22 Şubat 2011 Salı

The King's Speech (2010)


Epeydir film eleştirisi yazmıyor olmam körelmiş olduğum anlamına gelmiyormuş meğersem! The King's Speech'i izlerken yönetmenin yaptığı, çok da gizli olmayan ama çok da göze sokulmayan tercihleri birer birer çıkartırken çok keyif aldım. Sinemayla ilk defa ilgilenmeye başladığımda eleştirmenlerin ne kadar çok şeyi farkettiğine özenmelerim geldi aklıma.

Film sinemasal bir "olay" olmadığı için insanlar 12 dalda Oscar adayı olmasına anlam veremiyor. Halbuki sanat yönetimi, kostüm, sinematografi gibi teknik dallarda film fıstık gibi iş çıkarmış, oyuncular onu da aşmış zaten. Helena Bonham Carter'ı bağırıp çığırmayan, anti-fantastik bir rolde izlemek o kadar rahatlatıcıydı ki anlatamam.

Yönetmen tam benim kadar sinefil olanların bayılacağı, biraz daha fazlasının muhtemelen vasat bulacağı (Uygar Şirin mesela) oyunlarla izlemeyi daha da keyifli kılmış. Kralın kekemeliğiyle ciddi anlamda savaşmaya başlayana kadar suratının sürekli engeller arkasında kalması, bir de kendi sesini ciddiye aldıkça kadrajın kenarından ortasına doğru ilerleyişi manalı hamlelerdi. Senaryodaki hınzırlıklar da İngiliz mizahını ne kadar takdir ettiğimi hatırlattı bana.

Filmin tek kusuru doktor ve kral arasında, sert bir mahalleye gelmiş idealist öğretmen, yaramaz çocukların başına geçen işinin ehli dadı gibi hikayelerdeki dinamiği kurması. Yani bir kralın bu kadar tatlı ve naif olmasına kim inanır Allah aşkına? Eninde sonunda bir politikacı işte. Doktorun da cesurluğu göz kamaştırıyor. Kralın eşinin idealler ötesinde olması da bir başka mevzu. Tüm bunları farkedince aslında bir nev'i propaganda filmi izlediğinizi farkediyorsunuz. Film, fiziksel bir engele savaş verip kazanmanın ne kadar kıymetli olduğunu gayet güzel anlatırken insanın ruhundaki tüm karşıtlıkları görmezden geliyor.

Bir de felaket Türkçe ismini ("Zoraki Kral" nedir abi, Rob Schneider filmi mi bu?) görmezden gelirseniz, son derece keyifle izleyeceğiniz bir film olmuş. Gidin, görün, "long live the king" diye bağırasınız gelene kadar sevin bu karakterleri ve hikayeyi.

1 yorum:

Zeynep Şeker dedi ki...

Zorakı Kral adına ben de takılmıstım , ısmıne bakınca sankı baya bır komedı fılmıymıs gıbı hıssedıyor ınsan :)