16 Aralık 2009 Çarşamba

Altın Küre 2010 Adayları (Sinema Kategorileri)

Ödül sezonunun en seyirci dostu olanı, ülkesinin deyimiyle “hafif kalpli” komedilerin, Oscar'a hep bir-iki adım uzak oyuncuların dostu olan Altın Küre'lerin bu yılki adayları açıklandı. Her blog bu listeyle dolmadan önce ben yazayım, şaşkınlıklarımı dile getireyim dedim. Hakikaten çok ilginç aday tercihleri var arada:



En İyi Film (Drama):

Avatar
The Hurt Locker
Inglourious Basterds
Precious
Up In The Air

İki sene önce Altın Pusula'nın, geçen sene de çok büyük bir şanssızlıkla Avustralya'nın örnek olduğu fazla büyük bütçeden dolayı iticileşen film modeli efsane yönetmen James Cameron'un 12 yıl aradan sonra gelen filmi Avatar için işlemedi çok şükür. Önce Londra galasından iyi eleştirileri duyduk, şimdi de bu adaylık çığır açıcı bu filmi çekici kılmaya devam ediyor. Kathryn Bigelow ve Tarantino'nun filmleri diğer adaylar arasında.

En İyi Film (Komedi-Müzikal):

500 Days of Summer
The Hangover
It's Complicated
Julie & Julia
Nine

Bu kategori pek bir eğlencelik oluyor her sene. The Devil Wears Prada'yı bile en iyi film adayı yapmışlardı burada. Meryl Streep komedi yapınca film buraya girmeyi garantiliyor. Gördüğünüz üzere bu sene iki tane yaptı (Julie & Julia, It's Complicated) ikisi de mevcut. Ciddiye almak mümkün değil. Allahtan Twilight komedi filmi değil, mazallah onu da koyarlardı.



En İyi Yönetmen

Kathryn Bigelow – The Hurt Locker
James Cameron – Avatar
Clint Eastwood – Invictus
Jason Reitman – Up In The Air
Quentin Tarantino – Inglourious Basterds

Eastwood'un filmi en iyi filme dahil olmayarak şaşırttı ama burada durum dengelenmiş. Hepsi kıymetli isimler, destekliyoruz.

En İyi Senaryo

District 9
The Hurt Locker
Inglourious Basterds
It's Complicated
Up In The Air

Şerefsiz Piçler almalıdır bunu. Diğerlerini izlememiş olsam da.



En İyi Aktör:

Drama: Jeff Bridges (Crazy Heart), George Clooney (Up In The Air), Colin Firth (A Single Man), Morgan Freeman (Invictus), Tobey Maguire (Brothers)

Komedi-Müzikal: Matt Damon (The Informant), Daniel Day-Lewis (Nine), Robert Downey Jr. (Sherlock Holmes), Joseph Gordon-Levitt (500 Days of Summer), Michael Stuhlbarg (A Serious Man)

Brothers son derece eskimiş bir filme benziyor. Kocası öldü sanıp, kocasının kardeşiyle beraber olan bir kadın var, sonra öldü sanılan koca geri dönüp terör estiriyor bilmem ne... Aynen bu konuda olan klasik bir Türk filmi yok muydu? Her halukarda Tobey Maguire rolü için fiziksel değişime falan girmiş olabilir, ilginç bir şey var gibi gözükmedi bana. Komedi dalında ise Joseph Gordon sonunda layık olduğu ilgiyi görüyor gibi. Brokeback Mountain'ın olduğu sene, Brokeback Mountain olmasaydı, Joseph, Mysterious Skin'le Oscar adayı olmuş olabilirdi canlar. Bu ödül bu sefer yolunu açabilir. Sırası yeni gelmiştir belki.



En İyi Aktris

Drama: Emily Blunt (The Young Victoria), Sandra Bullock (The Blind Side), Helen Mirren (The Last Station), Carey Mulligan (An Education), Gabourey Sidibe (Precious)

Komedi-Müzikal: Sandra Bullock (The Proposal), Marion Cotillard (Nine), Julia Roberts (Duplicity), Meryl Streep (It's Complicated, Julie & Julia)

Julia'nın Duplicity'le aday olması yıllardan beri gördüğüm en saçma kararlardan biri. Filmde hiçbir numara olmadığı gibi kendisinin oyununda da yoktu. Sandra ise iki dalda birden aday. Kızın yolu Oscar'lara hiç düşmediği için burada olduğunca rahat ettiriyorlar kendisini. Meryl Streep de sıktı sanki.



En İyi Yardımcı Aktör:

Matt Damon (Invictus), Woody Harrelson (The Messenger), Christopher Plummer (The Last Station), Stanley Tucci (The Lovely Bones), Christoph Waltz (Inglourious Basterds)

En İyi Yardımcı Aktris:

Penelope Cruz (Nine), Vera Farmiga (Up In The Air), Anna Kendrick (Up In The Air), Monique (Precious), Julianne Moore (A Single Man)

En İyi Animasyon:

Cloudy With a Chance of Meatballs
Coraline
Fantastic Mr. Fox
The Princess and the Frog
Up



Çok eğlenceli ve ciddiye alınamaz ödül töreninde görüşmek üzere. Sırada TV kategorileri var.

4 yorum:

Emre dedi ki...

oha konsept hırsızlığı :P şaka bi yana, bikaç yorumunla ilgili yorumum olacak:

- Öncelikle senin gibi bir adamın "District 9" ve "Hurt Locker" gibi, (hele ikincisi) her nasılsa ülkemizde vizyona girmiş iki efsane filmi nasıl kaçırdığını anlamadım ve üzüldüm. En yakın zamanda izle. Kathyrn Bigelow'un yönetmen koltuğunda, Jeremy Renner ve Anthony Mackie'nin de oyunculuklarıyla yaptıkları şeyleri gör. Bir de senaryosu ve kurgusu var tabii. Her ne kadar en çok beğendiğim 2009 filmi şimdilik "Inglourious Basterds" olsa da, Oscar favorim (özellikle yönetmen ve orijinal senaryo dallarında) "Hurt Locker". "District 9" da gördüğüm en yaratıcı bilimkurgulardan biri.

- Komedi/müzikal dalını ciddiye almak mümkün değil demişsin, ama bence Altın Küre'nin yaptığı güzel bir şey. Bazı eğlencelik, ama kaliteli filmlerin, (bkz Nancy Meyers filmleri, "Little Miss Sunshine" ve "Juno" gibi şirin bağımsız filmler) dramalar altında ezildiği, ya da anca aşırı bir pazarlama stratejisi ile Oscar'larda adı geçtiği bir gerçek. O yüzden o dallarda iyi yapılan şeyleri ödüllendirmek için var bu kategori. Kimse yılın en iyi filmleri olduğunu söylemiyor.

- "Brothers son derece eskimiş bir filme benziyor. Kocası öldü sanıp, kocasının kardeşiyle beraber olan bir kadın var, sonra öldü sanılan koca geri dönüp terör estiriyor bilmem ne... Aynen bu konuda olan klasik bir Türk filmi yok muydu?". "Brothers", Danimarkalı yönetmen Susanne Bier'in 2004 yapımı "Brodre" filminin yeniden çevrimi. Başta Danimarka Sineması olmak üzere Nordic sineması hayranı bir insan olarak da, seyrettiğim en dokunaklı filmlerden biridir. Susanne Bier filmleri Yeşilçam'dan fırlamış gibidir evet. Ama her zaman -ki bence Susanne Bier'in Dogme kökenli olmasının etkisi büyüktür bunda- kalitelidirler ve bu 'Türk filmi gibi' senaryolarını ne seyirciyi ağlatmak için ne de olayları klişeleştirmek için kullanırlar. Jim Sheridan'ın "In America"da yaptıklarını hatırladıktan sonra, biraz endişelerim hafiflemişti ama senin yüzünden yine korktum şimdi bak :P Umarım film berbat olmamıştır Hollywood'da. Tobey Maguire'a gelince, pek sanmıyorum ki Ulrich Thomsen kadar iyi bir performansı olsun, ama olmuşsa haketmiştir adaylığı, filmi görmek lazım.

lecterhouse dedi ki...

olm valla senin blogu görmeden yazdım :) aklın yolu bir demek ki, aynı formatı kullanmışız.

senin gibi bir adam demişsin, gecenin bir yarısı işten çıkmalardan, haftasonları yine çalışmaktan dolayı maalesef çok filmi kaçırdım bu sene. hatta geleneksel aralık film festivalim "bis"i düzenleyememek gibi acı bir ihtimal duruyor önümde. iki filmi de gerçekten çok merak ediyorum, inşlh en yakın zamanda izlicim.

ya öyle adaylar koyuyorlar ki komedi müzikal e kendi kendilerine türü ciddiye alınamaz kılıyorlar. halbuki drama olmayan ve çoğu dramayı solda sıfır bırakacak kadar sağlam filmler çıkıyor her sene. yani kategoriyi romantik komedi kategorisine çevirmek gıcık geliyor bana. gerçi yakın zamanda böyle oldu aslında haksızlık etmeyeyim. prada, hairspray gibi filmleri türünün en iyisi sayınca bi kaç yıllık gıcıklık birikmiş bende.

olm danimarka fln değil, brothers bildiğin fatma girik'in "ezo gelin"i işte :) onu hatırlamaya çalışıyordum dün yazarken. ben fragmanı izlerken bile skıldım açıkçası. tabi umarım iyi bişi çıkar.

Adsız dedi ki...

sinema konusundaki düşüncelerini çok önemseyen biri olarak bu yazını pek beğenmediğimi üzülerek söylemem gerek.

mesela nine ve up in the air den hiç bahsetmemişsin.. biraz sanki eleştirmek için yazılmış bi yazı gibi geldi bana.. filmlerle ilgili daha çok yorumunu görmek isterdim.

özellikle the hurt locker gibi bi filmi en iyi filme aday göstermeleri bile ayrı bi güzellik..ama tabi invictus'un aday gösterilmemesi ayrı bişey.

sandra bullock un iki rezil filmiyle 2 adaylığının olması julia roberts ın adaylığından daha abes bence.. penelope nin ninedaki rolüyle yardımcı kadın alacağını düşünüyorum. meryl streep julie & julia ile alır. comedy musical en iyi erkek dalında adaylar bence gayet iyi.. orda büyük sürprizi downey jr yapabilir bence ve en zayıf halka da matt damon..

avatar kötü bi filmse bile en iyi film ve en iyi yönetmen ödüllerini alıcak bundan eminim.

gael

lecterhouse dedi ki...

saol gael önemsiyor olmana gerçekten sevindim. bu yazı filmlerle ilgili değil zaten altın kürelerle ilgili. çoğunu izlemediğim için hariçten gazel okumak istemedim ama bazen de fragmandan bile yazacak yeterince şey çıkıyor, onları da ekledim işte.

kötü olan bişiyi sadece eleştirmek yazmak için kafi sebeptir bence. ama bu yazıyı onun için yazmadım, zaten adaylıklar da o kadar kötü değil, sadece belli başlı sivri noktaları var.