23 Ekim 2008 Perşembe

Hande Yener 18 Ekim 2008 Studio Live Konseri



Hande Yener'i en son MTV'nin EMA partisinde izlediğimde “Nasıl Delirdim” ağırlıklı repertuarı (dört şarkıdan üçü) ve Romeo dönemindeki saçlarına yaptığı dönüşle, geleceğine dair umut vermişti. Siteyi az çok okuyorsanız Hipnoz albümünden çok hazzetmediğimi biliyorsunuzdur. Geçtiğimiz Cumartesi verdiği konserde tanıtacak yeni materyali yoktu ve düşüşünde önemli rol biçtiğim Kemal Doğulu da eşlik ediyordu kendisine. Önyargıyla gittim yani ama ne yalan söyleyeyim bu kadar eğleneceğimi tahmin etmemiştim.


Gittiğimizde blogun okuyucusu olmasından gurur duyduğum “intelligent dance music” icracısı Tolga Duyan, DJ kabinindeydi. Kalabalığı birazdan sahneye çıkacak Kemal Doğulu'ya coşkun bir şekilde teslim etti. Kemal sahneye çıktığında beklediğimizden fazla şaşırttı bizi. Fazlaca vocoder destekli sesi ve “a little intelligent dance music”i bekliyorduk fakat kafasına taktığı kocaman kırmızı boynuzlar ve kırmızı eldivenleri sayesinde herkesin ağzı açık kaldı. Etrafımdaki genel görüş “en azından cesur, beni s*ksen o halde sahneye çıkmam” şeklindeydi. Cesaretini alkışladık, “Bir Yerde”ye suçlu zevkler duyarak eşlik ettik, “Mazeretim Var Asabiyim Ben”i Hande'nin setlist'inden çalmasına kızdık ve Yonca'nın çok eski ve çok güzel şarkılarından biri olan “Haberin Olsun”la biraz geçmişe gittik. Mini konserinde durgun bir parça için çok doğru bir seçimdi bence. Ayrıca o gün doğumgünüymüş kendisinin, burçdaşlarını öğrenmek için “terazileeeer?” diye bir de uzun hava çekti. 5-6 şarkılık şov bitince ortamı yine Tolga'nın müziği doldurdu. Sonrasında Hande için sahneye yaklaşmaya başladı mekanın kapasitesini pek de zorlamayan az sayıdaki izleyici.



Zamanında üstüne düşseydi Hande'nin büyük, esaslı konserlerde, başarılı sahne şovlarında önemli bir isim olacağını düşünüyordum. Son garip albümüyle kitlesinin çoğunu kesip atmadan önce halen bu şansı vardı. Şimdi ise Studio Live gibi konser alanı olarak anılması bile doğru olmayan yerlerde çıkıyor. Hani en azından geçen seferki gibi Maslak Refresh Venue'yü doldurmayı deneyebilirdi. Bir de mekan Taksim'de olunca kitlenin seçkin olması iyice zorlaşıyor. Yakın zamanda Emre Aydın da aynı sahneye çıkacak. Rock piyasasının en umut verici ismi için bence çok üzücü bir durum.



Tabi bunlar Hande'nin bizi deli gibi eğlendirmesini engellemiyor. Evet dev ekranlar altında farklı farklı kostümlerle izlerken eğleneceğimiz gibi değil ama Hande'yi Hande yapan şarkılar azıcık bile eskimiş değiller. Sahneye şaşırtmayarak Hipnoz'la çıkıyor, hiç tempoyu düşürmeden Romeo'ya geçiyor. Elektronik döneminin bu en büyük hit'i sağolsun kalabalık geçiyor kendinden. Dansçıları biri kabarık saçlı iki adam yerine onların öğrencileri olan çok güzel iki kız bu sefer. Bir de Mac'lerin başında duran orkestra elemanının eşi olduğunu öğrendiğim Demren rap yaparak şarkılara eşlik ediyor. Rap'i her şeye bulaştırmayı adet edinir oldu insanlar ama Hande taa zamanında Ege Çubukçu'yla beraber erkenden yakalamıştı bu trendi. Bu konserdeki bazı rap vokalleri de Ege'nin yaptıklarının aynısıydı.


Hande'nin “Kutsal Üçlü”sü diye anabileceğim “Acele Etme”, “Kim Bilebilir Aşkı” ve “Kelepçe” peşpeşe söylendi konserde. Ben o arada bağırarak etrafımdakilere bunların Hande'nin en güzel şarkıları olduğunu söylemeye çalışıyordum. Zaten dans ve coşku bu sıralar öyle arttı ki kimse karşı çıkmadı iddiama. “Biraz Özgürlük” çaldığında bunun da dördüncü sıraya yerleşeceğine karar verdik (Bu listeye rağmen en iyi albümü kesinlikle Nasıl Delirdim'dir). Kibir'de, Romeo'da, Biraz Özgürlük'te artık Hande'nin stiline dönüşen dans hareketlerine eşlik ettik. Hipnoz'u 8-9 kere söylediğinde de koreografi vardı ama o diğerleri kadar coşturmadı niyeyse. Tabi Hande en büyük feedback'i bu şarkıda aldığını iddia ederek tekrar tekrar söyleyip durdu. Hani alkolden dolayı bizler kanmış olabiliriz de kendisini kandırmamalı en azından. Zirve noktaları Romeo ve az önce bahsettiğim üç şarkıydı. Bir de Yola Devam'ı unutmamak lazım. Ertuğ'un Hande'ye verdiği iki şarkı da (Yola Devam, Kim Bilebilir Aşkı) ilk günkü gazıyla zıplatıyor.



Listede durgun şarkı hiç yoktu, bu da bir konserdense bar programı izlediğimizi anımsattı biraz. Halbuki “Armağan”, “Bir İz Gerek”, “Sorma” gibi şarkıların atlanmasının suç sayılması lazım. Kumar'ı söylemiş olabilir ama o da vardıysa aklımdan silinip gitmiş. Sahne düzeninde hiçbir espri yoktu. Tepeden halatlar bağlanmış ve kenara doğru açılmışlardı sadece. Son albümün güzel şarkılarından “İp”i söylerken Hande bunlara sarıldı, tutundu. Söylediği diğer yeni şarkılar o kadar kötü seçilmişti ki eskilerin yanında olduklarından daha bile beter gözüktüler. Pinokyo, Yaban Gülü, Yarasa bir single'ın b-side'ı bile olamayacak kadar fuzuli şarkılar. İyi Günler'i daha en başta söylemesine sevindim, dediğim gibi İp güzeldi ama genelde konserlerin albümlere duydurduğu sempati bu Studio Live performansı ve Hipnoz albümü arasında hiç yoktu. Zaten olacak olsa kötü albüm demezdik, dinledikçe seveceğiz derdik vaktinde.



Velhasıl Hande istediği kadar garipleşsin veya durumu farkedip ana akım müzik piyasasında savaşmaya devam etsin; her halukarda eğlendirebilen bir olacağı kesin. Keşke yüzlerle ifade edilen bir kalabalık yerine, binlerce kişinin dolduracağı arenalarda olsaydı bu durum ama kendisinin şikayeti yoksa biz de çenemizi kapatabiliriz. Fiziksel olarak yıllardır gördüğüm en güzel halindeydi o akşam, sadece imajı değil yüzüyle de. Bundan biraz umutlanıyorum bir avuç marjinali şaşırtmaktansa, bütün memleketi avucuna almayı seçeceği konusunda. Haklı olup olmadığımı besbelli zaman gösterecek. Şimdilik bize hediye ettiği “Apayrı”, “Nasıl Delirdim” gibi firesiz albümlerle vakit geçirmek düşüyor. Yeni materyal olarak müzik marketlerdeki kayıtlardansa canlı performanslarını tavsiye ediyorum. Ama laf olsun diye değil. Gerçekten tavsiye ediyorum.



Dip Not: Bir ara Madonna'dan Give It 2 Me'nin nakaratını müziksiz söylemesi ve mekandaki herkesin avaz avaz eşlik etmesi nasıl bir kitleyi tatmin etmeye çalıştığını belli ediyor sanırım Hande'nin. O beklentileri boşa çıkarmamalı bence kariyerinin gelecek yıllarında.

Dip Not 2: Bu resmin GNU Özgür Belgeleme Lisansı'nın 1.2 sürümüne uygun şekilde kopyalanması, dağıtılması ve/veya değiştirilmesine izin verilmiştir.

6 yorum:

görkem dedi ki...

bu konserinin videolarını izlemedim ama geçen konserin videolarını izlediğimde herkesin pinokyo, yarasa gibi son albüm şarkılarında coştuğunu görmüştüm.ayrıca handenin şimdiki fanları son albümden en çok pinokyo, yarasa ve yaban gülünü beğendi

lecterhouse dedi ki...

inanıyo musun bu dediğine şimdi?

Adsız dedi ki...

evet bir hande hayranı olarak ve hande yener fan club'ta yıllardır olan biri ve büyük bir çevresi olarak da söylüyorum en sevilen 3 şarkı pinokyo yarasa ve yaban gülü.

özellikle yarasa ile yaba gülünü sevmeyen neredeyse yok

LightYears dedi ki...

''özellikle yarasa ile yaba gülünü sevmeyen neredeyse yok''

kızmıyorum gülüyorum bakıyorum geçiyorum bu dediklerine

triancula dedi ki...

fatih ben şahsen bu aralar uçuyorum. ne zaman durur bir bardak su içerim hiçbi fikrim yok - hem olmasın da zaten. diyeceğim şudur ki okuduğum bir avuç blog arasındasın bunu niye söylüyorum çünkü zaman zaman böyle hatırlatmalar yapmak gerçekten de inanılmaz SALAKÇA ve güzelce bir motive kaynağı oluyor. bunu bilirim baya.

bir de hande'nin canlı canlı resmini çeken ve oldukça hoş bir resim olmasından mütevellit ben onu vikipediye yüklemek istiyorum ama elbette senin iznini almak istiyorum, evet dersen kaynak olarak siteyi belirtip yüklicem resmi oraya ve böylelikle artık o da bir resme sahip olacak, ne dersin?


bir de miles away çalsın. hep çalsın. :( çok acıklı ki!

lecterhouse dedi ki...

bu resimlerden birini mi almak istiosun? al kullan :) sorun değil

ayrıca takip ettiğini biliyorum, çok saol. dediğin gibi motivasyon oluyor, istediğin kadar söyleyebilirsin :)

miles away'e video geliyor yakında. çok küsel bişi.