10 Ağustos 2008 Pazar

Forgetting Sarah Marshall (2008)



Judd Apatow yönettiği veya yapımcılığını yaptığı başarılı komedi filmleriyle hem iyi gişe rakamlarına hem de eleştirel başarıya ulaşmaya devam ediyor. Bu dizinin ülkemizde gösterilen son filmi “Forgetting Sarah Marshall” bir çok yönden ilginç bir film, bir çok yönden de değil. Knocked Up, Superbad gibi oldukça kaliteli komedileri yaratan ekipten gelen bu film onların, bana kalırsa, yakınından bile geçmiyor komiklik açısından. Romantik komedilere oranla mizah anlayışının farklı oluşu filmin az sayıdaki artılarından biri.



Bir kere film pek komik değil. “40 Yıllık Bekar” da, “Knocked Up” da gülmekten nefessiz bırakan filmler değildi ama kahkaha attırdıkları bir çok sahne vardı. “Forgetting Sarah Marshall” sadece film boyunca gülümsetmekle yetiniyor. TV yıldızı 5 yıllık sevgilisi tarafından terk edilip kendini salıveren Peter’ı anlatan film Peter’ı canlandıran Jason Segel tarafından çok uzun bir sürede yazılan taslaktan hazırlanmış. 1000 sayfalık bu taslaktan böyle bir film çıkıyorsa How I Met Your Mother dizisinde çok sevdiğim Jason Segel’i çok rahat yeteneksizlikle suçlayabilirim. Çünkü izlediğimiz şeyin duygusal yönü çoğu romantik komediden hiç farklı değil. Anladık, Dracula müzikali ilginç bir fikir, Hawai’de düğün yapmanın orijinal olmadığının farkındasınız ama giden sevgilinin ardından toparlanmak konusunda hiç yeni bir şey anlatmıyorsunuz. Gördüğümüz, kötü bir ilişkide durmaktansa bırakıp gitmenin eninde sonunda daha iyi olduğu, bu da rahatlatıcı ve güzel bir düşünce olabilir ama bir çok filmde zaten mevcut. Özellikle kaliteli bulduğum bir sahne vardı filmde: Sarah’nın terk ettiği Peter’ı tekrar elde etmeye çalıştığı kısımda Peter’ın alelacele özür diletmesi ve sonra öpmeyi kabul etmesi. Filmin farklı diyaloglarından biriydi.



Sarah’nın uğruna Peter’ı terk ettiği rock yıldızını canlandıran Russell Brand’i Conan O’Brien’ın şovunda izleyip gerçekten çok komik bulmuştum. Yakında MTV’nin ödül törenlerinden birinin sunuculuğuna seçilen bu adamın filmde kıymetinin bilindiğini düşünmüyorum. Oynayacağı çok daha komik sahneler yazılabilirdi bence; bu İngiliz şovmende çok iş var. Jason Segel ise delicesine umutsuz Peter Bretter’ı başarıyla canlandırmış. En azından yazdığı filmden daha başarılı. Kendisinin “piç” ruhlu biri olduğunu “How I Met..” dizisinin kamera hatalarında yaptıklarından anlamıştım ama filmde sürekli çırılçıplak soyunmasını beklemiyordum açıkçası.



Bu sahneler Judd Apatow’un filmlerinin en devrimsel yanlarından birinin ürünü bana kalırsa. Peter’ın en kırılgan anlarında çıplak resmedilmesiyle alakası yok. Bence Apatow’un ne kendisi ne de filmlerinde oynayan kankaları (Seth Rogen, Paul Rudd, Jonah Hill, Michael Cena, Jason Segel gibi) dönemin çekici erkek şablonunu belirlemiş metroseksüel tanımına uymadığı için filmlerde normal görünümlü, sıradan vücutlu erkekleri sıklıkla soyup bunu çekici olarak kabul ettirmeye uğraşıyor. 40 Yıllık Bekar’da ve sonrasında Rolling Stone dergisinde Paul Rudd’ın, Knocked Up’da Seth Rogen’in, bu filmde Segel’in soyunup durması izleyiciyi utandırırarak güldürmektense bu amacı güdüyorlar bence. Adamın gay diye adının çıkmasına kadar giden bu tercih, tam tersine spor salonuna gitmeye üşenen bir erkeğin planı. Benim için sorun değil, bir gün sıradan vücutlar moda olursa spor salonunu pek özleyeceğimi sanmıyorum. Umarım stratejileri yolunda gider.

Bu kadar eleştirdim ama filmin gülümsettiğini, nadir de olsa güldürdüğünü ve izlenebilir olduğunu inkar etmiyorum. Kötü bir film değil ama zannettiğimden ve umduğumdan daha sıradan, tahmin edilebilir bir öykü. Knocked Up bir romantik komedi olarak çok daha yenilikçiydi bana kalırsa, üstelik konusu bu filmden daha orijinal sayılmazdı. Taslak halinin üstünde bunca uğraşılmış bir filmden, daha fazlasını beklerdim. Üstelik Sarah’ın pişman olması için gelişen olayların zorlama olduğu çok belli oluyordu. İlişkilerdeki “kötü”lerin bundan daha uzak bir gelecekte acısını çektiklerini düşünüyorum. Ne diyelim, geç olsun güç olmasın.. Genelde “iyi” tarafta yer aldığımdan benim için her iki durumda da sakıncası yok.

Not: 2.5 / 5

7 yorum:

«●ʟaɴdʍıɴε●» dedi ki...

bence 2,5 çok bile olmuş bu filme.
sadece marshall için verirdim o puanı :) "ananla nasıl tanıştım" deisiyim :D

görkem dedi ki...

kesinlikle çok kötü bir film.2,5 puan fazla bile.Dracula müzikali çok güzeldi.

lecterhouse dedi ki...

oo bugun yorumlar cok hızlı :) 2.5 biraz cömertçe olabilir ama hak eden yerleri de vardı. üstelik marshall delileri için çekilmişti resmen film. baştan aşağı marshall dı, hatta fazlası vardı biraz :)

Emre dedi ki...

Bu arada gerçekten bir "dracula müzikali" olduğunu belirtiyim. kanada'da inanılmaz gişe yapan, başrolünde notre dame de paris müzikalinde de rol almış olan bruno pelletier'in oynadığı baya ciddi ve baştan sona gotik bir müzikal. orjinal şarkıları fln süperdir. o yüzden biraz gıcık oldum filme. amerika'nın ve amerikalılar'ın burunlarının dibinde olup biten kültürel güzellikleri farketmeyişinin bilincinde olarak, olayı kendi fikriymiş gibi kakalaması gibi geldi. (aynı durum için bkz. amerika'da kanada filmlerinin sınırlı gösterime sokulması, 3-4 yıl sonra benzer senaryolu bi amerikan filminin abartılması)
forgetting sarah marshall'a gelince, "40-year-old virgin" ve "knocked up"ı çok beğenmiş, "superbad"de tatmin edici çokluk ve sıklıkta gülmüş bi insan olarak memnun bırakmadı beni. Filmin tek iyi yanı Russell Brand'di bence. Onu da dediğin gibi çok iyi kullanamamışlar.
HIMYM hastası bir insan olarak, Marshall'dan daha iyi bir senaryo bekliyodum açıkçası.
Bu arada Apatow ekibinin yan karakter yaratma konusundaki başarısını da unutmamak lazım.

timura dedi ki...

Bence başarılı bir filimdi. Brand'in aşırıya kaçan ingiliz aksanı ve filmde yansıttığı hayat tarzı izlemeye değerdi. "İstediğim herkesle yatabilirim" felsefesi her ne kadar bayanları kızdırsada bi çok erkeğin hayalidir :) Filmin başındaki soyunma sahnesi gerçekten sinema salonunda herkesi güldürdü.
Fatihçim sen spor salonuna gitmesende her zmn "seksi" erkeksin merak etme :) Filozofsun sen en çekicisinden hemde :D

lecterhouse dedi ki...

hehe sağolasın :) bu film gösterime gireli epey oluyor ama trabzona ancak geldiğinden yeni yazabildim hakkında. ona rağmen bu kadar yorum gelmesi çok güzel. izlenmesini istediğim bi filmdi çünkü.

soyunma sahnesi hakkında judd apatow "bundan sonra her filmimde bi pipi gözükecek, amerika'nın pipi korkusunu yenmesini istiyorum" demiş :) alem adam

emrah dedi ki...

arkadaşlar film içinde geçen bir müziği arıyorum tam olarak filmin 1:17:00 süresinde bşlıyor ve 25 saniyelik birenstrümantal şarkı.filmin soundtrack albümünde yok neyazıkki baya araştırdım yardım edebilecek arkadaşım varsa bana ulaşabilirmi.