama insan zamanın iğrençliğine veriyor yine de. Asıl açıklaması "biz büyüdük ve kirlendi dünya" durumları.

Nihayetinde zaten mazi denince hemen melankolik olan bir insanım, bunları hatırlayınca iyice hislendim. İnsan nereye gelirse gelsin aklı kesmediği zamanlardaki basitliği yakalayamıyor hayatında. Ama herkesin benim Aşkın Nur Yengi'm gibi bir faktör bulup, onu hatırladığında hemen o zamanlara ışınlanabilmesini dilerim. Bu yazı modeli de çok hoşuma gitti. Belki bir gün size annemlerin beni, Nilüfer'in "Sen Mühimsin" kapağındaki bebeğin kendim olduğuna inandırmasını da anlatırım. 

2 yorum:

yhy dedi ki...

:))) yıldız tilbe nin dillere destan albümünü aldığımdada ben buna benzer şeyler yaşamıştım hala onun hatrına her albümünü baştan sona dinlerim, ne kadar kötüde olsa son çıkan albümleri yinede sahiplenirim nedense...

Vitrindeyiz dedi ki...

İlk albumunde ben orta 1'deydım malum yenı nesıl bılmez bu ortaokul kavramlarını
muzık ogretmenımız dınletmıstı ve olmustum
kostur kostur kasetcıye daldım o zaman ne dr mı var ...
kasetcı ekrem abı ve kaset gelmıs bıtmıs ozel sıparıslerle getırtmıştım:)
Hele ÇağırmA beni ah gondermıyorlar dıye bağırışlarına bad vokal yapıyordum muhtesem otesı sesımle :)
Neyse yıllar gectı " Meleklerin Duası" sarkısı benı benden almaya başladı..
Sonrası bu sarkının sahibi Gunay'cım yıllar sonra dostum oldu
Pop müzik Yonca ile başladı diyenler biraz düşünseler ...
Eminim Aşkın ile standart insanların yerine yeni birileriin onunun açıldıgını anlayacaktır.
yani Aşkın bir devri başlatmıştır.