31 Ağustos 2010 Salı

"The Boat That Rocked" İzlerken Düşündüklerim

Kısmen kronolojik sırayla sunulmuştur.


- Bunun fragmanını gösteriyorlardı, sinemaya gelmedi ama heralde.

- DVD'yi alalı da yıl oldu.

- 60'larda Londra'da olmak vardı anasını satayım.

- O "Nowhere Boy"daki çocuğun John Lennon'la ne alakası vardı ki?

- Ben de radyo açmalıyım.

- Radyoda bişi yapsam. Gece saati falan.

- İtü'nün radyosu.

- Ekşi'nin radyosu.

- Gerçek Pop'a bi de internet radyosu mu açsak? Evet!

- Ahmet Kamil hafta içi her gün 10.00 - 14.00 arası Süper FM'de.

- Hep de uğraşırsın şimdi radyoyla zaten. Sanki vaktin var. Yani var da... Uğraşmazsın garanti.

- Bi Hafif Dükkan vardı Fatih, n'oldu ona ayıptır sorması?

- Yayın değil de haftada bir saatlik sunumlu şarkılı kayıt yapıp siteye mi koysam acep?

- Film akıyor bu arada Çılgın Bediş.

- Hükümetler böyle işte. Fahreneit 9/11'e gerek yok, bu filmde bile ibnelik peşindeler.

- Oğlum "kullanacağımı düşünmelerini istedim" diyeceksin, kız kondom bulundurduğunu çakınca.

- Vay kaşar! Nick Frost süper herif yaw.

- "When i grow up, i want to go to a pub". Çocukluğumdan bomba gibi bir replik.

- Film çift kaşarlı oldu.

- Yönetmene helal. Gemiyi iyi kullanmış, fikri ziyan etmiyor.

- Emma Thompson mı o?

-Kenneth Branagh çekimlerde sıkılıp diğer sete kaçıyor muydu acep?

- Mahçup ama sevilesi delikanlının mükemmel manada marjinal esas kızla olan aşkının etrafında dönmeyen bir müzik filmi izlemek ne kadar keyifli.

- Sona yarım saat kala klişeler baş gösterir.

- Heuheuhee final atraksiyonu güzel.

- 01:56:04 anında tam tahmin ettiğim planı çekmiş.

- Bitiş jeneriğinde albüm kapakları. Kylie'den "Light Years" gördüm arada. Şu kızın rockçılardan gördüğü kabul inanılır gibi değil.

- İngiliz müziğini ve İngiliz espri anlayışını seven biri olarak bu filmi sevmem olasıydı. Olası olan gerçekleşti. Ayrıca Emma Thompson'mış hakikaten.

- Jenerikten sonra gizli sahne varmış. Şaşırmadım. Bekliyordum ki bekledim değil mi? Evet.

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Hayır Demeyecektiyseniz Artık Diyeceksiniz

İbrahim Tatlıses, "evet" diyeceğini açıklamış zira.

Açıklaması da özellikle "aksine ikna edici":

"Sayın Kılıçdaroğlu, siz "Sayın Başbakan" diyin ki, o da size "Sayın Ana muhalefet partisi lideri Sayın Kılıçdaroğlu" desin... Böyle bir üslubun size puan kazandıracağını zannediyorsanız, bence yanılıyorsunuz. Bence yanlış... Sayın Kılıçdaroğlu, "135'nci maddeyi çıkarın evet" diyelim diyor. O kadar çok kanun içinden bir tek maddeye mi takıldınız?.. Bir tek madde için mi insanları galeyena getiriyoruz?.. Demek ki öbürleri için siz de "evet"siniz. İnanın ben bir sosyal demokrat olarak artık çürümüş tahtalar içindeki tüm paslanmış çiviler değişmeli diye düşünüyorum. Teknoloji değişti, hayat değişti, ama Türkiye Cumhuriyeti hala aynı kanunlarla yürüyor. Tahtaları yenileyelim, çivileri değiştirelim, yeni anayasaya "EVET" diyelim... Dış ülkeler de bize "bunların tahtası da çürümüş, çivisi de çürümüş" demesinler... Yani "tahtası eksik" demesinler!.."

Sana soranda kabahat tabii, "tahtası eksik"in o dediklerinle ne alakası var? Dış ülkeler dediklerin bayılıyor bizi güçsüz görmeye onlara yamanacağız diye anayasayı mı değiştirelim? Değiştirelim de onların kuklaları bizi daha rahat kukla etsin.

Bu "demokratik oluyoruz" imajına büründürülen değişiklikler iktidar partisinin fethetmediği tek kalenin duvarlarını yıkan maddeler içermektedir canlar. Kendime zor yeten bilgimle kimseye nutuk atmak istemem ama işin özü budur.

Niyeti belli insanlara, bu ülke için ne istediğini kendi ağzıyla söylemiş insanlara, şimdi başka sözler verip, bugüne kadar 50 defa söz bozmuş insanlara Avrupa'nın gözbebeği ülkenizi teslim etmek istiyorsanız, bir daha düşünün lütfen.

Bu insanların demokrasiye doğru "değişimi" Mahsun Kırmızıgül'ün entel oluşuna benzemez, bir anda tiranlık olur tepenize. Anayasa geçmezse "Süper Güç"ün iktidarımıza desteği de silinip gidecek muhtemelen, hakikaten hayırlı bir şey gerçekleşmiş olacak. O zaman geldiğinde anayasayı da artniyetsiz insanlar önderliğinde güzelleştiririz.

26 Ağustos 2010 Perşembe

Bugün İki Film İzledim

İlkinin ismi "How To Lose Your Friends & Alienate People".



Başroldeki Simon Pegg'e rağmen hiç şaşırtıcı olmayan bir komedi anlayışına, sevilen bir kitaptan uyarlanmış olmasına rağmen hiç ilginç olmayan bir akışa sahip. Eleştirmenler pek bayılmamış, belki gelenekselci Amerikan sinema yazarları sevmemiştir, öyle bi filmdir diye düşünmüştüm ama film düşkünü kimsenin sevebileceği pek bir şey içermiyor.

İkincisinin ismi "The Men Who Stare At Goats".


Bu da bir kitap uyarlaması. Bunu yazan da İngiliz sayılır. Galler'den gelme. Gerçi film ve kitabın farklılıkları bol. Filme bakınca eğlenceli olduğu su götürmez. Fıstık gibi bir konusu var bi kere, Amerikan ordusunun New Age yönelimlerle kendini geliştirme çabasını anlatıyor. Zihin kontrolü, psişik güçler ve benzeri gibi. Filmin başında dediği üzere gördüklerimizin sandığımızdan fazlası gerçekmiş. Buna inanmak zor ama cümle de onu demek istiyor zaten. Öykünün büyüsünü biraz bozan bir son karesi var. Her şeye rağmen bütün filme sinen ironi için izlenebilir, zira filmdeki "yeni dünya askerleri" kendilerine Jedi diyorlar ve filmin başrol oyuncularundan biri Ewan McGregor.

Geçenlerde indirimli olduğunu görüp "Savage Grace" ve "Pink Floyd The Wall" DVD'lerini aldım. Siz de isterseniz alabilirsiniz. Benden değil, dükkandan. Haberiniz olsun.

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Filmleri Tavsiye Ediyorum


Coen'lerin çektiği bu yeni filmin afişinde çatıda anteninininin yanında duran ciddi bir adam görüyoruz. "Ciddi Bir Adam"a ciddi bej, soluk mavi, kahve rengi gibi renkler eşlik ediyor. Adam bir pantolon giyiniyor ve üstünde de gömlek var. Afişin alt kısmında gördüğümüz üzere ev geleneksel Amerikan tarzına uygun olarak kaplanmış.



"Ciddi Bir Adam"a karşı bu hafta sinemalarımızda "Ciddi Olmayan Bir Adam" var. Nam-ı diğer Adam Sandler. Manidar afişin üst kısmında su kaydırağından kayan haylaz ve orta yaşlı adamları, altta ise bu tip davranışları esefle kınayan Salma Hayek ve diğer kadınları görüyoruz. Bu film düşüncesizce davranan kocalar ve buna kızan karılar formatıyla evlilik komedilerinde çığır açacak gibi gözükmekte.

Adamların arkasına (yapay bişi olan) havuz, kadınların arkasına doğal bişey olan (göl) konulması iki cinsiyet arasındaki diğer farklılıklara da dikkat çekmekte. İçeri göçen yanaklarıyla Salma ve her zaman dayak atma isteği uyandıran Adam Sandler sanılsa da filmin asıl mıknatısı ailemimimimimimizin komik bir üyesi kadar sevip güldüğümüz Kevin James.

Bunu çok severim.

Adımı Kalbine Yaz

.......................
......................
.....................
..................
..................

10 Ağustos 2010 Salı

Ben Bir Varmışım, Bir Yokmuşum


Güle güle küçük dostum. Seni özleyeceğim.

9 Ağustos 2010 Pazartesi

2012











7 Ağustos 2010 Cumartesi

Ddo

Bir zamanlar benim için güzellikler vardı... Geniş kuzey göğü altında.