19 Mart 2009 Perşembe

Take That - The Circus




Boyband'lerin neredeyse tarih olduğu bir zamanda, solo olarak en başarılı olmuş üyeleri olmadan bir araya gelip inanılmaz ticari başarılara imza atan Take That kesinlikle incelenesi bir vaka. Ayrıldıklarından yaklaşık 10 sene sonra belki de söyledikleri en iyi şarkının (Patience) yanında grup çok da başarılı bir albüm yapmış ve gördükleri ilginin hakkını vermişti. Yine bu sitede okumuştunuz zaten ne kadar sevdiğimi. Fakat adeta müzik dünyasına yeni girmiş bir grup gibi, yenilerin yaptığı o devasa hataya düşmüşler. Başarılı olan taze müzisyenlerin ilk albümlerinin biraz daha ticari taklitlerini ikinci albüm diye sunmaları çok sık rastlanan birşeydir. Take That de yeniden doğuşlarının ikinci albümünü (halbuki toplamda beşinci albümleri) bu şekilde yapmış.


Albümün ilk single'ı Greatest Day epik olmaya çalışan bir ballad ve albümün ikinci parçası; tıpkı önceki albümün ilk single'ı Patience gibi. Yine Patience'ı hatırlatırcasına ön vokalleri Gary Barlow söylüyor. İki şarkının kalite olarak kıyası ise mümkün değil. Greatest Day her anlamda daha sönük kalıyor. Gelelim ikinci single'lara. Yine albümün ortalarından seçilmiş, yine ön vokalde Mark Owen var ve yine The Beatles'ı hatırlatan, biraz kabare soslu bir parça Up All Night. Önceki albümün ikinci single'ı “Shine”a o kadar benziyor ki aynı video klibi rahatlıkla paylaşabilirlermiş. Hadi bunlar promosyon işleri diyelim, işe yarayan bir formülü neden bir daha kullanmasınlar ki? Fakat albümün geri kalanında da sürekli deja-vu hissine düşüp duruyorsunuz. O zaman da ister istemez soruyorsunuz kendinize, aynı grup aynı işin daha kalitelisini yapmışken yeni şarkıları neden dinleyeyim?



Bunun cevabı müzik dünyasına yeni bir şey getirmese de Take That'in genelde isabetli müzik yaptığı olacaktır. Gitgide olgunlaşan tarzlarını ve hayranlarını memnun edecek materyali hep bir araya getirebilen grup kulaklara yeni gelmeyecek olsa da dinlemesi keyifli şarkılar yapmış. Geçen albümde olduğu gibi yine en iyilerin ön vokalini Howard Donald söylüyor. Bu şarkılar What Is Love ve Here. Yine bu elemanın en az sevdiği şarkı albümün en zayıflarından biri, onun adı da Hold Up A Light.


Patience kadar güzel bir şarkının eksikliği hissedilse de albümü hatırlanır kılacak parçalar mevcut. Açılışı yapan ve üçüncü single olacak The Garden, isim parçası The Circus (çok iyi parça ve çok iyi sözler), oldukça iyimser sözleriyle Hello ve ikinci single Up All Night bir alışınca defalarca dinlenilebilecek işler. Bir de gizlenmiş şarkı She Said mevcut son şarkının sonunda. O da kesinlikle kalite grafiğinin yüksek noktalarına denk geliyor.



Albümün ismi, çıkış tarihlerinin de neredeyse aynı olduğu Britney albümüyle “pişti oldu”. Gerçi Take That kendi memleketlerinde Britney'nin satışlarını solladı ama zamanında albümün planlanmış ismini değiştirmeyi bile düşünmüşler. Şimdi turne isimleri de çok benzer olunca (Take That Presents The Circus LiveThe Circus Starring: Britney Spears) bunun samimiyeti ve gerekliliği biraz daha tartışılabilir oluyor açıkçası. Yine de Take That'in asıl kaçınması gereken başka sanatçılarla olan biçim benzerlikleri değil kendileriyle olan içerik benzerliği. Hadi bu sefer idare etmişler, ortaya sevilebilir bir albüm çıkmış ama hep aynı yolu hep aynı şekilde yürürlerse bir tane daha efsanevi geri dönüş yapmaları gerekecek.


Not: 3 / 5


Hiç yorum yok: