16 Haziran 2008 Pazartesi

Keremcem - Ateşler İçinde



Keremcem takım elbiseli romatik şarkıların çocuğu imajını tamamen yıkmaya geliyor (veyahut da yazın diskoda çalınan şarkım olsun diye bir single çıkardı). “Ateşler İçinde” isimli iki şarkılık single şarkıcının kendi tarzından tamamen uzakta, bir çok hayranını şaşırtacak ve kendisine Türk popu konusunda ümit bağlamış bir sürü insanı üzecek bir çalışma. Bunu zaten albümü elinize alır almaz anlayabilirsiniz. Arka kapakta ilk şarkının Yeke Yeke adlı bir şarkının uyarlaması olduğunu gördüğünüzde (gerçi bildiğimiz Yeke Yeke değil) ilk şaşkınlığı şaşıyorsunuz. İkinci şarkı da ilk şarkının orijinaliyle aynı sanatçıya ait. CD’yi açtığınızda “Adaptasyon Sözler: Keremcem” yazısı belli ediyor ki, tuhaf bir şey dinleyeceksiniz.

İlk şarkı “Say”, Romanya’nın Eurovision 2008 ulusal elemesinde yarı finali geçememiş bir şarkı olan Yeke Yeke’nin uyarlaması. Hani Romanya zaten yarışmada bir şey yapamadı ama o şarkıya karşı kaybedenin kaybedeni durumunda bir şarkı bu. Ha tam bizim yazlık diskolara gidecek bir melodisi var, oralarda dinlediğim en az 50 şarkıyı birden hatırlatıyor ama olsun. Orijinalindeki “Cry, cry, cry baby cry” sözlerini “Say, say kaç gün oldu say” diye çevirmişler. Orijinalini bilmezken daha az rahatsız ediyordu. Neyse efendim, sonuç olarak bu şarkının orijinalini söyleyen herif sarışın, böyle hoplayıp zıplayan, gömleği yaka bağır açık bir tip. Türkçesi ise takım elbiseyle özdeşleşen Keremcem’den gelince pek oturmuyor açıkçası. Zaten sözlerde hiçbir numara yok. Tıpkı Mustafa Sandal sözleri gibi bir cümleyi al diğerini koy, toplam manada hiçbir fark yaratmaz. Orijinalindeki gibi bırakılan bir sürü İngilizce vokalle beraber gece mekanlarında dansettirmek için hazırlanmış bir şarkı. Hani Keremcem hızla popülarite kaybediyor, ikinci televizyon dizisi tutmadı, yeni müzikal malzeme lazım ama yazın ortasında melankoli de tutmaz. Mecburen böyle bir işe yönelinmiş. Tabi şarkılar tutsa bile uzun dönem kariyerinde dönüp Keremcem’e zarar verecek ama onu düşünen yok.

Single’a isim veren ikinci şarkı yine ilk şarkının sahibi IMBA’dan geliyor. “Yo” adlı bir şarkının uyarlaması olan “Ateşler İçinde” bence ilk şarkıya oranla daha sevilesi. “Your sweat is my afrodisiac” diye tutkulu bir hatunun vokalleriyle başlıyor ve melodi ilkine benzer ama kısmen daha güzel diyebilirim. Şarkının diğerine göre önemli bir kozu var, burada “Ateşler içinde, avare peşinde, gecenin üçünde..” diye giden sözler güzel yorumlanmış ve şarkıya yakışmış. Hani Keremcem, Keremcem olmasa rahatlıkla hoşlanılabilir. E bu çocuğun üzerine yapışmış imajını devam ettirmesi mi lazım illa ki? Elbette hayır ancak kendisini konserde izlemiş biri olarak, “Ne Sonbahar Ne Kış” şarkısına doğrudürüst göbek atamazken (kendisi de kabul ediyor) dans müziğine girmesi bence abes duruyor. Ha, bu ikinci şarkıya çeksin karanlık, neonlu bir klip, ateş gibi bir kız oynatsın, dalgalı saçlı kısa etekli falan. Keremcem biraz serseri takılsın, sonra bachata yapıp beraber hip-hop figürlerine bağlasınlar, o zaman derim ki imajın hakkını verdi, helal olsun. Ama biliyorum ki disko ortamında Keremcem’in playback yapmaktan başka bir katkısı olmayan bir klip çekecekler, şarkılar 3 ay boyunca Marmaris’de Çeşme’de yankılanıp unutulacak. O zaman da tamamen ticari bir iş olmuş olacak bu ve başından beri takip ettiğim kariyerinin gerisi takip etmemeyi düşüneceğim Keremcem’in. Daha içten müzik yapan başka yeni yetenekler var ülkede. İkinci albümü olması gerektiği kadar ticariydi zaten (tutmadı gerçi), o albümden sonra içten ve kişisel bir albüm mecburdu, piyasada yerini sağlamlaştırması için. Belki sıradaki tam albümle affettirir kendini.

Bir mesele daha var değinmek istediğim. Şarkıların oluşturulması ve tarzları, hatta bazı sözleri bile Seden Gürel’in son albümündeki “Show Ca La Paris” şarkısıyla kuzen gibi. Eh, Seden Gürel’in kocasının ve Keremcem’in patronunun Aykut Gürel olduğunu hatırlatmam gereksiz. Zaten ikili daha önce düet bir albüm de yapmıştı. O zamanlar, Seden Gürel, Keremcem’in popülaritesinden faydalanıyor gibi gelmişti, halbuki şimdi kendisinin veya patronunun kararıyla Keremcem, Seden’in kısmen de olsa popüler olmuş projesinin izinden gitmiş. Ters tepmesi çok büyük ihtimal bence, dans ettirmeye çabalayan yüzlerce şarkı var bu aralar, Keremcem’in birinci tercih olması zor bu mecrada ancak sürprizler olabilir. Ayrıca Seden ve Aykut Gürel’in boşanma dedikodularının Keremcem – Seden Gürel ikilisine nasıl yansıyacağını da merak ediyorum.

Sonuç olarak single’ın iki şarkısı da uyarlama, Keremcem’le uyumsuz ve dünyanın en başarılı dans şarkıları da değiller. Bu durumda Keremcem çalışıp çabalar ve yaptığı stilin altını doldurursa yine de saygımı kazanır. Yeni “long-play”iyle kendi asıl tarzının hakkını verir, ilk albümü gibi başarılı bir şeyler yaparsa, zararın bir yerinden dönmüş olur. Ancak böyle mevsimlik projeler ve albümlerle karşımıza gelmeye devam edecekse bu piyasadaki geleceğinin çok çok kısa olacağını şimdiden görebiliyorum. Gerçekten onca yıllık Mustafa Sandal varken kimse bu tip şarkılara aç değil. Kendisi zaten son 6-7 yazdan sadece birini boş geçirdi, “Yetiş Keremcem!” dedirten bir durum yok ortada. Halbuki kaliteli Türk popu için kesinlikle ve kesinlikle var.


Not: 2 / 5

Hiç yorum yok: