3 Ocak 2009 Cumartesi

Nazan Öncel - Hatırına Sustum



Gelmiş geçmiş en iyi Türkçe sözlü parça olan “Göç”ün yazarı Nazan Öncel yeni albümünü geçtiğimiz hafta yayınladı. Alternatif türleri tercih edenlerden de popüler müzik sevenlerden de geniş bir hayran kitlesi olan Öncel'in son zamanlarda tatmin ettiği topluluk genelde ikincisiydi. Diğerleri ise eski günlerin hatırına yeni işlerde de elle tutulur yanlar arıyorlardı diyebiliriz. “Hatırına Sustum” ile işler değişiyor, farklı beğeniler göz önüne alınmaya başlanıyor. Şarkıcının başyapıtı “Demir Leblebi”den bu yana yaptığı en kişisel albüm elimizdeki.


İki tane şarkı var ki bu yazıyı sırf onlardan bahsetmek için yazıyorum diyebilirim. İlki, “Ankaralı Sevgilim”, albümün zirve noktası, sözleri albümdeki metanet duygusunun en güçlü verildiği sözler. Melodik olarak “Bana Söyletme” şarkısının biraz daha ağır tempolusu olarak nitelenebilecek parça başlı başına albümü sevmek için bir neden. İkincisi ise “Manzaralı Oda”. Öncel'in yavaş şarkılarına özellikle torpil geçiyorum sanılmasın, bir sürü sevdiğim oynak şarkısı da var. Fakat kabul edelim “Bu manzaralı odada, o bizim son gecemizdi” dediği slowlar gibi işlemiyor hiçbiri.


11 şarkılık albüm en zayıf noktasıyla açılıyor. “Öp Barışalım”, “Aşkım Baksana Bana”, stilini gönülsüzce devam ettiren bir parça adeta. Onun kadar hopidik değil belki ama arada bir yerde kalmış gibi geliyor kulağa. Lay lay lom Nazan'ı sevenlerin ilk, diğerlerinin son seveceği parçanın bu olması muhtemel. Bu sınıfa dahilmiş gibi gözüken fakat apayrı bir yerde duran bir şarkı daha var. “Canım Benim Nasılsın” herhangi bir aşkı anlatıyormuş gibi gelebilir fakat aslında Orhan Pamuk'un kendini aştığı aşk romanı “Masumiyet Müzesi”ndeki efsanevi aşktan bahseden bir eser. Bu kitabı ben çok etkilenerek okudum yakın zamanda, şarkının bestesinin cuk oturmasına bu yüzden sevindim. Bu hareketli şarkı, yine bahsettiğim metanet hissine sahip, tıpkı romandaki gibi, fakat sonuna eklenen alıntı öykünün aslında ne kadar hüzünlü olduğunu hatırlatıyor. Neyse ki kitabın son cümlesini tercih etmemişler, şarkı benim birkaç günümü iptal edebilirdi o haliyle.


Geçenlerde “Sen Ağlama” yazısında andığım Sabahattin Ali'ye adanmış, yürek burkucu “Ali” ve albüme coşkulu bir final veren “Çiçekçi Geldi” haricinde kalan şarkıları aynı klasmana toplamak mümkün. Birçok yerli şarkıcının kapısına kadar bile gelemediği bir klasman bu elbette. Aralarında “Seni Bugün Görmem Lazım” ve rakı eşliğinde ağır tempo göbek attırabilecek “Bu Da Hayat Mı” biraz daha öne çıkıyor benim için. İşin en güzel taraflarından biri enstrüman seslerini nota nota hissettiren güzel düzenlemeler. Bir sürü gitar, buruk melodiler ve Nazan Öncel'in alamet-i farikası sözler...


Ege'nin hediyesi en yetenekli iki müzisyen kızın 2008'de geldikleri noktanın böyle benzeşmesi de dokunulması gereken başka bir nokta. Araları zaman zaman açılıp kapansa da Sezen Aksu ve Nazan Öncel aynı dönemlerde kaliteli pop yaptılar, peşine müzikaliteye önem verip satışları pek önemsemediler, yine aynı dönemlerde “dım tıs”la döşediler şarkılarını ve şimdi beraber “metin olmaya” karar verip, ağır pop şarkıları yazmaya başladılar. “Deniz Yıldızı” ve “Hatırına Sustum” bir fırsat bulunduğunda peşpeşe de dinlenmesi gereken iki albüm. Fakat gizlemeye lüzum yok, ben Nazan Öncel'den böyle bir albümü çok uzun zamandır bekliyordum. Elimde tuttuğum ve siyah-beyaz-kırmızı renkli resimlerde süslenmiş bu albümden çok memnun kaldım, Nazan Öncel tarafından kucaklandığımı hissettiğim. Tıpkı kartonetteki son resim gibi.


Not: 4 / 5


Hiç yorum yok: