26 Eylül 2011 Pazartesi

Müzikal Yolda

Bloguma muhtemelen beni tanıyanlar geliyordur diye düşünüyorum ama tanımayanlar için söyleyeyim. Hayattaki bir hedefim iyi bir yazar olmak. Sülaleden gelen bir bağım, kendi işlerimi basıp yayınlayacak, tanıtacak kadar param ve çoğu yapımcının ağzının suyunu akıtacak kadar vasat ürünlerim olmadığı için halen o hedefe doğru koşturmaktayım. Bu yola ilk girişimi şarkı yazarı olarak yaptım, şimdilik fena durumda değilim. Gelecek parlak gibi görünüyor.

Bu aralar epeydir yapmak istediğim bir projeyi ortaya çıkarmaya başladım. Şarkı yazarlığının yanına senaryo yazarlığını da eklemek istediğimi (kör gözüne parmağım şeklinde) göstersin diye bir müzikal yazıyorum. Epeydir kafamda konusu, teması, türü, hiçbir şeyi belli olmayan bir müzikalin hayaleti dolaşıyordu. Sonra bir öykü ve bu öyküyü neden müzikle anlatmam gerektiğine dair bir "bahane" belirdi kafamda. Sonra asıl şekli çıkana kadar 50 kere çok aptalca olduğunu düşündüm. Asıl şekli çıktığındaysa hiç de aptalca olmadığını, hatta gayet altı dolu bir metine gebe olduğunu fark ettim.

Bu film projesinin ana hikayesinin altına gömeceği sözler, gelişecek olayların yüzde 90'ı, söylenecek şarkıların ne anlatacağı, karakterlerin özellikleri falan şimdiden belli. Senaryonun da ilk taslağında epey yol aldım. Daha finale geldim sayılmaz ama 45 sayfayı geçti (Üstelik de senaryo formatında değil. Sonrasında profesyonelini yazarken eziyet olsun diye gelişine yazıyorum şu an). Devamı ve 15 küsür şarkıyla Titanic'in süresine meydan okuyacağım gibi duruyor. Tabii şimdi bol yazıyorum ki sonraki taslaklar ve nihai metin gereksiz yerlerin çıkarılmasıyla en konsantre haline gelebilsin. Bir de esprileri iyice seçilmiş olsun diye elbette.

Film lisede geçiyor yani bir lise müzikali. Glee ve High School Musical'a hiç benzemiyor, bir yandan da çok benziyor denilebilir. Bunu seven onu da sever gibi bir durum var ortada ama ben o ikisini de sevmeyip bunu seviyorum. Tam çözemedim.

Önümüzdeki birkaç gün içinde bu taslağı bitirip, tüm boşlukları, yığılmaları, seyreklikleri tespit etmek için metni didik didik etmeyi planlıyorum. Sonra da en güzel haline getirip, başrol için yıldız arama hayallerim var. Bir tane vardı kafamda, çok da uygundu ama bu müzikal fikri belirdikten üç gün sonra Twitter'ına "Bir müzikal text okuyorum, şahane olacak!" yazdı. Başta "şansa gel" diye üzülüyordum, şimdiyse bu müzikalin de şahane olacağına bir işaret olarak görüyorum bunu.

Sevgili evren, gördüğün üzere fikrimi herkese ifşa etmiş bulunuyorum. Gözümü sakınmıyorum, sen de çöp batırma.

20 Eylül 2011 Salı

Yeni Sezon Temizliği

İşlerden kısıtlı bir vakit bulduğum için son iki günü evimi bir düzene sokmaya, kullanmadığım ne varsa atmaya, evdeki tonlarca yazı ve kağıttan gereksizleri ayıklamaya ayırdım. Heralde iyi bir girişimde bulunmuşum ki, kumbaramdaki bozuklukları tamamlatınca 122 lira çıktı içinden! Tam bir teşvik ödülü ama şimdiden faturalara gitti hepsi. Yapacak bir şey yok.

Her neyse yaklaşık 10 yıldır yaza yaza bitiremediğim onlarca projeyle tekrar karşılaşmak, eski sevgililerden mektuplar bulmak, eski şarkı sözleri ve öykülere göz gezdirmek keyifli oldu. Birkaç iğrenç senaryo ve şarkı yazmışım ama onlarla bir iki sene önce tekrar karşılaşmıştık, hazırlıklıydım yani. İşin komiği şimdi piyasada olan ve eleştirdiğim birçok "ham" sitkoma ve rock şarkısına benziyor bu yazdıklarım. Çok şükür o zamanlar (istemekten öldüğüm gibi) piyasaya girme şansım olmamış. Olgunlaştığımı görmek iyi bir şey.

Bir de o zamanlar gittiğim bir felsefe derneğinin ödeviydi yanlış hatırlamıyorsam, 2008'in yılbaşı olsa gerek, geçtiğimiz sene başardıklarımı ve önümdeki sene içinde başarmak istediklerimi yazmışım. Sonunda da bir not var:

"Fatih, sana mutlu olduğun, sağlıklı olduğun, bütüne faydalı olduğun, ayrımcılığa ve alışkanlıklarına teslim olmadığın, iyi niyetler ekip, mükemmel tepkiler biçtiğin bir yıl diliyorum. Kendini ve parçası olduğun bütünü sev."

Vay vay vayyy! Boktan şarkılar yazıyormuşum ama kendime dilek dilemek konusunda da aşmışım gördüğünüz üzere! Hepsini ve daha fazlasını önümüzdeki bu yeni sezon için kendime ve okuyanlarıma dilerim.

Hepinizi öpenzi.

12 Eylül 2011 Pazartesi

Bir Sezon Daha Bitti

Bu sezon yine 10 Eylül'den 10 Eylül'e izlediğim filmlerin kaydını tuttum. Geçtiğimiz sezon rekor azlıkta film izlemiştim, bu sene en azından 10 tane arttırdığım için mutluyum. Tabii keşke mümkün olsa da daha çok izlesem ama son 12 ay içinde kendimi yeni bir sektöre kabul ettirmek, ilk defa bir müzik albümünün yapımını baştan sona sırtlanmak, bir internet sitesiyle yoğun olarak ilgilenmek gibi görevler üstlendim. Nihayetinde aklım kesmeye başladığından beri yaşadığım en güzel yıldı; ne kadar çok film izlediğimle de başka yıllar mutlu olurum diyorum.

İşte sondan başa olmak üzere bu sene izlediğim filmler ve aralarından sıyrılan birkaçı:
  1. Shutter Island (2010)
  2. Final Destination 5 (2011)
  3. Doğada Bir Gün (2011)
  4. Bridesmaids (2011)
  5. Deception (2008)
  6. Red Riding Hood (2011)
  7. Red (2010)
  8. The Fighter (2010)
  9. Limitless (2011)
  10. Made in Dagenham (2010)
  11. Tangled (2010)
  12. Last Night (2010)
  13. İncir Reçeli (2011)
  14. Horrible Bosses (2011)
  15. Groundhog Day (1993)
  16. Rabbit Hole (2010)
  17. Bad Teacher (2011)
  18. Three (2010)
  19. Mother's Day (2010)
  20. Rise of the Planet of the Apes (2011)
  21. Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 2 (2011)
  22. Temple Grandin (2010)
  23. Shrek Forever After (2010)
  24. Animal Kingdom (2010)
  25. Precious (2009)
  26. Les petits mouchoirs (2010)
  27. Insidious (2010)
  28. Contracorriente (2009)
  29. Hanna (2011)
  30. The Hangover Part II (2011)
  31. The Full Monty (1997)
  32. Burlesque (2010)
  33. Never Let Me Go (2010)
  34. Wedding Crashers (2005)
  35. The Neverending Story (1984)
  36. The Source Code (2011)
  37. Easy A (2010)
  38. Scream 4 (2011)
  39. The Housemaid (2010)
  40. Kaybedenler Kulübü (2011)
  41. Case 39 (2009)
  42. The Life Aquatic with Steve Zissou (2004)
  43. Terminator Salvation (2009)
  44. The Kids Are All Right (2010)
  45. A Serious Man (2009)
  46. Nacho Libre (2006)
  47. The Adjustment Bureau (2011)
  48. Last Exit to Brooklyn (1989)
  49. Year One (2009)
  50. Les quatre cents coups (1959)
  51. Smiley Face (2007)
  52. Zombie (2010)
  53. Janghwa, Hongryeon (2003)
  54. 127 Hours (2010)
  55. Fish Tank (2009)
  56. The King's Speech (2010)
  57. Shark Tale (2004)
  58. Romy and Michele's High School Reunion (1997)
  59. The Rite (2011)
  60. Code 46 (2003)
  61. Tristram Shandy: A Cock and Bull Story (2005)
  62. The Sound of Music (1965)
  63. Take That: Look Back, Don't Stare (2010)
  64. Black Swan (2010)
  65. Love and Other Drugs (2010)
  66. Julie & Julia (2009)
  67. Eyyvah Eyvah 2 (2010)
  68. Jennifer's Body (2009)
  69. Meet the Fockers (2004)
  70. Meet the Parents (2000)
  71. Pathology (2008)
  72. Kabluey (2007)
  73. Pineapple Express (2008)
  74. Sunshine Cleaning (2008)
  75. Eden Lake (2008)
  76. Flickan som lekte med elden (2009)
  77. Jeux d'enfants (2003)
  78. RocknRolla (2008)
  79. Boys Don't Cry (1999)
  80. Dog Day Afternoon (1975)
  81. The Princess and the Frog (2009)
  82. The Exorcism of Emily Rose (2005)
  83. Av Mevsimi (2010)
  84. 2012 (2009)
  85. Invasion of the Barbarians (2003)
  86. Anchorman: The Legend of Ron Burgundy (2004)
  87. Due Date (2010)
  88. Uçan Melekler (2010)
  89. Elizabethtown (2005)
  90. Office Space (1999)
  91. Harry Potter and the Deathly Hallows: Part 1 (2010)
  92. New York'ta Beş Minare (2010)
  93. New York, I Love You (2009)
  94. La môme (2007)
  95. Ringu 0: Bâsudei (2000)
  96. Wild Target (2010)
  97. Let The Right One In (2008)
  98. Paranormal Activity 2 (2010)
  99. Harem Suare (1999)
  100. Salt (2010)
  101. This Is It (2009)
  102. Exam (2009)
  103. Turistas (2006)
  104. Teeth (2007)
  105. Çok Filim Hareketler Bunlar (2010)
  106. Män som hatar kvinnor (2009)
  107. The Wackness (2008)
  108. Religulous (2008)
  109. The Imaginarium of Doctor Parnassus (2009)
  110. The September Issue (2009)
  111. The American (2010)
  112. Soul Kitchen (2009)
  113. Machete (2010)
  114. Waltz With Bashir (2008)
  115. The Ugly Truth (2009)

Çeşitli Kaygılar

Eskiden her konuda fikrimi belirtmeye, ne kadar bilgiliysem o kadar tutkulu konuşmaya bayılırdım. Şimdi karşı tarafın ne kadar az anladığını veya dinlediğini öğrendiğimden olsa gerek o heves kalmadı. Bu sebeple sırf konuşurken değil, bir şey hakkında yazarken de iki, üç, kırkbeş kere düşünüyorum. Bunlar da burayı sık sık güncelleyemememe sebep olan şüpheler yaratıyor bende.

1- Yazdığım şey o an ilginç geliyor olabilir. Fakat iki gün sonra gayet sıradan gelecek bir düşünce serisi de olabilir. Şimdi orijinal bir şey yazdığımı sanıp, iki gün sonra okurken gayet sıradan bir şeyler ürettiğimi görmek istemem. Hele de en bariz şeyleri bir keşif yapmış edasıyla yazan yazarların ne kadar sinir bozucu olduğunu savunurken.

2- Dırdırcı gibi algılanmak istemiyorum. Bu blog genellikle film, müzik ve tv hakkında. Kabul edelim ki yerli film, müzik ve tv piyasalarımız oldukça acınası bir durumda. Dolayısıyla yerli şeyler hakkında yazınca sayısız eksiklerinden bahsedesim geliyor, yabancılar hakkında da yazınca içime işlemiş olan ezikliğimiz fırlıyor bir yerden, "neden böyle şeyler yapamıyoruz" diye. Sonuç olarak yazılarda bir memnuniyetsiz tavır hakim olabiliyor. Bunu da istemiyorum, ki gerçek hayatta da memnun olmasını bilen insanları severim.

3- Herhangi bir şey hakkında yazacağıma, Gerçek Pop'a yazayım da arşivi büyüsün diyorum. Gerçek Pop'a yazacağıma şu aklımdaki hikayeyi temize çekeyim de ortaya çıksın diyorum. O hikaye Allah bilir ne zaman lazım olur, ben en iyisi gitar çalışayım diyorum. Gitarın gelişmesine daha var, şanla ilgilen diyorum. Nihayetinde bu ses seni ne batırır ne çıkarır, en iyisi yazdığın şarkılara odaklan diyorum. Sonra (yabancı) bir diziyi izlemeye odaklanıyorum genelde. Aslında çok da sık olmuyor bu ama kendimi tembel görüyor olmam daha çalışkan olmamı sağlıyor olabilir.

4- "Ulan yazı okuyan kim kaldı ki?" sorusu da güzide bir faktörümüzdür elbette.

Sonuç olarak bunlara rağmen yazmadan da duramam. Kendini nimetten saymak, isteyince her türlü endişeyi yok edebiliyor. Tabii dozunda kullanmak lazım.

11 Eylül 2011 Pazar

Eylem, Hayal Kahvesi'nde


Acaip gurur duyuyorum bu fotoğraf konseptiyle. Çok şık bir çekim oldu bence.

O bir yana 15 Eylül Perşembe akşamı, Eylem, Beyoğlu Hayal Kahvesi'nde sahnede olacak. Son albümünden güzel şarkılar ve çok tatlı coverlar var setlistte. Bekleriz.

Ellie Goulding - Lights


Elime aylar önce geçtiğinden beri dinlemekten bıkmadığım bu albümü herkese tavsiye ederim. Türkiye'de diğer İngiliz kızların (Jessie J, Adele, Cheryl Cole) gölgesinde kaldığından gözden kaçmış olabilir diye düşündüm. Kaçmasın.