30 Ağustos 2008 Cumartesi

Nazan Öncel - Demir Leblebi



Artık sadece güncel albümlerin değil, yerli müziğin klasikleri üzerine de yazacağımı söylemiştim. Göksel’in Körebe albümünden sonra sıra Türk Pop’unun en iyi albümü olduğuna kalıbımı basabileceğim Nazan Öncel’in Demir Leblebi’sinde.

Künye: 1999 tarihli albüm Nazan Öncel’in aykırı döneminin sonuna işaret eder. Bu albümün oldukça asi müzikal yapısı, zehir zemberek sözlerinden dolayı medyada büyük fırtınalar kopar ve Öncel bir sonraki albümünde “Hay Hay”ı söylemektedir artık. Demir Leblebi dilimizde söylenmiş en kişisel şarkılardan birkaçını içerir. Babası tarafından çocuk yaşta uğradığı tacizi anlatan “Demirden Leblebi” şarkısı heralde bir daha eşi benzeri gelmeyecek bir şarkıdır. Neresini daha çok övsem bilemiyorum, bütün kalbinizle hissettiğiniz yorumunu mu, “bacaklarının arasında beni mengeneye almıştı” diyerek tüyleri diken diken eden sözlerini mi yoksa “Kalbim kırık öleceğim. Bilmem ne halt edeceğim” diye giden melodik kısmını mı. Bu şarkı ve meşhur “Sokarım Politikana” albümün her anlamda zirve yapan finalini oluşturur. Sokarım Politikana sanıldığının aksine bir aşk şarkısıdır ve ayın karanlık yüzünü anlatan nadir aşk şarkılarından biridir. Aşkın her zaman “seni seviyorum”lar ve bile isteyen çekilen melankoliden ibaret olmadığını, bazen pisleştiğini hatırlatır.



Tarz: Özetle karamsar ve asi. Aşıklar Parkı, Kötülere Bi’Şey Olmaz gibi oynak şarkıları bile sözde hüzünlü şarkılarımızdan daha üzücü. Sadece “Kunduram Sandukam Zembilim” şarkısında türküleri andıran bir melodi vardır ve zaten şive de Ege şivesi. Bunun haricinde müzikal yapıya genel olarak batılı diyebiliriz. Hep Yalnız’ın girişindeki, Hızlı Yaşarken’in sonundaki gibi çok güzel bazı gitar melodileri var. Aşıklar Parkı’nın haricinde kulağa resmen tehlikeli gelen Zor Dünya ve Bu Havada Gidilmez ile tanıtılır albüm. Zor Dünya’nın vokalleri Nazan Öncel’in en tipik yorumunu içerir ve satışlara pek bir fayda sağlamaz (kimin umurunda). Bu Havada Gidilmez ise albümün en dinleyici dostu şarkısı olarak görülebilir. Duygusal sözleri ve daha alışıldık melodisi kitleler için albümün hatırlanır şarkılarından biri yapar Bu Havada Gidilmez’i.

En İyi Şarkı: Bunu seçmek mümkün değil ama adaylardan hangi şarkı neden iyidir diye inceleyebiliriz. “Kız Bebek” olabilir çünkü sözsüz dinleseniz iç açıcı diyeceğiniz melodisinin üstünde kadın ayrımcılığına çok sağlam laf sokan sözleri vardır. “Sokarım Politikana” olabilir çünkü o tarihten beri yazılmış en içten aşk şarkısıdır. “Demirden Leblebi” olabilir çünkü öyle çiğ ve sarsıcıdır ki anlatılanlar başınıza gelmiş gibi dinlersiniz. “Hep Yalnız” olabilir çünkü duyduğum en güzel girişlerden birini içerir. Üstelik “..ve bir sabah paltonu giy, at kendini sokaklara” diye başlayan her şarkı güzel olmaya mahkumdur. Son olarak “Aşıklar Parkı” olabilir çünkü bütün albüm eşliğinde ağlayıp rahatladıktan sonra hayatınızda hiçbir şey değişmemiştir ve aynı sorunlara daha metanetli bir şarkıyla yaklaşmak istersiniz.



Gizli Hazine: Kötülere Bi’şey Olmaz şarkısı. Albümün kaset versiyonunun ikinci baskısında çıkartılıp yerini Bu Havada Gidilmez’e bırakan şarkı bence Nazan Öncel’in en iyi işlerinden bir tanesi. O kadar samimi sözleri var ki eğer bağlanacak sebebiniz varsa çok az şarkının böylesine tatmin edici olduğunu görürsünüz. Öncel’in piyasamızda bu albümüyle yaptığı dalgalanma bir reforma dönüşseydi (keşkeeee) şimdi meselenin etrafında dönüp duran şarkılar yerinde bu şarkı gibi “Al aşkını götür cehennemin dibine” diyen şarkılar dinleyecektik. Bir daha hangi albüm böyle bir fırsat yaratır bilmiyorum.

Yanına İyi Gider: Tabi ki Nazan Öncel’den “Göç”. Sanatçının bu iki albümü yıllardır hayranları tarafından kıyaslanmaktadır. Genelde galip çıkan da Göç olur. Fakat benim için bir albüm olarak Demir Leblebi’nin, bir şarkı olarak da Göç’ün yeri ayrıdır. En sevdiğim Türkçe parça “Göç”tür ama o albümde bu albümün mükemmelliğini bulamazsınız. Yine de Demir Leblebi’yi tamamlayacaksanız Göç albümünü dinlemenizi tavsiye ederim. Bu dediğimi doğrularcasına geçtiğimiz yıllarda Göç, Sokak Kızı ve Demir Leblebi albümleri “Bir Şarkı Tut” adlı bir set halinde yayınlandılar. Albümleri benim keşfim de bu sayede oldu zaten.



Değerlendirme: Çok güzel kartonetinden tutun da burada andığım anmadığım bütün şarkılarıyla Öncel’in bile nadir tutturabildiği bir kusursuzluğa sahip bu albüm. Bilmiyorum bunu sizin için dilesem mi ama bu albümü gerçekten anlayacak kadar mutsuz olup da dinlerseniz insanı inanılmaz mutlu ediyor. Üstelik ne de büyük bir fedakarlık yapıyor ‘hep yalnız’ olduğundan açıklıkla bahsederken, çünkü bize yalnız olmadığımızı göstermiş oluyor. Etten, kemikten ve nankörlükten yapılmış insanoğlu suretinde arkadaşınız yoksa size can yoldaşı olabilecek bir albüm bu. Eleştirenler kendi hallerine yansınlar, ben dinleyip de anlayabildiğim için şanslı sayıyorum kendimi. Bu albümün peşi bu albüm gibi gelmedi diye de üzülecek değilim. Elimizde bir hazine, bir başyapıt var. Kıymetinin bilinmesini hak ediyor, başka hiçbir şeyi değil.

8 yorum:

triancula dedi ki...

"bu albümü gerçekten anlayacak kadar mutsuz olup da dinlerseniz insanı inanılmaz mutlu ediyor."


tarifsiz duygular içerisinde sana haykırıyorum ki İŞTE BU CÜMLE ENFESTİ!

albümlerini nazan öncel'in ilk olarak 4 sene önce dinledim - hani o zamanlar mp3siteleri kaynıyordu her yerde! ve tapmıştım çünkü tam da bana eşlik ediyordu ve zaman zaman yön verdiğini de düşündüm.

işte bu yazıdır beni tekrar nazan dinletecek. zor zamanların şarkılarını yazmıştır nazan. keşke deidğin gibi tekrar "çemberin içini anlatan" şeyleri yazsa.

ama sonra diyorum ki, herkes değişti, o da. hayat değişti. tüketim iğrençliğinin göbeğindeyiz. korkunç bir sentetiklik!


ve dediğin gibi,
yıllar önce blogda resimli şarkı da yapmıştım.


"...ve bir sabah paltonu giy, at kendini sokaklara"


benim için de gelmiş geçmiş en önemli türkçe şarkıdır Nazan'ın "Hep Yalnız"ı, sanırım kafi bu kadar demem. söz. müzik. atmosfer. altyapı. melodi. acı. melankolik. gri'lik. yağmur. soğuk. sabah.


çok güzel anlatmışsın, çok!

lecterhouse dedi ki...

teşekkürler ;) sen okuyunca yazmak daha keyifli oluyo valla billa

triancula dedi ki...

rica ederim ne demek fatihcan! gerçek bu, nazan'ın da dediği gibi "tuttum, bırakmam!"

bak bu da tria 31 ağustos hediyesi ;)

http://triancula.blogspot.com/2008/08/ben-biey-demedim-yle-demedim-ok.html

Adsız dedi ki...

hala karanlık tv gelmedi!

biTTer`meLish dedi ki...

tamam dinleyeyim. riadan kopup gelmenin hatrı için (:

lecterhouse dedi ki...

ria ne yaw? :)

triancula dedi ki...

tria demek istemiş meliş :D

benim o hüleyn! :D

lecterhouse dedi ki...

:D