16 Eylül 2009 Çarşamba

Türkiye Box Office 11.09.2009 - 13.09.2009



Bayram haftası diye o kadar fazla film vizyona giriyor ki sadece isimlerini bile yazsam başlı başına yazı olur:

Sizi Seviyorum: Film hakkında tek bildiğimiz Emre Altuğ ve 10 tane kadın olduğu. Ve Emre Altuğ gerçek hayatta mükemmel bir sevgili olduğu için filmde öpüşmediği haberleri. Bizim kitle iletişim araçları bu kadar maalesef. Onlara inansak filmi Emre yazdı, yönetti, yapımcılığını hatta müziklerini bizzat yaptı zannedeceğiz. Türkiye’de romantik “komedi” gelişmiş bir tür değil. Bunu önceki senenin “Aşk Tutulması” filminden öğrendik. Bir gün gelişecek ama bu film o yolun başındaki sıradan bir yapıta benziyor sadece.

Son Vampir: Filmi duyunca bir an izlediğim yabancı dizilerden birinin karakterine dönüşüp “what the fuck?” dedim. “Blood: The Last Vampire”ın filmi çekilmiş de gösterime giriyormuş meğersem! Hiç haberim olmamış. Yalnız dağıtımcısına selam söylerim, yanlış bayramda vizyona sokuyor filmini. Filmin ismi “kan”, afişinde kılıçlı karakterimiz… Kurban bayramı ne güne duruyor?

Veba: Bir çok çekici öyküye konu olmuştur ölümcül hastalıklar. Liseden bir arkadaşım bizim yatılı okulumuzda geçen bir öykü yazmıştı hatta, sırf o hikayenin güzel hatırası için bile filme ilgim arttı. Başrollerde Star Trek’ten Chris Pine, Oz’dan Christopher Meloni ve Coyote Ugly’den Piper Perabo var. Filmi Pastor kardeşler yönetiyor.

Çıngıraklı Top: Bir kendini yeniden keşfetme öyküsü olan yerli film İlyas Salman’ın da dahil olduğu oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor.

Sonsuz: Haftanın üçüncü yerli filmini Ali’nin, Dilber’İn ve Zeynep’in sekizer günlerini anlatan Cemal Şan yönetiyor. İşin içinde hayata tutunmaya çalışan kanser hastaları ve kendini oynayan Süleyman Turan var. İsmail Hacıoğlu ve geçirdiği tek kaşını havada tutma ameliyatından sonra filmleri birbirinden ayırt edilemeyen Şevket Çoruh da kadroda.

G-Force: Ajan fareler. Animasyon. Üç boyut. Jerry Bruckheimer. (Bir filmin görsel boyutu “3D”, senaryonun boyutundan daha derin olunca yapımcılar kendini nasıl hissediyordur acaba?)

Göçenler Göçürenler: Bir “yabancı film isimlerini Türkçe’ye çevirme” klasiği daha. Bu dram-komedi kırması animasyon Rusya’dan Amerika’ya göçen birkaç elemanı anlatıyor.

Öldüren Kelimeler: İyi film çıkarması en zor türlerden biri olan zombi filmlerine bir örnek. Bu Kanada yapımı bir sürü övgü topladı ama konu zombiler olunca buna güvenmek zor.

Kanımdaki Barut: Pusat dizisinden sonra rolü için kendini geliştirme olayını abartan, başka oyuncuları gerçek hayatta ringe çağırmaya başlayan Haluk Piyes’in yazıp yönettiği bıçkın delikanlı filmine biraz temkinli yaklaşmakta fayda var. Zira bu film için Adrien Brody ile çalışma teklifini reddettiğini söylediğine göre bir “kendini fazla ciddiye alma” vakasıyla karşı karşıya olabiliriz. Film iyi değilse Piyes’in eleştirmenlere ve sanat filmlerine laf atması için maksimum üç hafta bekleriz.

Sarı Saten: Avrupa’da çekilen ilk bağımsız Türk filmiymiş. Konu itibarıyle Türk izleyicisine uygun aslında. Gelgelelim reklam, tanıtım yapmadıkları gibi 1000 tane filmin gösterildiği bir hafta vizyona sokuyorlar. Hiçbir yerli filmin gişede göçmesini istemem sonuç olarak ama sonuç şimdiden belli gibi.

Şeytanın Oteli 2: Birincisini hatırlayanlar için Norveç’ten geliyor.

Bu bereketli haftada iyi seyirler.

Hiç yorum yok: