20 Kasım 2008 Perşembe

Bedük - Dance Revolution



Ülkede devrimden bahsetmeden dans müziği yapmak iyice zorlaştı. Hande Yener'in yaptığına bu isim verildikten sonra, Rafet El Roman kızmış, “devrim öyle kolay olmaz” demişti. O aralar bu tip tartışmalara katılmayan yoktu ama Funda Arar'ın Hande Yener'e destek vermesi gibi post modern hatıralar kalmış aklımda hayal meyal. Şimdi Bedük'ün yeni albümü de “Dance Revolution” olarak isimlendirilince mevzuyu tekrar ziyaret etmek gerekiyor. İşini güzel yaptığı konusunda hiçbir itirazımız olmayan Bedük belli ki bu konseptle anılmak istiyor. Basın bültenlerinin ilk cümlesinin “ilk albümüyle yapılamazı yapan Bedük...” diye başlaması elbette tesadüf değil. Bunun yanında yeni albüm de devrim falan değil. Ana akım piyasada varolabilen (yani klipleri en çok izlenen müzik kanallarında sık sık yayınlanan ve bir mankenle çıkması kesinlikle haber olacak kişiler) Türk müzisyenlerden gördüğümüz işlere benzemiyor, evet. Ama Rafet El Roman'ın kulaklarını çınlatalım, albümün “devrim”i sadece bir konsept olarak kullandığını, zaten tarihe geçmek gibi bir niyeti olmadığını düşünüyorum naifçe.


Halbuki Murad Küçük'le beraber “Video Music Revolution” adlı bir DVD basacak kadar materyalleri olacak yakında. Bedük'ün hepsi başarılı video kliplerine imza atan bu yönetmenin çıkardığı işlerden hiç şüphemiz olmazdı zaten. Ancak bu albümün ilk videosu “Automatik” ile yepyeni, taptaze bir şey yapmışlar ve Türk klip tarihine geçtiler, o video televizyona düştüğünden beri. “Better Than My Baby”, iki üç film izlemiş herkesin yumuşak karnı “Fight Club”dan girerek sevilmeyi garantiliyordu belki ama “Automatik” ona bile gerek duymadan şahane bir videoya dönüşmüş. Bu arada “My Woman” ve “Better Than My Baby” kliplerinde koreograf ve dansçı olarak gördüğümüz, çok da başarılı bir iş çıkaran Uğur Yıldıran'la daha geçenlerde yayınladığım röportajı hatırlıyorsunuzdur. O zaman “kim bu çocuk” diyenler, şimdi tekrar okuyabilir o sohbetimizi. Sitedeki bütünlüğe dikkatinizi çekerim!


Videoya döneceğim ama albümden de bahsetmek lazım. “Dance Revolution” tam da olması gerektiği gibi iki küsür dakikalık, çok eğlenceli bir intro ile açılıyor. “Da Funkmaker” 4 satırlık sözlerine rağmen tamamen “olmuş” duran, tek bir şey eklemeye veya çıkarmaya gerek duymayacağınız bir parça. Üstelik albümü dinleme havasına girmeniz için kusursuz bir anahtar. Peşine çıkış şarkısı “Automatik” geliyor. İsmi de, şarkının kendisi de Kraftwerk'ü hatırlatıyor biraz (baya kalabalık sözleri hariç) ama bunun övgü olmaması için hiçbir sebep yok. Tutup da Madonna'yı taklit etmekle aynı şey değil (Hayır, kimseye laf sokmadım). Albümü tanıtmak için iyi bir seçim, genel tarzı yansıttığı söylenebilir.


Bedük'ün baştan beri bende eksik bıraktığı etki şarkı sözleri yüzünden olmuştur. Derdim İngilizce oluşu değil ama madem İngilizce olacak, en azından her yerde duyduğum kalıpları, argoları duymaktansa orijinal birşeyler duymak isterdim. “You gotta be my woman”, “you're such a heartbreaker” ve bu albümden “she is a hot bitch”, “shake your moneymaker” gibi sözler bu isteği hiç mi hiç tatmin etmiyorlar. Çoğu şarkının sözlerinde hiçbir espri yok (somebody hold my mind?), kalıplar halinde başka şarkılarda rastlamanız bile mümkün. Çok güzel melodisi ve prodüksiyonuna rağmen Hot Bitch'e bu yüzden ısınamadım örneğin. Ayrıca İngilizce konuşan kimsenin “keep on shaking to the moonlight” dediğini sanmıyorum, maalesef o şarkının (Keep On Rockin') düzenlemesi, bu söze kafayı takmak için fazla güzeldi.



Albüm kartonetinde sözleri bir devrim sahnesi fotoğrafının üstünde ön plana çıkarılan “Disposable” yine gıcık bir kalıp olan “for sure”a rağmen albümün en iyilerinden biri. Sözleri Bedük'ün yakın zamanda bir yer kaybolmaya niyetli olmadığını müjdeliyor. Yalnız melodisi Red Hot Chili Peppers'dan “By The Way” şarkısına bu kadar benzeyebilirdi heralde. Girişi duyunca eminim siz de hak vereceksiniz. Gönderme yapılmış gibi adeta ama alakayı çözemedim. Bir diğer çok güzel şarkı, tam dansetmelik bir şarkı olan “Roundabout”. Zaten sahneden bahseden bir şarkı, Bedük'ü canlı izlemiş biri olarak söyleyebilirim ki bu şarkıda bahsettiğinden az değil yarattığı coşku. Ayrıca setlist'leri için mükemmel bir açılış şarkısı olurdu. Özellikle de “This stage is my home!” diyerek sahneye çıkışı geliyor gözümün önüne. Hemen bunu takip eden şarkı “Sweat It” yine albümün yüksek noktalarından biri. Yalnız sık sık yaptığım gibi yine sözleri yanlış anlayıp orijinalinden daha fazla beğenme durumuna düştüm. Kişisel sitemde olduğuma göre bunu uzun uzun anlatmaktan çekince duymayacağım. İngilizce 'de “kafana takma” manasına gelen “don't sweat it” kalıbına gönderme yaparcasına şarkının isminin “kafana tak” manasında olduğunu sandım başta. Sonra Bedük'ün “Ah! Sweat it!” diye bağırışlarını “I said it!” zannettim. Benim hayal dünyamda, “I said it! You gotta sweat it till your body can't sweat no more!” (İşte söyledim, vücudunda ter kalmayana kadar tak kafana) diyordu şarkıda. Kontrol edince gördüm ki baştan aşağıya terlemekten bahsediyormuş. Biraz hayal kırıklığı oldu tabi. Konusu açılmışken de Mirkelam'a bir selam çakalım burdan. “Terle” diye şahane bir şarkısı vardı.


Kalan iki şarkı Too Shy ve Gimme Little Something'in, buraya kadar beklediklerine göre favorilerim arasında yer almadığını anlamışsınızdır ama dinlemeleri keyifli (özellikle ikincisi), düzgün şarkılar. 9 orijinal şarkının yanında, pek mana veremediğim iki de remix var. “Too Shy” ve “Automatik”in bu alternatif aranjelerine pek gerek yokmuş bence. Benim kulağıma pek yeni bir şey gelmedi, sadece biraz daha fazla ritm, biraz daha az şarkı sözü durumu var. Çok da uzun olmayan 9 şarkıyla albümü bitirmeye kıyamamışlar demek ki ama önceki albümden bir iki parçanın canlı versiyonlarını veya yeni düzenlemelerini koysaymış hem “Even Better”a dikkat çekilmiş olurdu, hem de albümde biraz daha çeşitlilik görürdük.


Yine Automatik'in videosuna değinerek bitireceğim yazıyı. Gönül Düğün Salonu'nda geçen 1992 tarihli bir düğün videosunun eşliğinde izlediğimiz şarkı düğünlerde kendinden geçmişçesine danseden milletimizi öyle güzel göstermiş ki tekrar tekrar izleyesim geldi. Tamam, bunda klipteki en çılgın dansların Kolbastı (Hoptek) olmasının, benim de doğma büyüme Trabzon'lu olmamın büyük etkisi var (Trabzon'un dansları çünkü) ama video için daha güzel bir fikir gelmiyor bile aklıma (ki hep gelir). O düğün videosu efektleri, görüntüden görüntüye geçişler, ağızlarla müziğin zaman zaman birbirini tutmayışı ve tüm o geleneksellik içinde uzaylı gibi duran Bedük inanılmaz bir kompozisyon olmuş ortaya. Kendisini bir daha canlı izlediğimde Automatik'i söylerken, az biraz becerebildiğim Hoptek'i oynamak için sabırsızlanıyorum. Siz de albümü dinlemek için sabırsızlanın.


Not: 3.5 / 5


Hiç yorum yok: