17 Ocak 2009 Cumartesi

Türkiye Box Office 09.01.2009 - 11.01.2009


Film Adı

Hafta

Haftalık Seyirci

Toplam Seyirci

1

Vali

1

95.938

95.938

2

Issız Adam

10

93.227

2.351.669

3

A.R.O.G

6

57.309

3.613.682

4

Vicky Christina Barcelona

1

31.678

31.678

5

The Unborn

1

30.691

30.691

6

Bolt

3

24.829

152.189

7

Muro

6

19.761

2.258.299

8

Australia

3

16.822

138.030

9

Şeytanın Pabucu

3

15.967

195.599

10

Passengers

2

10.306

46.996



Vali'nin listeye (az bir farkla da olsa) 1 numaradan girmesi şaşırtıcı ve memnun edici bir durum. Bir kere iki üç zırzopun oynadığı kalitesiz komedi filmlerinden değil, salya sümük ağlanan filmlerden değil, kadrosundaki en ünlü isimler Şebnem Dönmez, İsmail Hacıoğlu, Uğur Polat gibi kemikleşmiş takipçileri olmayan isimler ve içerdiği politika da Kurtlar Vadisi'nin yaptığına benzemiyor. Buna rağmen 100.000'e yaklaşan bir seyirci sayısıyla kapatmış haftasonunu. Tebrikler.

A.R.O.G'un 5 liralık haftasonu neredeyse hiçbir işe yaramamış. Geçen haftasonuna oranla 7 bin kişi daha fazla izlemiş. Seyirci artışı, hızla azalan bir film olduğunu düşünürsek kanamayı durdurdu bir haftalığına belki ama sömestri haftasında gösterime giren filmlerle kapışması mümkün değil artık. 4 milyon seyirci barajı iyice zora girdi (Bu konudan haftalardır bahsetmemin nedeni bu barajın bana herhangi bir şey ifade etmesinden değil, yapılan matematiksel gözlemlerden dolayıdır. A.R.O.G'u iyi bulduğumu defalarca söyledim. Cem Yılmaz, mail atıp durma artık lütfen).

Woody Allen'ın, son dönem filmlerinin ve kendine has özelliklerinin tümünü taşıyan Vicky Christina Barcelona, oldukça sade fakat sıcak, romantik gelen afişinin de etkisiyle, aşk arayan herkesi salonlara çekti. İzleyen çoğu kişi de memnun ama tür size hitap etmiyorsa, beğenmemeniz de olası.

Muro, Bolt'a, Şeytanın Pabucu ise Australia'ya yenilmiş bu hafta. Yabancı filmlerin gecikmiş öcüdür bu. Halen daha zirvenin tepesine kurulamadılar ama alt sıralarda eski galipleri pataklıyorlar.

Bu haftasonu salonlarda dev bir savaş var. Bayram ve sömestri haftalarının artık çok verimli olduğunu herkes biliyor. Bu sebeple 7 film birden pastadan düşen payı kapışmak için gösterime girdiler. Faydası, oldukça yüksek bilet kesim sayısıyla Türk sinemacılığına olacak inşallah.

İki yerli film var bunların içinde. “Kadri'nin Götürdüğü Yere Git” beni irrite eden her şeyi toplamış içine; Şafak Sezer, şapşal şapşal gezinmekten başka ne işe yaradığını anlamadığım Alp Kırşan, hem yardımcı bir rol hem de yapımcılığı üstlenen Cem Özer filmde buluşarak bir antipati destanı yazmışlar adeta. Bundan fazlası ancak Tayfun Güneyer yönetse olurdu. Yine de kesinlikle haftasonunun birincisi olacak bu film. Diğer yerlimiz ise Ayakta Kal. Bu film hakkında ne düşündüğümü daha önce yazmıştım. Fragmanından bile belli olduğu gibi ciddiye alınıp da tanıtılacak bir şey gibi durmuyor. Yalnız işin içinde bazı genç yetenekler var; gönüllerin selenası Sinema Kobal'dan bahsetmiyorum, o çoktan kredisini yedi bitirdi saçma sapan işlerle. Ancak ısrarla filmi izleyeceğim diyorsanız, Emre Tetikel, Alp Çoker gibi isimlere dikkatinizi yönlendirmenizi tavsiye ederim. Eğer tüm perdeyi kaplamazsa Okan Karacan gözükünce kadrajın başka yerine bakmaya çalışın. Filme gişede çok büyük şans vermiyorum, entel liselileri Alacakaranlık çekeceğine göre, kalanlarını Kadri'nin Götürdüğü Yere Git'e kaptırması büyük olasılık.

Yabancılardan Amerikan hasılat canavarı Alacakaranlık ve muhtemelen bizim gişe listemizde iki numaraya yerleşecek olan Jim Carrey'nin Bay Evet'i bu hafta salonlarda. Alacakaranlık çok satan bir kitap dizisinin ilk uyarlaması; her zamanki gibi Amerikan gençliği bir şeye deli oluyorsa, bir mallığı vardır diye düşünüyorum (Miley Cyrus, Britney Spears, Gossip Girl, The O.C, High School Musical, Zac Efron, Shia LeBeouf gibi). Eleştirmenlerden aldığı değerlendirmeler karışık (mixed reviews, baby!). İyi de var, kötü de. Her halukarda vampirler ve ölümlüler arasında geçen bir Romeo + Juliet hikayesi biraz ilgiyi hak ediyor. Bay Evet ise, Jim Carrey'nin eski günlerini anımsattığı için ilgiyi hak ediyor. Türk izleyicisinden alacaktır da.

3 boyutlu teknolojiyle hazırlanan korku filmi İz, bu tekniğin hayranlarını cezbedecektir. Tek kopyayla Batman'da gösterime giren ve namus cinayetleriyle, genç kız intiharlarına dikkat çekmeye çalışan Havar'a başarılar dilemekten başka bir şey gelmiyor elimden. Şehir halkı ilgi gösterir umarım. Bir de çizgi filmsiz tatil haftası olmayacağına göre Open Season 2, küçük yavrularımız, evlatlarımız, mini miniciklerimiz için gösterimde olacak. Herkese iyi seyirler.

Hiç yorum yok: