25 Eylül 2009 Cuma

46. Altın Protokol Film Festivali



Kabul edilemez diye nitelemek tam yerinde olacak. 46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali hergün daha kötü sürprizler sunuyor bize. Önce birkaç senedir devam eden ve festival süresince bir çok yabancı sinema insanının ülkemize konuk gelmesini sağlayan Avrasya Film Festivali sonlandırıldı. Yabancı filmlerin ilk gösterimleri yine yapılacak ama uluslararası bir markete dönüşme ihtimali olan bir organizasyon sona ermiş oldu. Bunu iktidar partisinin şehrin yerel seçimlerindeki hezimetine bağlayanlar haksız değil sanırım. Şehire küsüp onyıllardır süre gelen bir festivale desteğini kısmak, bu şekilde kimi ve neyi bilmiyorum ama bir cezalandırmaya gitmek saçma diyecek kadar değerli bile değil benim gözümde.


Bugünkü habere gelelim. Festivalin ulusal uzun metraj film yarşması jürisi de belli olmuş. Hani "git kendini at bir yerlerden" dedirten bir toplama. Önce yorum yapmadan isimleri sıralayayım. Başkan, yönetmen Erden Kıral. Gerisi, Mustafa Altıoklar, İzzet Günay, Mustafa Ziya Ülkenciler, Nurgül Yeşilçay, Ömür Gedik, Sırrı Süreyya Önder, Yavuz Bingöl ve Zeynep Oral. Tamam, başkan Erden Kıral yakın zamanda "Vicdan" gibi bir başyapıtı yapıp sundu bizlere, başkan olması gerekmezdi ama jüride bulunuşunu sorgulamaya gerek yok. Geri kalan isimler ne olacak?


Örneğin Ömür Gedik ne yazacak? "Brad Pitt'in yakışıklı gözükmediği bir filme alışamadım" yazmıştı Soysuzlar Çetesi için. "Nejat İşler'i ne hale sokmuşlar, katlanamadım" mı diyecek? Filmde jön var mı yok mu diye mi bakacak? Her filme en az üç yıldız mı verecek? Filmin temposu düşük diye puanını mı kıracak? Sonsuza kadar sorabilirim yani. Güneşi Gördüm yarışmada olsa mesela ona mı verecekti oyunu? Çınar gibi festival öyle bir filmi mi ödüllendirecekti?


Bu arada Güneşi Gördüm, Oscar aday adayımız olmuş. Bu insanlar nasıl izliyorlar bu filmleri anlamıyorum! "Antalya'da yerel seçimi kaybettik, festivale desteği kesin, sürünsün köpekler... Ama dünyanın en büyük ödül törenine ülkemizi, devletimizi (hadi onları önemsemesek de hükümetimizi) itin ***üne sokan bir filmi temsil etmesi için yollayalım."

Konuya döneyim. Mustafa Altıoklar, Banyo'yu yazmış yönetmiş bir insan. Eleştirmenlerle arasındaki husumet yıllardır bitmek bilmedi. Eleştirmenlerin kalesi diyebileceğim festivallerde adamı karar mercii yapmak doğru mu? Yavuz Bingöl'ün Üç Maymun'da çıkardığı işi tebrik ettik. Ancak oyuncuların jüri olması yeterince vitrin işiyken bir de sadece tek filmi ciddiye alınabilecek birini seçmek nedir? Nurgül Yeşilçay zaten o grubun yıldızı olsun diye girmedi mi? Sadece bakmalık kaç tane jüri üyesi lazım?


Bu isimler kalan şahane sinema insanlarını destekliyor olsa yine laf etmezdim. Tamam Mustafa Ziya Ülkenciler kendi kulvarında (sanat yönetmenliği) efsane bir isim. Ama son dönemde yaptığı işler Ulak ve Avrupa Yakası için iyi demek mümkün mü? Veya İzzet Günay'ın festivalin parlak Yeşilçam yıllarını hatırlatmaktan fazla bir görev yapması gerekli miydi? 




Küçük bir not. Buradaki isimlerin hepsine saygı duyduğumu ve can çekişen bir endüstride var oldukları için gurur duymaları gerektiğini belirteyim. Ancak insanların olmaları ve olmamaları gereken yerler vardır, bunu da göz ardı edemeyiz. Hele de söz konusu yarım asırlık bir festivalin prestijiyse.


İşin daha absürd tarafı bu jüride bulunmayı hak edecek bir çok ismin kısa film jürisinde bulunmaları. Yani gerekli insanlar ulaşılamaz ya da yok değiller. Sadece popüler isimlerin altında kalmışlar. Kısa film jürisinde Sonbahar filmiyle insanları mesteden Özcan Alper, kısa film dünyasının tanınmış ismi Hilmi Etikan, eleştirmenlerin ŞAHI Mehmet Açar, Aslı Selçuk ve uzun metraj jürisindeki oyuncuların aksine tercihlerine her zaman güvenebileceğiniz Tülin Özen var. 


İşin özü her sene tavır değiştirmekten zaten yeterince kırılgan olan bir festival bu seneyi zararsız atlatırsa iyidir. Seçilen filmleri tartışmayı seviyoruz ve bu güzel de bir şey ancak seçecek insanları tartışmaya ve elde hiçbir şey bulmaya gelince iş vahim bir hal alıyor.




Festivalde yarışacak ilgi çekici filmlerden biri. Zeki Demirkubuz'dan "Kıskanmak" ilerde ayrı bir yazı konusu olacak.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

erden kıral ve başyapıtı VİCDAN mı?yoksa şakamı yapıyorsun...

Emre dedi ki...

dediklerinden bazılarına katılmıyorum.

Öncelikle, Vecdi Sayar röportajını okumuşsan bu ayki "Sinema"da, adam gayet mantıklı bir şekilde iki festivali tek isim altında toplama ve daha birçok kararın nedenini açıklamış.

İkincisi, evet Ömür Gedik'in o jüride bulunmasına ben de bazı oturma uzuvlarımla güldüm ya da genel olarak tatmin edici bir festival jüri grubuyla karşı larşıya olduğumuzu düşünmüyorum ama Nurgül Yeşilçay'ın gayet yerinde bir seçim bence.