4 Ekim 2008 Cumartesi

Wall.E (2008)



Wall.E hakkındaki bir yazıya ancak ve ancak, filmin sadece bir animasyon değil aynı zamanda bir bilimkurgu başarısı olduğunu yazarak başlayabilirim. Pixar şirketinin animasyon işindeki becerisini bilmeyen duymayan kalmamıştır. Son dönem şaheserleri Finding Nemo, The Incredibles ve Ratatouille bu verimli devrin bitmeye yakın dahi olmadığını ispatlar nitelikteydi. Son işleri Wall.E ise artık kendi çöplüğünde kral olmuş bu şirketin başka türleri de fethetmeye geldiğini gösteriyor. Terkedilmiş dünyada tek başına kalmış bir atık “tertipleyicisi” olan Wall.E adlı robotun, uzaydaki ileri teknolojili kolonilerden gelen bir araştırma robotu olan Eve'e aşık olmasını anlatan film fizik kurallarıyla ilgili inandırıcılık dışında kaliteli bir bilim kurguda olması gereken her özelliğe sahip. Olabildiğine umut verici bir öykü olsa da dev şirketlerin elinde gelişen bir distopya da dahil buna.

Diyaloğun oldukça az kullanıldığı yapıt aşırı derecede kirletilmiş ve bu yüzden artık yaşanmaz olmuş dünyada etraftaki çöpleri gövdesindeki boşlukta sıkıştırıp küpler halinde düzenleyen, işini yüzyıllardır aksatmadan yapmış ve yalnız bir robot olan Wall.E ile tanışmamızla başlıyor. Oldukça korkak, ufak boyutlu, kirli ve çok güzel gözlü bu robot bir yandan görevini yaparken bir yandan da çöpler arasında bulduğu ilgi çekici parçaları toplayıp mütevazi evine götürüyor. Akşamları işten dönüp “ayakkabı”larını çıkardıktan sonra en sevdiği iş büyük Hollywood müzikallerinden “Hello Dolly!”yi video kasetinden izlemek. Hayatı böyle sürüp giderken bir yandan dünyaya ne olduğunu öğreniyoruz biz de. Fazla çöpten dolayı artık uzayda kolonileşmek tek çözüm olunca Buy N Large şirketi insanlara yürümek zorunda bile olmadıkları ultra konforlu ve maksimum kontrollü Axiom gemisini sunuyor. Gemi, dünyada hayat umudu aramak için Eve adlı robotu gönderince, bu eli maşalı teknolojik cihazın yolu Wall.E ile kesişiyor. Görülebilecek en eğlenceli ve en orijinal aşk hikayelerinden biri de böylelikle başlamış oluyor. Eve'in erken gelen dönüş vakti, Wall.E'nin onu gizlice takip etmesiyle devam ediyor ve uzayda devasa bir maceraya atılıyorlar beraber.



Filmin aşık robotlarının kimyası çoğu live-action filmde yakalanamayacak derecede güzel. Gerçek aktörlere benzetirsek belki Gael Garcia Bernal ve Natalie Portman oynayabilirdi Wall.E ve Eve'i. Elbette robot olarak bir cinsiyetleri yok ve Wall.E'nin Barbra Streisand izlemesi, Eve'in gözü kara halleri kafa karıştırıcı olabilir ama isimlerin de yardımıyla E'nin çok yakışıklı olmayan ama oldukça sevimli, sakar bir erkek, Eve'in de Elf misali bir hatun olduğunu varsayabiliriz. E'nin videolardan öğrendiği romantik numaraları Eve üzerinde deneyişi bu tutan kimya sayesinde filmin en eğlenceli anlarını oluşturuyor. Gerçi Eve başlarda görevinin etkisinde olduğu için çoğunu kaçırıyor (kariyer odaklı kadın misali) ama bu sadece daha da şirin kılıyor sahneleri. Koloninin 2001'deki HAL robotunu andırırcasına soğukkanlı ve tehlikeli olan otomatik pilotuna karşı giriştikleri mücadelede gerçek anlamda yakınlaşıyorlar birbirlerine.



Filmde bir de bu kadar büyük bütçeli bir animasyonda görmeyi beklemediğiniz ciddi meseleler var. Örneğin dünyadan kaçanların yaşadığı Axiom gemisi, insanların makineler tarafından yüksek kontrol altında tutulmaları, etraflarındaki kusursuz ortam Matrix-vari felsefi filmleri hatırlatıyor. Öyle ki artık şüphesiz “global” olmuş bir şirketin insanları yürütmeyip, kemiklerinin kendilerini taşıyamayacak hale gelmesine bile sebep oluşu var hikayede. Kolonide gördüğümüz herkes obezlikten muzdarip ve insani duygulardan tamamen soyutlanmış durumdalar. Aşkın, güzel bir gökyüzünü izlemenin hazzının yanında yemek yeme zevkleri bile ellerinden alınmış ve farkında değiller. Her besin gıdasını içerek tüketirken hareketli sandalyelerinde gezerek küçük dünyalarında zaman öldürüyorlar. Elbette 700. yılını izlediğimiz bu oluşumun başlangıcındaki reklamları bu sonucu göstermiyor. Tanıtım filmlerinde kusursuz bir aile mekanı ve herkesin eğleneceği bir yer olarak tanıtılan Axiom, kaçınılmaz bir kukla gösterisine dönüşüyor yüzyıllar içinde. Buna geminin kaptanı da dahil.



Wall.E'yi mükemmel bir bilimkurgudan ayıran tek şey asıl hitap ettiği yaş kitlesinden dolayı bir çok problemi göz ardı ederek ilerlemesi. Bu da fizik kurallarının bir çok yerde ihlali ve inandırıcılığın azalmasıyla sonuçlanıyor. Kavuşan aşıklarla, en olmadık zamanlarda yükselen kahramanlarla ilgili hiçbir sıkıntım yok. Ancak dünyanın milyarlık (kirlilik 2100 yıllarında geldiğine göre bugünden de fazla) nüfusunun nereye gittiğini, Wall.E'nin tutunduğu uzay gemisinin yıldızların kenarından geçerek ulaştığı koloniye ne kadar zamanda ulaşığı, dünya için son umut olan bitkinin açık uzayda nasıl buz kesmediğini ufak ufak açıklasalar, fiziksel olarak uyumsuz iki robotun aşk hikayelerine gönülden inanmaya hazırdım ben. Filmin ciddi kısmının “olduğu kadarı”yla idare etmek lazım belki ama sırf canlandırma başarısından değil öyküsünün şaşırtıcı derinliğiyle de ilgili önümüzdeki yıllarda anılma şansını azaltmış biraz bu şekilde. Bir de o bahsettiğim uzay yolculuğunda yüzyılların geçmiş olmasını dilerdim. Ölümsüz ve mutlaka sabırlı iki robotun aşkı çok daha çarpıcı olabilirdi bu detay atlanmasa. Yine de finaldeki “hafıza” meselesiyle içimi sızlatmayı başardı.

Spielberg'ün Yapay Zeka'sının David, Joe ve ayıcığından sonra gördüğüm en sempatik robot olan Wall.E'nin etkileyici macerası türün hayranı olanlara ve olmayanlara tavsiyemdir. Detaylı incelersek bahsedilecek çok şey var; koloni halkının uyanışı, Wall.E'nin video kasetleri haricinde eski atari oyunlarına da olan düşkünlüğü, böcek arkadaşı ve Amerikan başkanının kirliliğin başladığı yıllarda kaydedilmiş konuşması gibi. Ayrıca eğer okuorsanız Uykusuz dergisindeki Fırat'la E'nin fiziksel benzerliğine dikkat çekmek istiyorum. Özellikle hüzünlü bakan o gözler başka kimselerde yok. Tıpkı bu kalitenin birçok başka animasyonda olmadığı gibi.

Not: 4 / 5

Dip Not: Filmden önce gösterilen (Pixar'ın geleneğidir) kısa film Presto'yu, özellikle de çizgi filmlerdeki tavşanlara deli olduğum için çok beğendim. Sinemada izlemeyi düşünmüyorsanız bu da ikna edici bir sebep olsun.


Presto!


Bence benziyorlar.


Ben Eve'le kurdum muhabbeti. Wall.E'nin haberi bile yok.

1 yorum:

L'Emperuer dedi ki...

Evet Fırat, Wall-E'nin kopyası =P Aman Wall-E görmesin seni Eve'in yanında, kübe dönüştürür valla