13 Şubat 2009 Cuma

!F 2009 - 13 Şubat Tavsiyeleri



Geçen sene !F'le ilgili güncel hiçbir şey yapamamıştım, içimde kalmıştı. Hazır fırsat bulmuşken 13 Şubat Cuma filmlerinden tavsiye ettiklerimi yazayım:

Efendim, yarın sabahın köründe kalkıp sinemaya gitmenize gerek yok, ilk tavsiye ettiğim film 15.00'te başlıyor.”The Man Who Loved Yngve” Emek Sineması'nda gösterilecek. Bu filmlerin konusunu, bilmemnesini !F sitesinden okuyabilirsiniz. Beni çeken tarafı, The Cure, REM gibi sevdiğim isimlerden gelen müzikleri, gençlik hayalleri, rock merakı, yeni gelen biriyle değişen dünyalar gibi unsurlardan oluşan içeriği oldu. Eğlenceli bir film, sinik ve ağır değil. Bir yandan da gençliğin olmazsa olmazı melankoliyi içeriyor tabi. İyi bir seçim olabilir.

İkinci filmimiz, 17.00'de yine Emek Sineması'nda gösterilen “Sauna”. Fantastik Filmler kuşağında gösterilen bu yapıt beni fragmanıyla vurdu. Günahlardan arınmak üzerine olan konusu, geçmişin hayaletleriyle yüzleşmeler (mecazi olarak değil), oldukça etkileyici kullanılmış gibi görünen müzik ortaya kaçırılmaması gereken bir film çıkarmış olabilir. En azından güzel görselliği ve özenli çekilmiş sahneleri için izlenesi.

Bu filmden çıktığınızda iki film peşpeşe kafanızı yeterince yormadıysa club müzik üzerine bir film izlemelisiniz. “Berlin Calling” bayılmadığım bu müzik türüyle iyi bir iş çıkarmış gibi gözüküyor. Bedük benzeri baş karakter DJ, gece hayatının en güzelini yaşarken bir anda yaşamı tepe taklak oluyor. DJ'leri dinlemesi her zaman keyifli olmuyor, hele de kafa iyi değilken ama izlemesi güzel olacak gibi. Bedük'ü gösterime getirip, filmin baş karakteri diye yutturabilirmiş organizatörler. Oldukça ilgi çekerdi. Bu fikir de size ticari bir kıyağım olsun sevgili !F insanları. Film 19.00'da Emek Sineması'nda.

21.30'da yine Emek Sineması'nda, bu senenin muhtemelen en gözde filmi “Slumdog Millionaire” var. Gösterime girecek sonra tabi ama “illa 15 lira verip izlemeliyim” diyorsanız, pişman olacağınızı zannetmiyorum. Oscar 2009'un bu en güçlü adaylarından biri, bağımsız sinemanın gerçek dünyayı fethettiği anlardan birini yaşatabilir bizlere.

Saat oldu 22.00, AFM Bağımsız Film Festivali'nde dört tane film izledik ama halen AFM'ye girmedik. Üç parçasından birini Michel Gondry'nin, bir diğerini ise süper film “Yaratık”ın yönetmeni kimse onun çektiği “Tokyo” derdimize deva olacaktır. Bu tip parçapinçik şehir güzellemelerinden asla başyapıt çıkmaz ama beğenmek için üç film var karşınızda. Bu da üç kat memnuniyet ihtimali demek. Hem de tek film parasına. Oley.

“Bu akşam Cuma, ama dışarı çıkıp alkolü abartıp kusmaya üşeniyorum, nasıl kusacağım ben?” diyorsanız “Tokyo Gore Police” diyorum sizlere. Nöbetçi Sinema kuşağından bu film kan, şiddet ve vücut deformasyonu üzerine hiç sınır tanımamış, fragmanını izlemek bile yeterince zor bir deneyimdi. 00.30'da filme girip 109 dakika boyunca sabrınızı denemek isterseniz hiç kaçırmayın. Ancak her “zor” filme benzemiyor bu gerçekten sınır tanımamışlar. Uyarmış olayım. Şiddet ve cinsellik ne kadar abartılırsa merakımız da o kadar kamçılanıyor tabi. Biri daha demişti bunu ama kim? İsmi de bana benziyordu ama... Hah, elbette! Freud. Selam çaktım buradan kendisine.

1 yorum:

Emre dedi ki...

"Man Who Loved Yngve", bu yıl gördüğüm en iyi filmlerden biri olabilir.

Bayıldım bayıldım. Yazarım ben de !F bitince zaten : )