11 Ağustos 2008 Pazartesi

27 Dresses (2008)



Romantik komedilerden bıktıysanız, orijinal bir şeyler arıyorsanız, filmlerin sonunu tahmin etmekten nefret ediyorsanız ve esas kızın çılgın manyak yakın arkadaşı tiplemesi sizi de baydıysa bu yazı (ve film) sizler için değil. Fakat dünyanın en güzel kızlarından biri bile ezik olabilir, sonunda herkes beyaz atlı prensini bulur yalanlarına kanmak isterseniz sıradaki cümleler sizler için. Devil Wears Prada gibi formül bir filmin senaristinden geldiğini övünçle söyleyen filmin bence bu gerçeği köşe bucak gizlemesi gerekirdi. O film Meryl Streep’in inanılmaz performansıyla ayakta duruyordu, bu filmde maalesef o da yok. Daha geçen hakkında yazdığımız Step Up filminin kareograf yönetmeni Anne Fletcher tarafından çekilen film fazla güldürmeyen sadece sonunda kalbinizi ısıtan bir klişeler yumağı.



Jane her seferinde nedime ve hiçbir seferinde gelin olan bir kızdır. Bu seferlerin sayısı 27’ye varmıştır aslında sarı saçla daha güzel olduğunun farkında değildir. Çünkü Grey’s Anatomy izlemek yerine düğün ilanlarını okumaktadır. Gizliden gizliye, bayat espriler yapan patronuna aşıktır. Yanlış anlaşılma olmasın gizli olan aşkıdır, espriler maalesef gayet ayan beyan yapılmaktadır. Jane’in kendinden bile güzel kardeşi Avrupa’dan ziyarete gelir ve patronun kalbini çalar. Jane bu sefer aşık olduğu adam ve bencil kız kardeşinin nedimesi olmaya hızla yaklaşmaktadır. Şimdi ne yapacaktır? O sırada esas kızın çılgın manyak yakın arkadaşı yoga dersinde “fuck” diye bağırır. Bu çok ilginç olması gereken bir sahnedir. Jane’e asılan birileri de vardır elbet. 50 kez “hayır” cevabı alıp yine de pes etmeyen esas oğlan öyle sizin reddettiğiniz ve ona rağmen peşinizden ayrılmayan tipsizlere benzemez tabi. Kızın kendisi kadar güzeldir en azından. Sonra bir yanlış anlama olur ve çözülür. Sonra bir kavga olur ve çözülür. Sonra herkes mutlu olur. Sonra siz filmdeki insanların bu kadar güzel fakat filmin bu kadar kötü olmasına şaşırırsınız.



Katherine Heigl’ın başrolünde oynadığı ve sinemaya esaslı bir geçiş yaptığı filmin benim için daha güzel kısmı Malin Akerman’ın varlığıydı. Bu kadar güzel ve oyunculuk açısından yeterli oluşu her aktriste bulunmayan bir şey. Fakat dediğim gibi filmin, özellikle de senaryosunda pek iş yoktu. Güldüğüm sahneler oldu (hayır deme alıştırması, motherfucker isyanı gibi) ama hele de final sahnesi misal, DVD’nin ekstralarında çok derinmiş gibi anlattıkları sahneler 100 yıldır birebir çekilip duran sahnelerdi. Edward Burns’ün aynı rolü oynadığına kaç kere daha şahit olacağız bilmiyorum ama gitgide gençleşmediğine göre çok da uzun sürmeyecektir. Çok çekici patron rolü için bence yanlış seçimdi.



Filmin orijinal bir konusu var. Ecnebilerin “always the bridesmaid, never the bride” deyişinin mecaz yapmadan işlenişine tanık oluyoruz. Çirkin nedime elbiseleri, temalı düğünler sanat yönetimi departmanına oldukça keyifli bir çalışma ortamı sunmuştur bence. İyi bir iş çıkartabilmişler. Velhasıl bu durumun senaryoya yansıması olan “kariyer peşindeki gazeteci Jane’den faydalanıyor mu?” hikayesi çok zorlama bir gerilimdi ve sevgili senarist sana sesleniyorum; yıllar önce “Runaway Bride” filminde yapılmıştı! Zaten iyi olmayan bir filmden neden çalıp çırparlar anlamam. Finale çalıntı diyemeyeceğim, mutlu son inadı dediğimiz illet, esas oğlan ve kızın çılgın manyak yakın arkadaşlarını bile baş göz ediverdi. Klişenin de en kötüsü böyle son saniyeye sıkıştıra sıkıştıra yapılanı oluyor. Yine de biraz salak modunuzda izlerseniz iki çok güzel insanın birbirne kavuşması etkileyebilir sizi.

Bu filmi başroldeki iki bayan oyuncusu olmasa mümkün değil zaman ayırıp da izlemezdim. İşte size de tercihinizi yapmak için kolay bir yöntem. Katherine Heigl ve Malin Akerman isimlerine bir göz atın. Direk olarak çarpılmazsanız Brokeback Mountain’ı öneriyorum. Fakat “Ben bunlar için yerli aksiyon filmi bile izlerim.” modunda izlemeye başlarsanız 27 Dresses’dan çok memnun ayrılacaksanız. Malin’in daha komik performansları için The Comeback dizisi, daha üstsüz performansları için The Heartbreak Kid, Katherine’in Emmy aldığı performansı için Grey’s Anatomy 3.sezon da peşinden gelsin.

Not: 2 / 5

2 yorum:

Adsız dedi ki...

"Direk olarak çarpılmazsanız Brokeback Mountain’ı öneriyorum." gibi ukalaca ve yersiz bi yorum beklemezdim, ne yani Brokeback Mountain sadece gay'lerin izlediği bir film mi? İki kadından etkilenmeyince o filmi mi izliyoruz? O kadar iyi film eleştirisinden sonra kalkıp da BBM'ı gay filmi diye nitelemeyin.

lecterhouse dedi ki...

Yorumun bizzat yersiz olmuş. Okuyup cevap yazacak kadar ilgilendiğin için teşekkürler ama böyle ufak tefek esprilerden alınmaya gerek yok. Gayet açık orada ne söylemeye çalıştığım. Blogun arşivini okuyup homofobiklere ne gözle baktığımı anlayabilrisin.