18 Kasım 2008 Salı

"Yıllar Geçse de Yonca'nın Kafası Genç" - Uğur Yıldıran Röportajı

Yonca Evcimik'in son albümü Şöhret'teki "konuk oyunculuğuyla" dikkat çeken Uğur'la Çapkın Kız şarkısının klip çekiminde lafladık. Kendisine dikkat etmek lazım, çekimler boyu olan sohbetimizden anladığım kadarıyla ülke çapında patlaması an meselesi. Sahne arkasında zaten kıymeti biliniyor da artık ön plana çıkmaya hazır. Keyifle okuyunuz sevgili okuyucularım...


Fatih: Yonca'nın son albümünden ve aslında çok daha öncesinden de tanıdığımız Uğur'la beraberiz. Hoş geldin.


Uğur: Hoşbulduk, teşekkürler. Büyük keyif benim için.


F: Tam isminle Uğur Yıldıran, albümdeki isimle U.UR. Bu röportaja Yonca sebep olduğuna göre ilk soru yollarınızın nasıl kesiştiği olmalı sanırım.


U: İlk tanışmamız Benimle Dans Eder Misin? yarışması sayesinde oldu. Orada tanıştık, çok güvendi bana. O iş bittikten sonra da ayrılmadık, sık sık projelerde bir araya geldik. Oradan gelen arkadaşlığın, dostluğun sonucu bu iş. Bir anlaşma gibi olmadı yani.


F: İlk sezondaydın öyle değil mi? İyi senesinden.


U: Evet, eskilerdeniz. Dinozor sayılırız artık. (Gülüyor)


F: Albüm karma bir albüm sayılabilir. Üç farklı sanatçı veya grubu bir araya getiriyor. Fikir nereden doğdu?


U: Yonca'dan çıktı ilk defa. “Böyle böyle bir şey düşünüyorum, katılmak ister misin?” dedi. Ben de şunu düşündüm, asıl işim sahne şovu hazırlamak. İhtiyacım olan da dans edebilen, şarkı söyleyebilen, act yapabilen insanlar. İşin içinde Yonca ve Popkorn olunca bunu elde etmiş oluyorum. Yani benim için şöyle bir keyfi var; istediğim kalabalığı koyabileceğim sahneye bu proje sayesinde. Sahnede izlediğimiz bir sürü iş var, bir tane solist, birkaç tane dansçı ama dağınık ve hiçbir şeye benzemiyor. Bu sebepten dolayı istediğim işleri oturtamamıştım. Şimdi ise fırsat verildiği durumda sahneye istediğimi koyabilirim. Sonuç olarak hali hazırda Popkorn'un koreografisini de ben yapıyorum. Şartlar uygun olursa çok güzel şeyler yapılabilir.


F: Sana yaratıcı özgürlük verecek yani.


U: Aynen öyle. Metin yazarı ve koreografım ben. İşim, üretmek. Şimdi elimde üretebilmek için malzemem olacak.



F: Anladığım kadarıyla projenin gidişatı bir sahne şovu, öyle mi?


U: Bunun altyapısı var albümde. Örneğin Yonca ve benim düetim bir müzikal numarasının şarkısı. Bir şey anlatacağız, onun müziğini yaptık ama tam anlamıyla sahnede anlaşılacak. Eleştiriler olacaktır tabi bu duruma karşı. Eleştiri hep olsun, açığız. Zaten bizim ülkede ata sporu gibi bir şey oldu. Bir şeyler öğrendik, öğreniyoruz bunlardan. Ama bu işleri şarkı gibi görmektense bir pop müzikalinin parçası olarak görmek daha doğru.


F: İşin görsel tarafına daha mı düşkünsün?


U: Şarkıcı durumunda değilim zaten, görsel bir müzisyenin diyebilirim. Sözlerde, bestelerde üstüme sorumluluk aldım bu albüm için, kendi kostümlerimde yine aynı şekilde. İşim bunu gerektiriyor. “Şöhret”in sonu tamamen bir sahne şovu. Belki de Türkiye'de hiç kimsenin yapmadığı, izlemediği bir şey yapacağız. Bunun bugüne kadar gecikmesi de yine benim hatam, meslektaşlarımın ve solistlerin hatası. İnsanlar geneline bakmaktansa bir şeyleri hemen gösterip bitirmek derdindeler.


F: Bu sahne şovu işleri kişisel olarak beni çok heyecanlandırıyor, umarım sonunu görürüz. Dünya müzik piyasasına bakınca eşlikli şarkılar iyice trend olmuş durumda. Çoğu hit şarkı böyle üretiliyor. Senin de Yonca'yla böyle bir ortaklığın var. Ne düşünüyorsun bu konuda?


U: Onu düşünüp de planlı bir şekilde yapılmadı aslında. Ben sürekli geç kalıyordum, Yonca da sürekli bu konuda uyarıyordu beni. Sonuç olarak ben gencim, herkesin ailesinde vardır kafasına göre takılanlar. Onlardan biri de benim. Sorunlar yaşıyorum kendimi anlatmakta zaman zaman, çünkü içinde yaşayıp da kendimizin bile görmediği kalıplar var. Ben bunları anlatmak istedim, Yonca da cevap verdi, ortaya böyle bir şarkı çıktı. “Yesyeni küfürler lazım bana, derdimi anlatmaya” diyorum mesela şarkıda. Bir kendini anlatma çabasıdır bu. Şöyle hayal etsinler dinleyiciler. İki psikolog koltuğu var, ikimiz de uzanmış derdimizi anlatıyoruz. Adapte olamayan bir genç ve Yonca da ordan öğüt veriyor, “böyle olmaz, böyle yap” gibi. Zaten “featuring” olsun diye yapmadık biz bunu. Yapmak istediğimi yapıyorum ben, illa sevsinler diye bir çabam yok.



F: Yonca'nın resmi sitesinde albümün en sevilen şarkısı anketinde “Uza” uzak ara zirveye yerleşmiş. Ne düşünüyorsun Yonca hayranlarının ilgisi konusunda?


U: Benim sanat anlayışım bundan biraz daha farklı, illa beni sevsinler diye yapmıyorum işimi. Herkes önemli zannettiği işi yapar ben de sanat olarak gördüğüm işi yapıyorum. Tabi ki işlerin beğenilmesi, her şeyin keyifli gitmesi insanı mutlu eder. Ancak asıl mutluluk ortaya bir şey koyabilmiş olmak. Bu çalışmalar, yaptıklarımızın bir kısmı zaten. Daha sonraki projelerde gelecek bir sürü güzel şarkı var. Çok keyifli bir sürü şarkı yaptık.


F: Hayatının bundan önceki kısmında nelerle meşgul oldun?


U: Bir sporculuk dönemim vardı benim. Milli sporcuydum, uluslar arası dereceler de almışlığım var. Türkiye'nin ilk derecelerindendi bunlar. Tarkan'la, Kenan Doğulu'yla çalıştım. Kenan'ın Festival albümünün ilk iki yılında konserlerinin koreograflığını yaptım. Tarkan'ın Start The Fire klibi ve güzellik yarışması performansının koreografisini yaptım. Bedük var, yönetmen olarak Murad Küçük. Zaten Murad benim çalışabildiğim, aynı fikirleri paylaştığım tek yönetmen. Çok kişiyle çalışmışımdır ama Murad'la özel. Bir sürü başka çalışmalarım oldu, yurtdışında ders de verdim. Bu iş için de bana dediler ki şarkı yap, 20 kadar şarkı yaptık. İlk böyle seçtik birkaç tane, gerisi gelecek. Zaten bu sektördeydim yani, hatta şöyle söyleyeyim beğendiğiniz bir sürü işin geri planında vardım. Şimdi biraz daha öne çıkartıyorlar.


F: Senin için Yonca'nın ayrıcalığı nedir?


U: Defalarca böyle teklifler geldi. Sen dans ediyorsun, bir albüm yapalım diye. Ancak saçma işlerdi bunlar ve hiç “ben” olmayan şeylerdi. Böyle bir şeyi yapamam elbette. O prodüktörlerin içinde sadece Yonca'yla kafam uyuştu. Bunun da tek sebebi bana “istediğini yap” demiş olması. Şuna dikkat çekeyim yani yıllar geçse de bu kadının kafası genç, arkadaş. En azından anlayıp fırsat veriyor, “karışmayayım” diyor. Türkiye'nin büyük bir sorunu budur zaten, sabırsızlık ve anlayışsızlık. Önyargı çok. Yonca bunlardan zamanında çektiği için biliyor, ona göre yaklaşıyor gençlere.



F: Yakın gelecekte planların nedir?


U: Hep sanat vardı, yine sanat olacak. Ben çok yorulduğumu fark ediyorum zaman zaman ve bu yorgunlukla devam etmek istiyorum. Herkes bunu söyler ama benim hakkaten yurtdışında hedeflediğim bazı şeyler var. Sporcuyken de böyleydi, oralarda derece aldım, ama sanatta biraz farklı. Yapılanı yapmak istemiyorum. Ben 26 yaşında bir adamım, şehirden uzakta bir dağda, bir dans stüdyosu, ofisim ve atölyemle 50 yaşındaki birinin hayatını yaşıyorum. Çünkü işim yetiyor bana, işime aşığım. Yoksa aklımdan zorum olması lazım. Bugüne kadar herkese bunu göstermeye çalıştım, iyi iş yapmak istiyorum ben. Tabi hep böyle değildim, duygusal tarafı da var bunun. Hep üretip, hep yazmıyordum. Bazı şeyleri yaşıyorsunuz, aşık oluyorsunuz, yaklaşımınız değişiyor o zaman.


F: Çok teşekkürler bu sohbet için. Bir farklılık yaratma yolunda gözüküyorsun. Bol şans diliyorum sana.


U: Ben teşekkür ederim. Önemli olduğunu düşündüğüm şeyleri yapmaya çalışıyorum. Sonuçta hiçbir şey gerçek değil, her şey günü gelince sona erecek. Ben sadece oturup, yazıp istediğim şeyleri sahneye taşıyacağım. Bunun ödülü de alkış olsa fena olmaz tabi.

8 yorum:

Adsız dedi ki...

yorum silerek aydınlanan bir blog sadece kendi kendini aydınlatıyor sanırım :)
HERNEYSE

lecterhouse dedi ki...

"whatever!" diyebilirsin gönlünce, türkçesi o kadar "fierce" durmuyor.

adsız ve eleştiri kalitesinde olmayan yorumlar, kimseyi aydınlatmıyor zaten. kişisel alma lütfen, uğur'la da alakası yok. sitenin güzelliğini muhafaza etmeye çalışıyorum.

Adsız dedi ki...

kendin çal kendin oyna o zaman sitenin güzelliğini öle koru :)
türkçesi o kadar fierce durmuyor diyerek gizli BITCHY tavırlarda hoş olmuyor (bende türkçesini yazmadım şimdi hoş durmazdı)
gelelim eleştiri kalitesine, adı geçen şahsa yazılacak şeylerin kalitesine bi zahmet sen ambargo koyma istersen...isteyen istediğini yazar buda onu bağlar. Haklısın aslında bi ben yazmışım bu adama sanırım okanın programında görenlerde yazacakları varsada WHATEVER demişlerdir :)))
gençsin:) olur öyle şeyler... genede hoş şeyler çıkıyor arada...
ha bide adsızzzzzzzzzzz demişin... adım Emre! sırf yorum yazıcam diye bi account açasım gelmedi içimden SO SORRY ABOUT THAT (fierce???)

lecterhouse dedi ki...

o sorunu çözmek için genel bir şey söyleyeyim. account açmaya gerek yok yorum yazarken adsız kalmamak için. blog ayarlarında bütün yorumlara izin verdiğimden dolayı, istediğiniz takma adla yazabilirsiniz. isterseniz bu takma adın yönleneceği bir adres de yazabilirsiniz hatta.

emrecim gördüğün gibi gencim mencim ama baştaki yorumların ve bu son yazdıkların arasındaki farkı anlayabiliyorum. kimsenin uğur'a bayılmak gibi bir zorunluluğu yok ama bu röportaja verilebilecek binlerce yorum varken çocuğu direk yerin dibine geçirmek hoş durmuyordu. ha bence çıkışını yapıp bu sözlerimi zaten gereksiz bırakır yakında ama o zamana kadar kendimi sorumlu hissettim.

arada çıkan hoş şeyleri takdirin için teşekkürler :) böyle tutkulu bi okuyucuyu kaybetmek istemem.

Adsız dedi ki...

Çok teşekkürler röportaj için. Uğur muhteşem bi adam yaff

Adsız dedi ki...

Ugur Yildiran'i ilk kez Eurovision'da Hadise'ye eslik ederken gordum. Rahatlikla soyleyebilirimki gosteriye orijinallik katti. Ugur olmasa Hadise'nin showu klasik gobek dansi gibi kalicakti. Ugur'un parende atarak girisi, secilen kostumun parendenin etkisiyle gorunumu, secilen renkler, Ugurun saci, guzel vucudu gosteriyi ayri bir boyuta tasidi. Kameranin Ugur ve Hadise'nin etrafinda donerek cekim yapmasi hangi dahinin fikriyse gercekten super bir goruntu olusturdu. Ugur Turkiye'yi en az iki sira ileri tasidi diye dusunuyorum.

Adsız dedi ki...

kesınlıkle hem yorum sılınıyor benımde yorumlarım sılındı hemde kendı kafasına gore yorumları koyuyor ılla ovmekmı lazım ? bence egoıst bır yaklasım .bunuda sıl ıstersen .!

pelin dedi ki...

bence uğur çok yakışıklıydı eurovisyonda da süperdi o olmasaydı ilk 5'e giremezdik ve hadisenin sesi igrençti uğur sayesinde ilk 5teyiz.