1 Eylül 2010 Çarşamba

Sewage Grace


"Savage Grace" gerçek bir öyküden uyarlanmış olmasa yazmaya bile uğraşmayacağım bir filmdi. Felaket içeriğinin gerçekten yaşandığının iddia edilmesi nedense filmin başarısızlığını biraz örtüyor. En azından kızgın bir şekilde girişemedim yazmaya.

Film, yönetmeninin ilk filmi gibi durmasına sebep olan acemi bir senaryoya ve kanımca çok kötü bir oyuncu yönetimine sahip. Baş karakter Barbara'nın gerçek hayatta insanları şok etmeyi sevdiği söylenirmiş. Senaryo da buna kasıyor, ama olmuyor. Ben şok olmadım, rahatsız oldum, esas "şok edici" kısımlara gelmeden bile. Ki bunu iyi anlamda bir rahatsız edici sinema örneği olduğu için söylemiyorum, sadece girişinde bile son derece eskimiş karı koca kavgaları izlettiği için söylüyorum.

Tony'i oynayan eleman, karakterin kendisi kadar itici. Ama Julianne Moore da aynı şekilde. Bu da demektir ki aktörün kendisiyle bir alakası yok durumun. Oyunculuklar o kadar abartılı talep edilmiş ki filmin öyküsüne mi kapılalım, oyunculuklar vasıtasıyla yabancılaşalım mı karar veremiyorsunuz. Bir de yaklaşık 20-25 tane çok fuzuli plan var, kurguya serpiştirilmiş. Ben faydalarını görmedim.

Bir de şunu merak ettim. Filmlerde neden kostüm ve dekorun başarısı elele gider? Biri diğerini iyi veya kötü gösterme yetisine mi sahiptir acaba? Zira bu filmde de kostüm ve makyaj ve saç ve set tasarımı tüm kalan öğelerden daha kaliteli. Bunlardan bir kısmının iyi, bir kısmının ise başarısız olduğu bir film de getiremedim aklıma.

Sonuç olarak kısa süresine çokça katlanılmaz öğe sığdıran bir film bu. Asıl tartışmalı meselesine dahi girmeden söylüyorum bunu dikkat ederseniz.

Hiç yorum yok: