26 Kasım 2008 Çarşamba

Türkiye Box Office 21.11.2008 - 23.11.2008


Film Adı

Hafta

Haftalık Seyirci

Toplam Seyirci

1

Osmanlı Cumhuriyeti

1

376.957

376.957

2

Issız Adam

3

116.664

494.700

3

Destere

1

62.638

80.333

4

Mustafa

5

29.449

1.047.879

5

Quantum of Solace

3

23.045

253.984

6

High School Musical 3

2

21.500

84.007

7

Aşk Tutulması

5

15.787

316.931

8

Üç Maymun

5

4.599

121.197

9

Fireflies In The Garden

2

4.206

19.483

10

Fırtına

2

4.109

14.433


Şimdi, gişe başarısı denilen film Osmanlı Cumhuriyeti gibi iş yapandır. Öyle her gösterime girip 100.000 kişi tarafından izlenen film için çıkan “gişe rekorları kırdı” yorumlarına inanmayın. Çarşamba gösterime girip Cuma'ya kadar 250.000, Cuma'dan Pazar'a yine 250.000 kişi tarafından izlenilen Mustafa'yla kıyaslayınca bile iki günde 376.000 izleyici çeken Osmanlı Cumhuriyeti açık ara önde duruyor. Ben epeydir rastlamamıştım bu kadar iyi açılış yapan filme. Ancak tanıtımlara bakarsak pek de komik değil gibi. İzlersem olduğu kadarıyla idare edicem artık.


Issız Adam ise ticari olarak iyi iş yaptı diyebiliriz. Ulak'ın hasılat/bütçe oranından çok daha başarılı en azından, o da yeterli. Ancak herkesin dilinde olduğuna göre daha çok da izlenebilirmiş. Çok akıllı işaretlerden “cinsellik unsurları içerir” manalı olanını kapmış olması bu sonucu doğurmuş olabilir. Bir de bu film hakkında yazılan tonla yazıdan hala daha bir tane bile katıldığım fikre rastlamadım. Ömür Gedik'in Çağan Irmak'ı Sezen Aksu'yla kıyaslaması tuhaflığından tutun da yerden yere vuran Hıncal Uluç'un yazısına da, kadını anlatacakken erkeği harcamış diyen Reha Muhtar'a da katılmıyorum. Gerçek sinema eleştirmenlerinin fikrini öğrenmek için dergileri beklemek gerekiyor maalesef. Gazetelerde çıkanları hem günlük oldukları için yakalamak zor hem de en güvendiğim kalemlerin gazetelerde tam sayfa kaptığını söyleyemem. Belki de benim haberim yoktur.


Geçen gün dolu salonda izlediğim Mustafa 1 milyon barajını, sürpriz yapmayarak devirdi. Daha bile izlense keşke. Bu filmi gerçekten milliyetçilik adına kötüleyen biri varsa (çünkü benim karşıma çıkanların artniyetleri olduğunu düşünüorum) hakikaten otursun bir daha düşünsün ideolojisini. Ben Mustafa Kemal hakkında en bilgili olan kişi olduğumu iddia edemem ama sinemanın dili hakkında sağlam bir birikimim oldu artık. Seyirciye gösterilenden başka şeyler amaçlanıyorsa sezebiliyorum. Burada öyle bir şeye rastlamadım. Atatürk'ü seven birinden geliyor bu belgesel.


Hiç sevmediğim Fireflies In The Garden'la ilgili bir yazı yazmadım çünkü, beyazperde.com'daki eleştirisinin başlığı benim düşüncelerimi özetliyordu. Kişisel mişisel bi filmdi ama ilgi çekici bir hikayesi yoktu maalesef. Üç Maymun beni memnun ederek güzel bir gişe yaptı, umarım NBC sinemasına duyulan ilgi artarak büyür. Seyirci ilgisinden bahsediyorum tabi yoksa hakkı veriliyor sinema dünyasında.


Cuma'ya Cannes galibi “Sınıf”, Coen'lerin yeni filmi “Burn After Reading”, animasyon “Madagascar 2” ve “Lorna'nın Sessizliği” gösterimde. 4 filmin 4'ünde de iş var, ama ticari anlamda söylemiyorum bunu tabi. Burn After Reading ilk tercihim olacaktır, sadece Brad Pitt'e gitgide uyuz oluşum biraz ayak diretiyor. Tarantino filmi için gıcık bir bıyık bırakıp, yuvarlak şapkalarla baba modunda takılması, karısıyla beraber fiziksel ve manevi güzellikleriyle övgüyü sonuna kadar haketseler de ikisinin de aslında çok yetenekli oyuncular ve Jolie'nin gişe canavarı olmadığının unutulması kıl eden durumlar. Ben bu Hollywood'un çok yetenekli ve çok güzel aktrislerine olan özleminden dolayı saçmalamasını komik buluyorum artık. Charlize Theron, Reese Witherspoon gibi isimlere hiç düşünmeden Oscar verilmesinin saçma olduğunu heralde sonrasında işe yaramayan kariyerlerinden de anlayabiliriz. Grace Kelly, Greta Garbo, Vivien Leigh, Marilyn Monroe gibi hem yeteneğiyle hem güzelliğiyle çarpan oyuncular kendiliğinden gelir, ortalama yetenekleri abartarak değil. Her neyse o başka bir yazı konusu. Coen'lerin her filmi her zaman çekici olacaktır elbette. İyi seyirler.

Hiç yorum yok: