9 Temmuz 2009 Perşembe

Yüksel Aytuğ'un Dünyası

Şimdi aslında iki konu var:



Birincisi Hadise çok güzel. Epeydir ne kostüm kıyafetlerini ne performanslarını ne de son klibi Fast Life'ı beğendim ama Kuruçeşme Arena konserinde giyindiği şu kıyafet ve şu fotoğrafta gördüğünüz tavır on numara. Konsere gidemedim, izlediğim kayıtlara bakılırsa pek bir şey kaçırdım sayılmaz ama şu görüntü taş işte. Kızda halen bir çekingenlik, durgunluk var, Britney Spears'ın bunalım sonrası halini andırıyor. "Hızlı Yaşam" adlı bir şarkının klibinde hareket etmemesinin başka bir açıklaması olabilir mi? Medyanın aşırı yüklenmesi böyle sonuçlar yaratıyor işte. Tıpkı ikinci maddedeki insanın yaptığı gibi.

İkincisi Yüksel Aytuğ çok çok boş bir insan. Tiffany'nin çatlak tişört diye salak bir yarışmasına jüri başkanı oldum diye seviniyor, oy verdiği tişört birinci seçildi diye gurur duyuyor, her gün köşesinde "Zaptiye" diye bir kutucukta insan aklına gelebilecek en kötü esprileri kalın fontlarla yazıyor, Atv'nin merhem olsa bir yerime sürmeyeceğim dizilerini güzel sanıyor falan. "Aslında izdivaç programlarını hepimiz izliyoruz" gibi ilkokul seviyesinden arak tezleri var. Bir de tabi menfaatleri var. Onlara ters düşen şeyler hakkında adaletsiz yazmaktan da çekinmeyecek kadar ulu. Bugün Hadise hakkında yazmış, diyor ki "Eurovision boyunca kötü yönetilmesinin etkileri halen üstünde, bir ürkeklik vardı". Öbür satırda da "sahneye çok yakışıyor, yıldız ışığı parıl parıl parladı" falan demiş. Aynı sahneye kaç tane Hadise çıktı bilinmez ama garibimin aklı gidip geldi demek ki yazısını menfaatine göre yontmak için. Sonra da efendim "eski Hadise geri dönmeli" demiş. 4-5 yazısından birinde bok attığı "Hadise'yi yönetenler" 3 senedir kızın yanındaydı zaten, sen eski Hadise'yi tanımıyorsun bile. Bütün ülke bilmiyor o ekipten öncesini. Kaküllü, gurbetçi bir kızdı işte. Övdüğün de yerdiğin de bir, sevgili Aytuğ, yazın hiçbir yere ulaşmıyor maalesef.



O ekipten sonra da "Evlenmeliyiz" gibi şarkılar yapmaya başladı işte. Halen kabullenemiyorum.

Sevgili okurlar, yazarların samimiyeti konusunda dikkatli olunuz. Bazıları böyle işbilir oluyorlar.

Hiç yorum yok: