28 Mayıs 2010 Cuma

Bu Varken Manga'yı Naabalım?


İnşallah Azerbaycan birinci olur (Olamadıysa da Gürcistan).

İlla Manga'yı izlicem diyorsanız o da burada.




21 Mayıs 2010 Cuma

Serdar Ortaç'tan Açıklama (Şarkı Sözlerini Değil Başka Bir Şeyi Açıklıyor)


Ajda Pekkan haberlerine cevabımdır .

Sayın Pekkan’a verdiğim bestem “Hadı Gel”i gerı aldığım haberleri yanlıştır. Hadi Gel'i geri değil Hadi Gari'yi ileri aldığımı düşünüyorum. "Gel Gari"yi ne yapacağım konusunda henüz karar veremedim.

Olay şu şekılde gelişmiştir.

Ajda Pekkan’nın 2010 cd’si için verdiğim “Hadi gel” adlı yeni bestemi , Ajda Hanımın Kral tv odul torenınde okudugunu gördum. Prompter'dan. Henüz ezberlememiş. Canımı sıktı.

Henuz izin belgesini ımzalamadığım ,aranjmanını onaylamadığım ve istenilen 3 milyon dolarlık ödemenin şırketime yapılmadığı bu şarkının, tv de okunması benı rahatsız etti ve şarkının satılmasını durdurdum…

Şarkılar satıldıktan sonra resmı ıslemler baslar. Toplama, çıkarma, bölme ve çarpma işlemleri. Bunları nasıl yapacağımı öğreniyorum.

Önce izin belgesi düzenlenir , evci kağıdı alınır, bu belgeye besteci ve aranjörler ımzasını atar. Söz yazarları da izin verirse o gün evci çıkılabilir. Ajda Hanım Kral TV ödüllerine gitmeye bu şekilde hak kazanmıştır.

Bu imzalar meslek bırlıklerine ve kültür bakanlığına gönderilir. Kültür bakanı benim bestelerimi bizzat onaylar. Götürüp Cumhurbaşkanına solfejini yapar. Cumhurbaşkanı beğenirse gözlerini üç kez kırpıştırır. Bunu gören Bakan bir arya söyler.

İmzayı gören bakanlık, şarkının albümde kullanılmasına izin verir. O sırada karanlıklardan gelen bir adam mahallenin dikkatini çeker. Artık her şey eskisi gibi olmayacaktır. Bazı şeyler ise olacaktır.

Besteci tarafından ızın belgesı imzalanmamış eserlerin yayın organlarında yayınlanması 5846 sayılı kanuna aykırıdır. 6897 numaralı kanunda ise bir şarkının sözlerinin külliyen saçmalık olması yasaklanmıştır. Ama ben henüz o kadar okuyamadım anayasayı. Yüreğimle açtım kasayı. Gandalf tuttu asayı. Tutucam ama yüzüğe yazık.

Ajda Pekkan şarkımı izin belgesi henüz imzalanmadan ulusal bir tv’de seslendırmıştır. Bu tv nin markası "shov"dur. benim şarkımı bu tv'de seslendiremez. uluslararası sony gibi tvlerde seslendirebilir.

15 senedır yağtıgım baltığım her albumde, aranjorlerım dahi ,bana yaptıkları duzenlemelerin parasını almadan ,kendi şarkımı okumam için bile bana ızın vermezler. Böyle de ezik bir şamar oğlanıyım işte.

Gece gunduz calıştıgımız bu ekıpler bu konuda nasıl hassaslarsa şarkının ana sahıbı olan bestecının, bu hassasiyeti son derece normaldir. bu ekipleri gece gündüz çalışmasaydık böyle hassas olmayacaktılar. öyle sabah akşam çalışan takımlar hassaslaşır. arada dur.

Ajda Pekkan dev bir isimdir. Benım sarkımı okuması bana onur verır. Senin şarkını okursa bana onur vermez. Onur öyle herkese vermez. seçici çocuktur.

"Resım" adlı sarkımı 1 sene boyunca üzerınde harkulade taşımıstır. HARKULADE taşımımıştır. HARKULADA diyorim size!! HARKUMANDA kaşımıştır şarkımı.

Bu bakımdan , benım sayın Kayahan ve Nilüfer benzeri bir hikayeye bulaşmam imkansızdır. Hah iyiki bunu dedim, Kayahan sikecek beni. 20 yıl konuşur artık.

Geçen sene resim şarkısını kendi albümüme koymayıp, Ajda Hanım’a sunarken yaptığım fedakarlıkları sadece onu bestelerken çaldığım piyanom bilir. Nedense bu cümleye eklenecek daha absürd birşey bulmak zor sevgili gönül dostları.

Yazıldığı gibi bana teşekkür etmesi ya da tv’ler de adımı soylemesi benı sadece mutlu eder. Sony tv'lerde mutlu eder ;)

Bu tür teşekkürler, takdirler, kıç yalamalar, yağ çekmeler, gerdan kırmalar, altın burmalar, beşi bi yerdeler kendi adını bu kadar sık duymaktan , kendısi bile sıkılmış bır sanatcı olarak bana daha fazla yaşam sevinci vermez. Ben sadece işimde disiplin isterim… Evet söylediğim gibi kendimden sıkıldım. Yaşam sevincim yok. Sizin niye olsun o zaman? Bunun için şarkılarımı yapıyorum.

Bizi ayakta tutan da budur.. Bacaklarımız da zaman zaman bizi ayakta tutar. Nerde kaldı bu tatar? Aman da ateş olmuş har.

Bize ailemizin öğrettiği ciddiyet, ilk okulda beslenme çantası hazırlayan bir öğrencinin , ekmek ve peyniri ayrı torbalara koyarak dikkatlice düzenlemesi ile başlar ve hayat boyu devam eder. Götüm gibi metaforlarda son bulur.

O yıllarda, o çantayı rastgele dolduranlar, bu günde rastgele yaşamaktadır. Ama o çantayı düzenli dolduranlar dahi anlamındaki "de"yi halen bitişik yazmaktadırlar.

Hayranlarımdan ricam, benden duymadıkları hiç bır seye inanmamalarıdır. Benden duyduklarına inanabilirler. Anlarlarsa.

Sortaç

5 Mayıs 2010 Çarşamba

FIRTINA!!!


Çocukluğumun en keyifsiz akşamlarından birinin hatırası tam 14 sene sonra silindi. Türkiye'nin yürekle, memleketle büyüyen TEK BÜYÜĞÜ bunların hepsinden habersiz bir diğer büyüğünü 3-1 yendi. 27 yıllık özlem dinmedi. Çok has oldu.