9 Kasım 2008 Pazar

Deniz Akel Röportajı

Geçtiğimiz Pazar katıldığım, Yonca'nın Çapkın Kız video çekiminde ünlü video klip yönetmeni Deniz Akel'le sohbet etme fırsatı buldum. Karşınızda o röportaj. Yonca'nın yeni keşifleri Uğur ve Popkorn'la, Bir Gün Mutlaka şarkısıyla yaz boyu dinlediğimiz Ebru Aydın'la ve YONCA EVCİMİK'le yaptığım röportajlar da yakında yayında olacak.



F: Sevgili okuyucular, ülkemizin alanında en çok ismi duyulmuş, efsane işlere imza atmış video klip yönetmeni Deniz Akel'le birlikteyiz. Hoşgeldiniz.


D: Hoşbulduk, teşekkürler.


F: Yonca Evcimik'in Çapkın Kız videosunu çekiyorsunuz bugün. Bize kısaca tanıtır mısınız klibi?


D: Klip bizim Yonca'yla yıllardır süre gelen işbirliğimizin bir devamı. Bu videoda yeni bir şeyler denemeye karar verdik ve genelde film üzerinde çalışmamıza rağmen, bu sefer dijital HD teknolojisini kullanmayı seçtik. Küresel kriz her sektörü vuruyor biliyorsunuz, biz de dünyada artık uzun metraj filmlerde bile kullanılan bu tekniği, tabi ki hakkını vererek, kullanma zamanının geldiğini düşündük.


F: Nasıl farklılıkları var filme göre?


D: Videolar genellikle 16 mm veya 35 mm filmle çekilirler. Aynı sinematografiyi HD'de yakalamak için ışık yönetimi ve montaj masası son derece önemli. Ben de bu iş için Türkiye'deki en güvendiğim isimlerden Doğan Sarıgüzel'le çalıştım. İyi operatörlerle çok iyi işler çıkıyor, biz de bu tekniği olabildiğince verimli kullanmaya çalışıyoruz.


F: Yonca'yla işbirlikleriniz hep hikayeli ve tematik olmuştur. Bu klibin hikayesi nedir?


D: Evet, bu videoda da sürprizli bir öykü var. Klibin başında Yonca'yı izleyiciye gezip eğlenen, gönlünce alışveriş yapan, eski Türk filmlerindekine benzer bir “çapkın kız” olarak gösteriyoruz. Dansçılarıyla beraber sokakları geziyor, eğleniyor, materyalist bir imajı var. Fakat sonra anlıyoruz ki tüm bu alışverişler kimsesiz çocuklar, yaşlılar ve sahip çıkılmayan barınak hayvanları içinmiş. Dolayısıyla Yonca'nın karakteri kendini onlara adayan, bir sevgi çapkını çıkıyor klibin sonunda. Yonca özelliklerle çocukları çok sevdiği ve çocuklar tarafından çok sevildiği için onları dahil etmek istedim.



F: Nerelerde çekildi video?


D: Dış çekimler Nişantaşı'nda, iç çekimler ise Blackk'te. Blackk'in iç dekorasyonu Yonca'nın cıvıl cıvıl yapısına çok uydu. Üstelik klipte Yonca'nın prodüksiyonu olan Popkorn grubu ve Uğur da var. Onları da çok başarılı performanslarıyla izliyoruz. Yonca'yla beraber dans ediyorlar.


F: Yonca'yla efsanevi çalışmalarınız oldu. Benim favorim “Tatlı Kaçık” videosu örneğin.


D: Gerçekten Yonca'yla peşpeşe çektiğimiz üç video (Tatlı Kaçık, Günaha Davet, Sexy) ülkede çekilmiş çok özel video klipler arasında. Bunda Yonca'yla benim bir araya gelip beyin fırtınası yapmamız çok etkilidir. Ben Madonna hayranıyımdır, Yonca'yla çalışırken adeta Türk Madonna'yla çalışıyormuş gibi hissettim hep. Çok deneyseldir, rahattır, her şeye açıktır. Biz konservatuarda beraber okuduk, hem bu birlikteliğin hem de akademik eğitimin getirdiği bir şeyler var. Bunun sebebiyle de her zaman güzel görsellik ve doğru mesajlar vermek amacımız oldu.


F: “Çapkın Kız” videosunu beraber çalışmalarınız içinde nereye yerleştirebiliriz?


D: Bu videoda biraz daha az mekan ve hikaye var, eskilerinde çok fazla yere girip çıkardık. Tabi o zamanlar müzik sektörü her şeye daha açıktı, bu hale gelmemişti. Doğru prodüksiyon ve çok kaliteli kliplerle bir rekabet ortamı doğuyordu, şimdiyse üç kuruşa kotarılmaya çalışılıyor videolar. Yine biz en iyisini yapmaya uğraşıyoruz. Klipler müzik olayının en önemli görsel malzemesidir, istismar edilirse, prodüktör kendisine zarar veriyor demektir, albüme dokunur çünkü. Paraya, ekstraya dönüşen en önemli promosyondur klip.


F: Son dönemde imaj çalışmaları hem albümler hem de video klipler için son derece eksik. Star kavramının yok olmasında etkili mi bu?


D: Kesinlikle, olmaz mı! Yine yapımcı zorunluluğundan doğuyor bu. Olanaksızlık içinde mucize yaratmaya çalışıyoruz. Kliplerin kötü çekilmesi sektöre büyük köstek oluyor. Benim bütün kliplerimde imaj çalışması var, hemen hepsinde özel çalışmalar yapıyorum, zaten bu olmazsa o klip de olmayıversin. En basitinde bile orijinallik katmaya çalışıyorum halbuki bakınca çekilne kliplerin yüzde doksanında çok zayıf imaj çalışması.


F: Ülkemiz konserlerinde de aynı sıkıntıya rastlamak mümkün. Siz canlı performanslar için de yaptınız sanat danışmanlığı. Onları nasıl değerlendiriyorsunuz?


D: Evet, Gülben Ergen'in iki albüm tanıtım konserinde de sanat danışmanlığı yaptım. Sahne çok bambaşka bir kavram, bunu biliyorum çünkü ben de tiyatro kökenliyim. Sahne ışığı, dekoru konusunda olabildiğince iyi işler çıkarmaya çalıştık. O tabi canlı bir performans ve maddi olanaklar da çok kısıtlıyor sizi. Bir de Türkiye'deki sahnelerin teknik şartları var. Bu konser danışmanlığı işini çok özel buluyorum açıkçası, çok kapsamlı bir imaj çalışması gerektiriyor ve mutlaka ve mutlaka bir ışık yönetmeninin bir de sahne yönetmeninin bulunması lazım. Bu işler henüz gelişme aşamasında bizde, yavaş yavaş profesyonelleşeceğini düşünüyorum.


F: Hiç “anlaşılmadı”, “bugün yapsam çok farklı olurdu” dediğiniz bir çalışmanız oldu mu?


D: Bugüne kadar kafama koyduğum işleri gerçekleştirdim ve “başarılı olacak” dediğim işler de oldu. Kaset satışlarını ciddi oranda arttırdım, ödüller aldım ve tabi ki buna istisnalar olsa da ortalamada büyük bir başarı elde ettim. Halkın neleri sevdiğini biliyorum artık, Türk halkı da çok zeki, vermeye çalıştığınız şeyi hemen kapıyor. Doğru mesaj ve güzel görsellik ön plandadır benim için, bu ilkede hareket etmeye çalışıyorum. Sadece bir cevap var kafamda bu soruya verebileceğim. Yıllar önce Eda Berker diye bir kız vardı. Klibini çektim; inanılmaz bir sesti, inanılmaz bir prodüksiyondu ve inanılmaz bir videoydu. O kız kaybolup gitti sonradan ama kalsın isterdim.



F: Yönettiğiniz bir çok şarkıcı televizyon ve sinema sektörüne geçti, bazıları başarılı da oldular. Sizin de o sektöre el atmanız söz konusu mu?


D: (Gülüyor) Albüm yapıp yapmayacağımı mı soruyorsun?


F: Hayır, televizyon ve sinema yönetmenliğini kastettim ama onu da sorayım mutlaka.


D: (Gülüyor) Benim daha ikinci işimde dizi yönetmenliği teklifi geldi. Yeterince donanımlı değildim o zamanlar. İşteki ikinci senemde de uzun metraj yönetmenliği teklifi geldi, ona da hazır hissetmedim kendimi. İşleri doğru yerde ve doğru zamanda yapmayı seviyorum. Reklam yönetmenliği yaptım mesela, klipte keşfedilip o sektöre girdim. Ancak şimdi şimdi kendi yazdığım bir uzun metrajı çekmek istiyorum. Artık yeterince donanımlı olduğumu düşünüyorum.


F: Zaten sayıca büyük bir eksiklik var kadın yönetmenlerde.


D: Dünyada çektikleri her film olay oluyor kadınların. Çünkü kadınlar detaycıdır, çok farklı bakıyorlar. Erkek mesleği olarak algılanmamalı yönetmenlik Sinemayı çok seviyorum, çok tutkuluyum bu konuda. Tiyatro oyuncusu olmama rağmen kamera arkasında çalışmak istememin sebebi bu. Türkiye'de özellikle iyice erkekler domine etmiş durumda mesleği. Kurtlar sofrasına benzetebiliriz ancak umuyorum ki başarılı olacağım bu konuda da.


F: Siz açıkçası fazlasını bile yaptınız. Klip yönetmenleri denilince akla ilk sizin isminiz geliyor.


D: Uzun metrajda da bu mertebeye ulaşmak isterim. Yönetmenliğe kadınlar daha çok eğilmeli çünkü kadın gözü çok farklı. Örneğin Jane Campion'ın “Piano”su. O kadının o filmde çektiği sahneler, bugün bile birebir gözümün önünde.


F: Yonca'nın gençlere destek vermesi meşhurdur, bir çok ismi duyurdu bugüne kadar. Sizin var mı böyle bir yöneliminiz?


D: Çok oldu, klipte başrol oynatıp sinemaya televizyona kazandırdığım çok isim var. Şu anda oynadığını gördüğünüz 3-4 çok ünlü isim ilk defa benim kliplerimde göründüler. Aynı zamanda üniversitede tezlerine yardım almak için gelen çok öğrenci oluyor. Onlara destek olmak büyük keyif veriyor bana. Yetenekli bulduğum herkesi de bir yerlere yerleştirmeye çalışıyorum.



F: Bir anket yapılsa heralde “Hovarda” en çok beğenilmiş işiniz seçilirdi. Sizin favoriniz nedir?


D: “Arnavut Kaldırımı” da seçilebilirdi aslında o ankette. (Gülüyor) Yonca'ya yaptığım işleri çok seviyorum, Nazan Öncel'le yaptığımız “Hokka” Avrupa Birliği'nden ödül aldı. Bir sürü insan da benim çektiğim klipler sayesinde çıkış yaptı. Rober Hatemo'nun “Esmer”i örneğin. Bir gecede patlamıştı o kliple. 840-850 tane klibim var sonuç olarak benim, hepsi yüzde yüz başarılı diyemem ama çoğunun öyle olduğunu düşünüyorum.


F: Çok teşekkür ederiz vakit ayırdığınız için. Yeni klibe de başarılar diliyorum.


D: Ben teşekkür ederim.



Bahsettiğimiz Eda Berker videosunu http://www.youtube.com/watch?v=ymrLZlM6KI0 adresinden izleyebilirsiniz. İsmi tanıdık gelmiyordur eminim ama şarkıyı dinleyince hemen tanıyacaksınız.

Hiç yorum yok: