11 Haziran 2009 Perşembe

August Rush (2007)



Büyüklere aşırı fantastik veya aşırı romantik bir film izlettiğinizde klasik olarak “Türkler çekse saçma dersiniz” derler ya, işte “Kalbini Dinle” tam öyle bir film. En klişe yanlış anlamaları, yol ayrımları, duygusallığıyla Sezercik klasmanından filmlere güzel müzikler katın, elde ettiğiniz şey bu olur. Rock gitaristi ve solisti Louis, çellocu Lyla ile konser sonrası ay ışığı ile aydınlatılmış bir çatıda tanışır. Orada geçirdikleri geceden sonra, tanışmalarının üzerinden 12 saat geçmeden dünyaya gelmeye hazırlanan bir bebekleri vardır artık. Adam bunu bilmez, kızın da zalim babası istemez. Kızın geçirdiği vahim kaza babaya fırsat verir, bebeğin öldü der, çocuğu da yetimhaneye verir.

Kızla çocuk o geceden sonra görüşmediklerinden aile üç parçaya ayrılmıştır ama kız ve adam birbirlerini katiyen unutamaz, ikisi de müzik yapamaz duruma gelir. Çocuk ise ebeveynlerinden aldığı olağanüstü müzik yeteneği ile yetimhaneden en çılgın konservatuarlara kadar yükselir… 6 ayda. Esas kızımız da bebeğinin aslında ölmediğini öğrenince macera başlar.

Film oldukça tahmin edilebilir, Jonathan Rhys Meyers çılgıncasına kötü oynuyor, kızın ise derinliği heralde bileği geçmez. Gelgelelim hiç inandırıcı olmasa da çocuğun yeteneğini keşfedişini izlemek ve müziğe inancı yüzünden ortalıkta dünyaya düşmüş uzaylı gibi gezinmesini görmek oldukça eğlenceli. Müzikler daha güzel olabilirmiş açıkçası, melodiler insanı film boyunca yakalıyor ama şarkıların hiçbiri ertesi güne (benim için bugüne) aklımda kalmış değil. Yine de Pazar günleri aileyle izlemeye layık bu film sürpriz ya da orijinallik beklemeyenler için keyifli olabilir.

Not: Yemeksepeti.com’dan 30 TL’lik tıkınırsanız August Rush DVD’sini bedavaya edinebilirsiniz.

Hiç yorum yok: