3 Şubat 2009 Salı

Güz Sancısı (2008)



Tomris Giritlioğlu'nun yönettiği “Güz Sancısı” genç oyuncu kadrosu ve umut verici görselliğiyle 6-7 Eylül olaylarını anlatan bir dönem filmi. Önceki hafta gösterime girmeden önce dediğim gibi halkımızın ilgisini cezbetmeyi başardı. Giritlioğlu'nun hassas tarihi konulara olan ilgisi popüler yüzlerle birleşince bu sonuç kaçınılmaz oldu. Yani bir ürün olarak çekici bir paket var elimizde, ama bir film olarak nasıl?


Kısa cevabı: tatsız tuzsuz. En azından süresinin çoğu boyunca. Politik ayrılıklara rağmen aşık olan siviller alışık olmadığımız bir konu değil, film de bunu anlatıyor. Hele de Türk erkeği kalpsiz babasına başkaldıran bir genç, Rum kızı ise fahişe olunca her şey daha da bilindikleşiyor. Ancak buna rağmen, en garanti fırsatları bile kaçırarak ne gerilimli olabiliyor film, ne de romantik; ne üzücü olabiliyor ne de sivri. Karşımıza çıkan hemen her karakteri daha önce başka filmlerde izlemişiz. Üstelik bunun suçlusu ilk gördüğümden beri aynı şekilde oynayan Okan Yalabık değil, senaryo. Yönetmen, iyi filmin içinde sembolizmin, metaforların olması gerektiğine o kadar inandırmış ki kendini, duyguyu vermektense (ki sembolikten çok duygusal olmaya yönelik bir hikaye bu, kabul edelim) hamam böcekleri, sürekli kesilen sonra evi basan su gibi ipuçlarıyla doldurmuş filmi. Defalarca izleyip de anlamlarını çözmelik. Maalesef defalarca izlenecek kadar eğlenceli bir film değil.



Bu gidişat neredeyse finale kadar böyle sürüyor. Fakat olaylar patlak verdiğinde temponun artışı elle tutulur gözle görülür bir şekilde oluyor.Bu utanç verici tarihi gerçekleri özetlemek gerekirse; Kıbrıs olayları zamanı artan Rum düşmanlığı, körükleyenlerden dolayı patlamaya hazır bomba olmuştur. Bir gün Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba atıldığını iddia eden yalan bir haber duyulur. Gaza gelmeye her şeyden daha müsait insanımız Beyoğlu'na daldığı gibi Rumların yaşadığı, çalıştığı nere varsa talan eder, yağmalar, çalar (bu noktada “en azından manasızca kızgın olmakla yetinseydik” dedim) ve aklınca ders vermiş olur. Gerçek hayatta son derece yüz kızartıcı, bir film içinse altın madeni bir konu bu. Filmin sanat departmanı, tüm sahneler boyunca olduğu gibi bu yağma sahnelerinde de inanılmaz iyi iş çıkarmış, Piyanist'in “talan olmuş sokaklar” sahnelerine ne kadar benzediği hiç önemli değil. Gördüğümüz manzara son derece etkileyici. Filmin genelinin aksine.



Başrol oyuncuları Murat Yıldırım ve Beren Saat, “Güz Sancısı”nı sırtlayan isimler. Daha önce büyük bir yetenek gösterisine maruz kalmadığımız Saat, muhtemelen kendi yapmadığı dublajın etkisiyle kendisini aşmış. Murat Yıldırım için ise diyecek söz bulamıyorum. O kadar doğal ve buna rağmen kendini tekrarlamayan bir oyunculuğu var ki minimalist yönetmenlerimiz neden üstüne atlamıyor anlamıyorum. Kendini zorla ön plana atmadan çok başarılı olabilen oyunculardan Yıldırım. Umarım sinemada kıymeti bilinir.



Bu iki oyuncunun hatırına, yine finale doğru romantik olabilen bazı sahneler var. Yakınlaştıkları sahneler olabildiğince kaliteli çekilmiş. Bir de oynadığı her filmde kendisinden bahsedilmesini hak eden İlker Aksum var. Karakteri, tüm diğer karakterler gibi daha önceden tanıdığınız bir tip ama film boyunca verilmeye çalışılan gerilim bir tek bu adam gözlerini kocaman açınca akıyor izleyiciye. Yine Zuhal Olcay'ın filme ufak ziyareti ilgiyi körükleyen anlardan oluyor. Anlayacağınız efsanevi işler çıkarmamışlar belki ama oyuncular yönetmenin işini üstlenip filmden çıkması gereken duyguyu kısmen çıkartmışlar. Tomris Giritlioğlu'nun yönetmenliği biraz ısmarlama olmuş böyle bir öykünün üstüne. Halbuki ne kadar yetenekli olduğundan hiç şüphem yok. Genelde o sihri perdeye yansıtmayı başarır. Fakat sıkılırsanız da işlerin değiştiği finale kadar sabrediniz. Sinemada arkamda oturan adamın, sıkılan arkadaşına söylediği gibi: “Oflama, oflarsan sihir bozulur.”


Not: 3 / 5

2 yorum:

Yigit dedi ki...

Fatih, gerçekten bazen elinde olmadan da olsa, cool bi eleştirmen hep biraz not kırar diye yorum yazdığını düşünüyorum.
O kadar saçma filmlere iyi puanlar verdikten sonra, böyle etkileyici bir filme bunları demek ve 3 vermek :)

lecterhouse dedi ki...

hangileriymiş iyi puan verdiğim saçma filmler? güz sancısı tam yazdığım ayarda bi filmdi bence. beni pek etkilemedi final hariç.