10 Nisan 2009 Cuma

Zuhal Olcay - Aşk'ın Halleri



Her parçası güzel albümlerden bahsetmişken (John Legend – Evolver) bir tane de yerli örnek vermek için tam zamanıdır dedim. Zuhal Olcay’ın “Başucu Şarkıları” serisinden sonra doğru bir kararla 10 adet yeni şarkıyla hazırladığı “Aşk’ın Halleri” Türk popunun kıymetini bildiren, başından sonuna kadar etkileyiciliğini yitirmeyen bir çalışma. Şarkıcının güzel sesi ve güzel yorumunu hiç eskimemiş parçalarla dinledik son birkaç yıldır. Şimdi ise hiç eskimeyeceği şimdiden belli işlerle dinliyoruz.

Oldukça riskli bir parçayla açılıyor albüm. “Derinde”nin diğer az sözlü şarkılardan farkı melodi ve aranjeden çok yoruma yaslanması. Öyle zor ve etkileyici bir parça ki albüme o anda saygınızı kazanıyorsunuz zaten. Bu hissi körüklemek istercesine sözü ve bestesi Bülent Ortaçgil adlı dünya harikasına ait olan “Aşkın En Mavi Zamanı” geliyor peşine. Yazarın en iyi parçalarından biri değil belki, yine de ne kadar güzel olduğunu söylemeye gerek bırakmayacak kadar iyi. Her şeyin ötesinde hisli ve sanatsal. Albüm sattırmak için değil, yıllar sonrasına da kalsın diye yapılmış. Olcay’ın albüm promosyonunda bu şarkıyı kullanması albümle ilgili de aynı hedeflerin geçerli olduğunu gösteriyor.

Çıkış şarkısı “Yine Aşk Var” albümün genel temposunu temsil etmiyor açıkçası. Fakat bu şarkıyı dinlemek kadar keyifli, tatmin edici başka bir müziksel aktivite bulamıyorum bugünlerde. Zuhal Olcay’a yapışmış olan o hüzün duygusunu en şekere bulanmış haliyle sunan parça videosuyla da tam hedefinden vurmuş. Açıkçası üzüntüyü hareketli parçalara, sevinci ise duygusal parçalara sokuşturabilen işer her zaman birkaç puan daha fazla alıyorlar benim gözümde.



Albümü dinlenmek zorunda kılan parçaların bir kısmı “Yine Aşk Var”a en çok yakışan ve yaklaşan “Aşk Bana Zor Geliyor”, Zuhal Olcay’ın söz yazımında en az yorumculuk kadar iyi iş çıkardığı “Düş-Müş”, eski günler, eski aşklar özlemini çok iyi işleyen “Hanfendiler Beyefendiler” ve heralde albümün en vurucu ve en iyi şarkısı olan “Gitme Vakti”. Bu sonuncusu ilk dinleyişte hemen çarpmayabilir ama birkaç sefer sonra, benim düşündüğüm gibi, modern bir klasik olduğunu anlayacaksınız.

Halka Açık” da özellikle sevgi dolu sözleriyle bu üstte saydıklarımın arasına katılırken, 10 parçanın ortalarında, “Şermin” ve “Eski Resimler” ile biraz hız kesiyor albüm. Hani döndürüp döndürüp dinlenilecek olan parçalar bu ikisi değil. Yine de yazının başında her şarkının iyi olduğunu açıkça belirttim, demek ki bunlar da albümden bir şey götüren şarkılar değiller.

90’lar popunu nasıl sevdiğimi biliyorsunuz, bu albüm ondan bir önceki “iyi pop”un, bariz olarak Ortaçgil ekolünün bir üyesi. Gerçi kendisinin aranjelerine oranla oldukça ağdalı bulunabilir “Aşk’ın Halleri”, zira ney gibi “heyecanlı” enstrümanlar sık sık kullanılıyor. Fakat melodilerde, sözlerde hem o dönemi hem de o döneme özlemi görmek mümkün. Zuhal Olcay’ı günümüz piyasasında sadece sanatını konuşturan bir albüm yaptığı için tebrik etmek lazım. Belki herkes 10 senedir aynı şeyi yapsaydı, dinleyici de albümlere olan güvenini kaybetmez, düşen satışlar için gerçekten sadece korsan suçlu olurdu. Son olarak demem şudur ki bu aralar alınacak ve dinlenilek albümler “Hatırına Sustum”la beraber bu albümdür.

Not: 4 / 5

1 yorum:

kIbIL dedi ki...

eski resimleri ben pek begendim, döndürüp döndürüp dinliyorum da...