19 Haziran 2008 Perşembe

The Incredible Hulk (2008)



The Incredible Hulk geçtiğimiz hafta gösterime girip gişe listesinin başına yerleşti. Geçtiğimiz senelerde izlediğimiz Ang Lee’nin Hulk’ı kitleleri tatmin edemeyince (filmden anlayanları tatmin etti neyse ki) daha başarılı bir seri yaratmak için yapımcılar kadroyu, yönetmeni yenileyip, konu olarak ilk filmi tamamen göz ardı etmeyen ama ondan destek almayan yeni bir film yaptılar. İlk filmde Eric Bana ve Jennifer Connelly mükemmel bir ikili yaratmış, film de çizgi romanın tadını aktarmayı çok iyi başarmıştı. Şüphe yok ki abartılıp durulan Spider Man serisinden çok daha iyiydi. O filmin farklı yanlarını törpüleyip önümüze herhangi bir aksiyon filmi koymuşlar şimdi. Biraz yazık olmuş, yine de Edward Norton işin içinde olduğu için tam anlamıyla yeremiyorum.



İlk filmin “çarpışan her iki obje patlama yaratmaz” prensibini yok saymış film. Filmde kullanılmış 3 objenin ikisi bir yerde patlıyor. Zaten cam şişelerle dolu fabrikayı görünce hepsinin tuz buz olacağını rahatlıkla tahmin edersiniz.Geçen filmde öfkesini kontrol etmeyi öğrenmek için dünyayı gezmeye başlarken bırakmıştık kahramanımızı. Bu filmin başında ilk filmde olanlar biraz çarpıtılıp çokça kısaltılarak özetleniyor. Yanlış giden deneyi birebir görürken, Hulk’ın halkla olan temasının sadece birkaç iddia edilmiş görülmeden ibaret olduğunu okuyoruz gazetelerden. Sağolsun Türkçe dublaj bizim yerimize okuyor tabi. Neyse efendim sonra Hulk kaybettiriyor izini, dünyayı dolanıyor. Kesilen elinden akan kan bir meşrubat şişesine damlayınca Amerika’ya ihraç edilen şişeden buluyorlar adresini. Uzun bir süre Edward Norton’un dönüştüğünü göremiyoruz. Sakin olmaya çalışıyor, onu öğreniyor, bunu öğreniyor falan. Sonra fabrikada kıstırılınca dönüşüyor dönüşmesine ama Hulk’ı da uzun süre göremiyoruz. Gözüydü, ayağıydı derken yönetmen başrol oyuncusunu olabildiğinde saklayıp etkili bir gizem yaratıyor. Ürkütüyor hatta biraz, ki bunu başarması önemli bir şey. Zira Hulk’ın içlerinde Bruce Banner olsa da ne kadar vahşi bir yaratık olduğunu hissettiriyor seyirciye.



Filmin bundan sonrası Liv Tyler’ın fazla şişkin üst dudağını, gıcık ve esprileri mahveden Türkçe dublajı, hiç inandırıcı olmayan bilimsel gelişmeleri ve –aman eksik kalmasın- Hulk’a kafa tutan hırslı askeri izlemekle geçiyor. Ben açıkçası biraz sıkıldım güzel tasarlanmış sahnelere rağmen. Örneğin ses dalgalarıyla yapılan saldırıyı başka bir filmde görmemiştim ama yine de hikaye çok formüle uygun gittiğinden olsa gerek beni yeterince heyecanlandırmadı. Beni mutlu eden kısımlar birkaç sahnede seyirciye verdiği rahatlama duygusuydu. Hulk’ın askere tekmeyi basması ve Hulk’ın sevgilisi Betty’nin yeni erkek arkadaşının, Betty’nin babasına laf sokması gibi sahneler. Bu ikinci sahnenin peşine babanın ettiği replik filmin en komik repliğiydi ayrıca, saygı duydum.

Edward Norton, Eric Bana kadar iyi bir Hulk değildi bunu kabul edelim. İkisi de çok kaliteli oyuncular, Norton’a saygı duymak için çok daha fazla sebebim var ama mesele Bruce Banner’a gelince Bana role çok daha yakışıyordu. Jennifer Connelly ile Liv Tyler’ı zaten karşılaştırmayacağım. Connelly gibi güzel aktris az bulunuyor dünyada. Hikayeye gelince salonda oturanların bu filmi çok daha fazla beğendiğine eminim. Ortaya ikinci bir dev çıktı, Matrix Revolutions’ı deli gibi andıran sahnelerde birbirlerini sağa sola çarptılar, helikopter düştü, bina patladı falan derken adrenalin pompalıyordu film. Adrenalin demişken ben Hulk’ın sadece kızmasının tehlikeli olduğunu sanıyordum. Gariban heyecanlanırım diye sevişemiyormuş da.. Allah kurtarsın Bruce Banner’ı, ne diyelim..



Güzel efektleriyle, Norton faktörüyle ve ticari olarak başarılı olacak bir seriye başarıyla açtığı kapıyla The Incredible Hulk göz ardı edilecek bir film değil. İlk filmden kötü de olsa çok fazla çizgi roman uyarlamasından daha iyi. Sonraki film için Edward Norton henüz evet demedi ama finale bakarsak Iron-Man ile ağızları sulandıran bir rekabete girecekler. Öyle ki, ilk defa Iron-Man’i izlemeyi düşündüm. O film nasıl olacak bilemiyorum ama benim için Ang Lee’nin filmi birinci sırada halen. Bunun ismi “Incredible” olabilir ama asıl “Incredible” olan o..

Not: 2.5 / 5

1 yorum:

edda dedi ki...

filmi izlemeden bu yazıyı okumayacagım yani ne yazıyor hic bir fikrim yok ama yazmadan edemedim.
Edward norton'u "yesil renkli bir dev de olsa" super guclere sahipken izlemek icin can atıyorum!! bu adama yakısmayan bir rol var mı acaba???
izleyip bu merakımı giderecegim ama sanırım cevabını simdiden biliyorum...;)