20 Şubat 2009 Cuma

Lily Allen - It's Not Me, It's You



Lily Allen'ı iğrenç derecede kalitesiz göründüğü sarışın-sarhoş hallerindeyken, vücudu konusunda Britney'den daha “cömert” davrandığı günlerde daha hiç dinlememiştim. “Smile” adlı vasat çıkış şarkısından haberdardım sadece. Yeni albümü “It's Not Me, It's You”dan ilk çıkan şarkı “The Fear” kulağa oldukça hoş gelince iki albümüne de bir göz attım. Meğersem müzikal dehaymış kız. En azından olma potansiyeli var.

Allen'ın ilk albümündeki “Alfie”, “Littlest Things”, “Friend of Mine”, “Knock 'Em Out”, “LDN” gibi şahane şarkıların hepsinin yeri dolmamış ikinci albümde ama sevecek yeni şeyler bulunuyor hemen. Açılış şarkısı “Everyone's At It” albümün tarzını anlamak için doğru bir tercih, dürüst (ve dürüst olunmasını isteyen) sözleriyle de, vurucu düzenlemesiyle de hemen ilgiyi topluyor. “Back To The Start” adlı bir de kardeşi var. İlk single “The Fear”, tıpkı “Smile” gibi en sinik ve dikkat çekmeyen şarkılardan biri. Özellikle de müzikal açıdan. “But it doesn't matter cause i'm packing plastic, and that's what makes my life so fucking fantastic” dediği kısım* ise şarkıyı dinletmeye yetiyor. Üçüncü şarkı “dinle, dinle, dinle, dinle, o kadar dinle ki 1 hafta sonrasında duyunca miden bulansın” tarzı bir şarkı. Tıpkı “Alfie” gibi, maksimum enerji dolu, zıp zıp dans etme, sözlere eşlik etme isteği uyandıran mükemmel bir parça “Not Fair” (ikinci single). Albümün doruk noktası, bu sefer sona atılmamış “Alfie” gibi.



İlk albümdeki orijinallik bu albümde aynı derecede mevcut değil (hep böyle olur zaten) ama sorunun kulağımızın Lily'e alışması olmadığını biliyoruz. Şarkılar zaman zaman kendini tekrar ediyor, zaman zaman ilgi çekici olamıyor. Örneğin “Fuck You” bir nev'i Lily Allen parodisi gibi bir şey. Kadından beklediğiniz her şey en tanıdık halleriyle var. “I Could Say”, “The Fear”ın aynısı, “Chinese” bu albümün “Littlest Things”i (bir yandan da neredeyse onun kadar etkileyici), “Who'd Have Known” ise Take That'in bir önceki albümünden “Shine” ile birebir aynı melodiyi paylaşıyor. Hadi Take That yeni albümünde bir öncekini aynen kopyalamış, anlarım da Lily'e ne oluyor?



It's Not Me, It's Not You” hem sözleri hem müzikleriyle hayran olunmak için bekleniyordu ama çoğu şarkı için bunu “söz”le sınırlı tutmak zorundayız maalesef. Eğer dinlemediyseniz, önce koşarak ilk albümü edinip dinlemenizi, sonra sırası gelince buna geçmenizi öneriyorum. Buna geçince de albümü değerlendirirken “Not Fair”i dinleyin ki ortaya olumlu bir şeyler çıksın. Lily Allen hazır hanımefendi ve çok güzel olmuşken (koyu uzun saçlı, kocaman gözlü), böyle kalmasını diliyorum. Transparan eteğinden saklamaya lüzum duymadığı yerlerini görmesek de olur, yazdığı sözler orasından daha güzel (sinema, müzik ve vajina eleştirmeni Fatih Melek'in sitesindesiniz). Eğer müzikal numaralarını da sakınmadan yaparsa, tıpkı “Turkish Lily Allen” diye anılan Nil gibi kısa sürede saygıdeğer bir müzisyen olabilir. İlk albümle oraya doğru kocaman bir adım attı, ikinci albümle kalan yolun yarısını gitti. Her albümde yarısını giderse, o meşhur paradoks gibi hiç varamayabilir, sıradaki albümle bütün kalanı ve fazlasını da gidebilir. Ağzına daha az alkol ve daha çok one night stand çükü alırsa kızgın ve güzel şarkılar ortaya çıkacaktır diye umuyorum.

Lily yazısında ağzımı bozmama şaşırmadınız heralde.

Not: 3.5 / 5 (Biraz fazladan oldu, arkada Not Fair çalıyor)



* Önemli değil çünkü sınırsız kredi kartlarım var. Hayatımı mükemmel yapan da bu.

2 yorum:

unexpected dedi ki...

3.5 hakarettir.
artı 3 bonusu da vardır bu albumun. onlara kulak verilsin.

görkem dedi ki...

fatih sana inanamıyorum.bu albüme nasıl 3.5 verirsin ya!bence bu yılın en iyi albümü kesinlikle ve kime sorsam albümü çok beğendiğini söylüyor.bence albümü biraz daha dinle!