27 Kasım 2008 Perşembe

"İstiyorum Ki Türkiye'ye Gerçek Şovu Gösterelim" - Yonca Evcimik Röportajı



Öyle sıradan bir yazı değil bu, bütün çocukluğum boyunca albümlerini eskittiğim kadınla sohbet ettim. Zamanda geri gidip, 8 yaşındaki halime "Başardın oğlum!" diyesim var. Umarım röportajı beğenirsiniz.

Fatih: Röportaj yapmayı kabul ettiğin için teşekkürler Yonca. Klip çekimi tam gaz sürerken bu sohbete zaman ayırdın.


Yonca: Rica ederim, hoş geldin.


F: Öncelikle önemli soruyu sorayım. Yoncaevcimik.com'un hayatındaki yeri nedir senin için?


Y: Çok büyük. Ben bu site sayesinde kendimi çok şanslı hissediyorum çünkü ben dahil Türkiye'de herkes internetten bihaberken, kimse ne işe yaradığını bilmezken kurduk bu siteyi biz. Yani yaklaşık 1000 sene önce diyebilirim heralde, arkadaşım Elif Dağdeviren internetle ilgili bir portal hazırlıyordu. O biliyordu ne kadar önemli olacağını bu ortamın. Bana dediler ki “gel senin siteni yapalım, bu çok önemli olacak ileride”. Ben de inşaat işine mi giriyoruz diye bocalarken hazırladırlar. Ki bu gerçekten eski bir tarih... Bir düşünürsek 8.15 Vapuru dönemine uzanıyor, çünkü o single'da kullandığımız kırmızı motifi kullanmışlardı sayfa tasarımında. 93-94 dönemi anlayacağınız.


F: Yine ilklerden olmuşsun, hiç şaşmıyor heralde?


Y: Ya böyle teknolojik bir kadınım işte. (Gülüyor) O zaman ne işe yarayacağını bilmiyordum ama iyi ki yapmışız. Hep güncelliyoruz siteyi, belli aralıklarla da tamamen değişiyor. En son bu albümle değiştirdik ve çok da güzel oldu. Fan Club'ın çok geniş olmasına yarıyor bu tabi.


F: Heralde bunun etkisiyle hayran kitlen bu kadar sadık.


Y: Kesinlikle öyle. Çok uzun zaman oldu şaka maka. İlk fanlarımı evlendirmeye başladım.


F: Benim bile yaşım geldi, normaldir heralde.


Y: (Gülüyor) Benim çok önemsediğim bir şey bu. Seven insanlarla beraber olmak, fikirlerini öğrenmek, gençlerle iletişim halinde olmak. Her gün daha da genç insanlar ekleniyor, ben de bunu büyük bir memnuniyetle takip ediyorum.


F: Dünya müzik marketinde ticari olarak deneysel bir tutum başladı. Devasa anlaşmalar artık sanatçının konserlerini, merchandise ürünlerini topyekün kapsıyor. Dijital ortam en büyük pazar oldu. İşler değişti kısacası. Bu yeni albümün karma oluşu böyle bir niyetle mi oldu?


Y: Açıkçası bununla hiç alakası yok. Ben bunun bir örneğini de 95'te yapmıştım. Çıtır Kızlar ve Birkaç İyi Adam'la. Başta kendi albümleri çıktı sonra ortak albüm hazırladık. Arasıra benim aklıma düşüyor böyle bir şey. Kat'iyen deneysel olsun, ticari olsun diye değil, tamamen içimden gelen bir şey. Ben bu gençlerin bir kısmını dans yarışmasından tanıyorum. Yetenekli insanların kaybolup gitmesi de çok üzüyor beni. Çünkü hiç hak etmeyenler meşgul ediyor piyasayı, pastadan pay almaya çalışıyorlar ve alıyorlar da. Onları gördükçe gaza geldim, doğru olanını göstermek istedim.


F: Daha önceden yaptığın gibi ilk adımlarını sen attırdın. Peki nerede görmek istiyorsun onları?


Y: Elbette çok iyi yerlerde görmek isterim. Çıtır Kızlar ve Birkaç İyi Adam çok popüler oldular, bütün tv programları peşlerindeydi, reytingleri artıyordu çünkü. Popkorn için Çıtır Kızlar'ın update olmuş hali diyebiliriz. Görünümleriyle ve tarzlarıyla dünyaya daha yakınlar. Uğur ise başlı başına bir şey. Şarkı yazıyor, söylüyor ver her türlü dansı mükemmel bir şekilde yapıyor. Bunun örneği çok az ülkemizde. Artık bundan sonra kendi ellerinde gerçi ama kalıcı olmalarını ümid ediyorum elbette.



F: Eski albümlerinin büyük hayranıyım ana fiziksel kopyalarını bulan cennetlik. Neden bu durum?


Y: Çok teşekkürler. Bunun benle değil de Şahin Özer'le ilgisi var açıkçası. Onun yapması gereken bir iş. Günümüzde artık o kadar hızlı tükeniyor ki her şey, popüler müzik iyice “popüler”leşti. Anlık tükeniyor, beğeniler değişiyor. Devamlı rafta durmaları için birinin takip etmesi lazım. Heralde alıcı olsa yine takip edilirdi, 40 yılda bir aranıyorsa bulmak zorlaşıyor. Albümlere bakalım mesela, 2001'deki Herkes Baksın Dalgasına'yı saymıyorum, o çok trajik bir biçimde anlaşmanın feshedilmesiyle (Universal) bir ay içinde çıktı kayboldu. Fakat ondan bir öncekinin tarihi 1998. 10 yıllık olmuş, az değil. Belki müzik marketlerin peşine düşmesi, bir arşiv yapmaları lazım. İnternet sitemizden de ulaştırılabilir belki ileride.


F: 90'larda Türk Pop Müziği'nde bir kimlik vardı. Arabeske hiç bulaşmadan etkileyici olabilen, kendine has bir müzikti. Şimdi dünya müziğine ulaşmak kolaylaşmasına, vizyonun genişlemesi gerekmesine rağmen, işler tam tersi iyice sıradanlaştı. Sebebi nedir sence bunun?


Y: Kesinlikle doğru söylüyorsun. Bunun sebebi sadece bizim gelişmememiz. Daha fazla eğitim, daha fazla okuyan insan olmalı ama Türkiye'de öyle değil. Biz gelişmeyince, Türkiye de değişmiyor. Zaman zaman yeni bir şeyler yapıldığı oluyor, belki beğeniliyor da. Örneğin benim yaptığım Hot For You gibi. Dünya işi denedik ama o zaman da tiraj düşüyor. Benim de, bir sürü insanın da başına geliyor bu, gelmeye de devam edecek. Kendi çizgisinden şaşmayıp, arpa boyu yol alarak ilerleyenler çok daha iyi satıyor. Onlar sevildiğine göre diyorsun ki demek ki ülkenin duymak istediği buymuş.


F: Yavaştan mı almalı yani?


Y: İyi bir şey olarak söylemiyorum bunu. Kendini geliştirmemektir çünkü. Öyle yapsam ben zevk alamam, zevk almayacaksam da niye yapayım.


F: Satışlardan bahsetmişken, herkes korsanı suçladı ama bence memnun etmeyen, güvenilmez albümler daha etkili oldu bu düşüşte. İçinde tek bir lokomotif şarkı olup gerisi ipe sapa gelmez şarkılarla doldurulan albümler dinleyiciyi küstürdü gibi geliyor bana.


Y: Zaten korsanı da mp3 solladı. Zamanında etkili oldu korsan piyasa, buna karşı konulamazdı. Onun dinmesini beklerken internetin devri geldi, iyice beter oldu durum. Ancak bir şey satmayınca hemen ya yapımcı, ya dağıtım suçlanıyor. Bana öyle geliyor ki insanlar sevse mutlaka yerini bulurdu. Demek ki herkese hitap etmiyormuşuz. Bunu da gayet cesurca söyleyebilirim, benim de yaptığım, satmayan işler oldu. Eski tirajları yakalayamıyorsak bunda bir iş vardır, demek ki o zamanki gibi ulaşamıyoruz dinleyiciye.


F: Son üç release tam albüm değildi. Önce best of – remix albümü (Best of Yoncimix) geldi, sonra maxi single (Aşka Hazır), sonra da single (Oldu Gözlerim Doldu). Şimdi yeni albümün de tümünü sen söylemiyorsun. Bir küslük mü var?


Y: Yok, alakası yok. Normalde kendim yapacaktım bütün albümü, öyle yola çıktık. Ama sonra durdum düşündüm: “niye?!”. Yani ne farkedecek, niye kendimi harap edeyim, bu genç insanların da yaptığı güzel işler var, hepsini bir araya toplayayım dedim. Uğur'un kendine has bir soundu var, kızların şarkısı çok hoş. İyi ki de böyle yapmışım, tam da ekonomik olarak sıkıntılı bir döneme giriyoruz. Yukarıdan biri mesaj vermiş resmen bana, başka türlü yapsam çok üzülürdüm.



F: Albüm kapağında mikrofonun altında, estetik şekilde de olsa, beli bükülen bir kız var. İsmi de “Şöhret: İbret Öyküsü”. Böyle hissettiğin oldu mu hiç? Yonca Evcimik isminin altında ezilmek gibi...


Y: Aslında bunu hiç düşünmedik biliyor musun? Ama şimdi öyle bakınca çok hoşuma gitti. (Gülüyor) Fotoğraf çekilirken Ayten yakalamış o pozu bir anda, sıkılıp kendi kendime patladığım bir saniyeydi. Mikrofonun eklenişi de tasarım sırasında oldu. Çok beğendim zaten, bütün kartonetin tasarımına bayıldım, tek kelimeyle. Doğal bir pozdu, “Herkes Baksın Dalgasına”nın kapağında da aynı durum olmuştu. Çekimler arasında dinlenirken yakalanmış bir pozdu o, sonra çok beğendik, kullandık. Öyle derdim yoktur, yüzüm gözükmemiş, kenardan çıkmış, az gözükmüş falan diye. O yaratım sürecinde iyi bir şeyler yakaladık mı onu kullanıyoruz.


F: Albüm mesajını yerine ulaştırabilir, çok satabilir veya Uğur ve Popkorn'a çıkış yaratabilir. Hangisine vesile olmasını istersin?


Y: Valla hayırlara vesile olmasını istiyorum tabi. Ticari kaygı olmaması elbette mümkün değil ama o zor biraz. Benim isteğim, şarkılar sevilsin, Uğur ve Popkorn'un yolu açılsın. Hep beraber gerçek şov nasıl olurmuş, Türkiye'ye gösterelim. Bugünlerde işin iyice suyu çıktı, dans eden, edemeyen herkes sahneyi dansçıyla dolduruyor, koreografi yok, hiçbir şey yok. Gelişmiş müzik endüstrilerinde böyle bir şeye rastlamak mümkün değil. Şov yapanlar hep dans ediyor, kadın olsun erkek olsun. Müzisyen kimliği ön plana çıkaranlar ise buna ihtiyaç duymuyor zaten. Siz Sting'in arkasında dansçı görüyor musunuz? İki sene önce bunun kavgası koptu zaten ülkede, dansçının yeri, gereği nedir diye. Şimdi herkesin arkasında var. Çünkü biliyorlar dünyada işi şovun götürdüğünü, ama hiç de dans edeyim, çaba sarf edeyim diye bir dertleri yok.


F: Zaten kimsenin ismi dansla özdeşleşmiyor artık. Senin çıkışın “dansçı” kelimesiyle özellikle vurgulanmıştı.


Y: Çünkü oraya ulaşacak dansçı yok. Hedefi bu olup da yola böyle çıkan yok. Dünyada moda oldu diye yapıyorlar.


F: Albümü daha çok “Şöhret” şarkısıyla duyduk ama çıkışı Çapkın Kız'la yapıyorsun. Bunun sebebi nedir?


Y: Aslında amacım Şöhret'le çıkmaktı. Çünkü çok seviyorum o şarkıyı ve orada söylediklerimin çok arkasındayım. Ama herkese dinlettikten sonra yönelim Çapkın Kız'a oldu. Plak şirketim, Mucize İşler de (Pasaj Müzik'in alt markası), ismini de çok seviyorum zaten, ona destek verdi. Dedim ki bu sefer dikbaşlılık etmeyeceğim. Çünkü bugüne kadar kafama neyi koyduysam onla çıkmıştım. Bu sefer söz dinleyeceğim dedim. İnşallah doğru yoldur.


F: Peki projenin gidişatı nereye?


Y: Kayseri diyelim... (Gülüşmeler)


F: Bir konser durağı olaraktır inşallah. Müzikal bir şova dönüştürme planları var diye biliyorum. O açıdan sordum.


Y: Var böyle planlarımız, ufak tefek görüşmelerimiz. Şu klibimiz bir çıksın, Özgür Aras'ın ayarladığı röportajları, televizyon programlarını bir yapalım, bir canlanalım tam anlamıyla, o zaman duruma bakacağız. Fakat var böyle planlar kafamda.


F: Çılgın Bediş'e kadar odağın hep müzikteydi. Evet tiyatro kökenlisin ama diziye kadar hep müzikle gördük seni. Diziden sonra çeşitlendi ilgi alanların: okul, lisanslı ürünler, kitaplar derken. Nedir Çılgın Bediş'in senin kariyerindeki yeri?


Y: Söylediklerin doğru. Ben sahneye ilk Yedi Kocalı Hürmüz'le çıktım. İlk kendimi orada görünce anladım ki ben dans edeceğim, şarkı söyleyeceğim ve tiyatro yapacağım. Kendimi bildim bileli üçünü yapmak istedim. Müzikal bunun başlangıcı oldu. Kendi zamanında Bediş fikri doğunca ve tam da istediğim gibi bir dizi olunca yapmaya karar verdim.Çok da tuttu, haftanın yedi günü çekiyorduk, öyle böyle değil. Albüm mümkün değildi yani. Tam bundan 10 sene öncesi yine bir ekonomik sıkıntı baş gösterdi, yine dizilerin bütçelerini ufaltmak dağıtmak söz konusu oldu, biz de kaliteyi düşürmektense diziyi bitirmeye karar verdik. Sonrasında Günaha Davet geldi, o zamanlar başka bir hayale kapıldım: sanat merkezi. 2001'de tam havaya girmiştim ki yine ekonomik sebepler erteletti. O yıl Herkes Baksın Dalgasına'yı yaptık, hukuki sebeplerden onu da tam olarak sunamayınca sanırım moralim bozuldu, kendimi okula adadım. 2003'te kuruldu, tam ona ne kadar devam edeceğiz, nereye gider derken Yoncimik meselesi başladı. 2005'te taktım kafaya neden lisanslı ürünümüz yok diye. Dallanıp budaklanması böyle oldu yani, ondan sonra hep beraber yürüdüler.


F: Sanki sorumun cevabını aldım ama anlaşılmadığını düşündüğün bir işin oldu mu? Bügün yapsam farklı olur dediğin?


Y: Herkes Baksın Dalgasına değil. Anlaşılmadı diyemem çünkü anlayacak fırsatları olmadı insanların. 1 ay bile kalmadı rafta. Klibi çektik (Sexy) onun televizyona çıkmasıyla, albümün toplanması aynı anda oldu. Tabi keşke layığını bulsaydı çünkü ben o albümü çok severim, çok güzel bir albümdü. Soruna gelirsem, anlaşıldığını düşünüyorum aslında ama belki Hot For You dönemi denilebilir. Aslında ciddi geri dönüş vardı Türkiye'den, Avrupa'dan; hem yabancı, hem yerli gazetelerle röportajlar, İngiltere'den, Belçika'dan listeler halen durur benim elimde. Yani duyurduk ve ses geldi ama o rüzgarı kullanamadık biz. Yapımcı olarak da sanatçı olarak da arkasında durulmadı o işin. Demek ki öyle olması gerekiyormuş o dönem bilmiyorum. (Gülüyor) Daha çok kurcalayınca sinirlerim bozuluyor.


F: Konser gelir mi yakında?


Y: Ne kadar özledim anlatamam. Ama benim özlediğim, daha önce yaptıklarım gibi büyük sahne şovları. Kostümüydü, dekoruydu, dansçısıydı, hepsini içinde barındıran. Onun için de mutlaka ve mutlaka sponsor lazım. Öteki türkü tırışkadan nağmeler oluyor çünkü, şov gibi durmuyor bile. Benim Ataköy konserim Türkiye'de ilkti. Bir dekor yaptırdık ki dünya paraya. Teknik de yoktu. O dekor sonra parçalana parçalana farklı sahnelere dağılmış. Sektörü olmadığı için o yatırılan para orada kalıyor.


F: İki büyük müzik sektörünü iki ayrı müzik idare ediyor. Rnb Amerika'da güçlü, dans müziği ise Avrupa'da. Sizin ikisine de ilginiz malum. Hangisine daha yakın hissediyorsunuz.


Y: Ben çok seviyorum Rnb'yi. Kendimi yakın hissetmekten çok, seviyorum.Elbette dans müziği de yapacağım çünkü dansçıyım. Dünyadaki trendlere göre benim müzikal vizyonum da genişliyor, çünkü beynime ulaşanlar değişiyor. Pop-rock da yaptım ve seviyorum ama heavy metal sevmedim örneğin hiç. Yapmam da dolayısıyla. Trend olup sık sık kulağımıza çalınan şeyler ve tabi ki yapmaktan zevk aldığım müzik benim tarzımı oluşturmakta başrol oynuyor.


F: Çok teşekkürler bu güzel sohbet için. Klibin hayırlı olmasını diliyorum, albüm de umarım, dediğin gibi, hayırlara vesile olur.


Y: Çok sağol, ben teşekkür ederim.


4 yorum:

triancula dedi ki...

oldukça samimi bir röportaj olmuş, ellerine sağlık, bilhassa röportaj resimlerini koyman kendimi röportajın içinde hissetmeme yardım etti))

Adsız dedi ki...

samimi ve bilgilendirici olmus, keyifle okudum

lecterhouse dedi ki...

çok teşekkürler :)) resimleri koymak en güzel kısmıydı zaten. baştaki fotoğrafa bayılıyorum :)

Adsız dedi ki...

Who knows where to download XRumer 5.0 Palladium?
Help, please. All recommend this program to effectively advertise on the Internet, this is the best program!