15 Mayıs 2008 Perşembe

Madonna - Hard Candy



Yılın en çok beklenen albümünün eleştirisini yazma zamanı geldi de geçiyor bile. Madonna'nın çetin ceviz albümü “Hard Candy” gecikmeli olarak ülkemize uğradı ama yine de en erken gelen yabancı albümlerden biri oldu. İşler yavaş yürüyor maalesef bizde. Albümün sızan kopyalarını dinlemedim, CD'den dinledim ilk kez. Aldığım cuma günü, bütün gün meşgul olunca nasıl eziyet çektiğimi anlatmama gerek yok. Her neyse Rnb türünde oluşuyla bile fırtınalar koparan albümün ilk single'ı “4 Minutes”in dünyada rekorlar kırdığını duymuşsunuzdur. O televizyona çıkan her şeyin kırdığı reyting rekorları gibi değil, bildiğin esaslı rekorlar. Bir önceki albümün çıkış parçası “Hung Up” gibi yaşlanmayan bir klasik olmayacak belki ama en azından Madonna'nın emek harcanmış, güzel video kliplere dönüş yaptığını da gösterdi. Beraber çalıştıkları son albümde Warner Bros. kesenin ağzını açtı galiba.


Gelelim albümün nasıl olduğuna.. Lafı dolandırmaya çalışıyordum ama geleceğimiz yer orası ne de olsa. Hard Candy hit olması garanti parçalar içeren, çok satacak bir Madonna albümü. Madonna'nın normalde yaptığı müziğe benzemeyen tarzda bir albüm. Mariah Carey veya Destiny's Child gibi Rnb değil ama yine de Rnb. Kraliçe kendini yenilemeyi yine başarmış. Fakat bunlara rağmen, sempatik bir albüm değil, şarkı sözleri bildiğin kötü, kendini aylar boyu dinletecekmiş gibi de gelmiyor açıkçası. Alışana kadar sevilmez mantığını göz önüne alarak konuşuyorum, albümde Madonna'nın yaptığı en itici parçalardan biri var örneğin.. Gelmiş geçmiş.. İsmi “Spanish Lesson”. Arkadaki ses “work” diye tekrarladıkça kıl olmamak imkansız. Bunun yanında niteliksiz diyebileceğim parçalar var, ki olmamalı! Bu bir Madonna albümü! Heartbeat, Voices ve Justin işbirliği de olsa aslında oldukça sıradan olan Dance 2Night herhangi bir pop starın söyleyeceği şarkılar, Madonna'nın değil. Ha tabi sevdiğim için bunlara katmıyorum ama “Candy Shop” açık ve bariz kötü bir şarkı, 4 Minutes ise işi altyapısı ve klibiyle kurtardı.


Peki albümü ne kurtarıyor? Madonna'nın yapması gereken müziği yaptığı şarkılar kurtarıyor. Albümde beğendiğim şarkılar elektronik öğelerin ağırlıkta olduğu rhythm and blues şarkılar. Örneğin Sexyback için Rnb deniyor ama elektronik öğeler, bazı elektronik şarkılardan bile daha çok kullanılıyor. Tıpkı bunun gibi Pharrell'in yaptığı “Give It 2 Me”yi ben Mariah Carey'nin “Loverboy” zırvasıyla bir tutamam örneğin. Hele arada giren fevkalade atari melodileri yok mu? Kylie Minogue, “Slow”da yine atariden çakma melodiler kullanırken Rnb olmuyordu, içine Pharrell girince öyle mi olmalı peki? Sonlara doğru gelen “Devil Wouldn't Recognize You”, “Cry Me A River” ve “What Goes Around Comes Around”u andıran orta tempo, çok tatlı bir şarkı. Timbaland aynı altyapıyı kullanınca şarkı ismini zorla uzun tutturuyor heralde. Bence yine Timbo'nun yaptığı 4 Minutes'ten çok daha başarılı bir ortaklık olmuş bu.


Love Profusion'ın devam filmi niteliğinde olan “Miles Away” albümün tepe noktalarından biri. Şarkılar yarım yamalak sızarken en umut vericisi bu olmuştu benim için. Sızma mevzusuna gelmişken, demo halindeyken nete düşüp dünya listelerine giriş yapan “Beat Goes On”a gelelim. Başarısı hakkaten şaşırtıcı, albümdeki versiyon ise demo haline göre bir başyapıt. Albümdeki şarkı sözlerinin çoğu Madonna'nın “Ray Of Light” gibi bir albümü hiç yazmadığına inanmanızı sağlayacak kadar sığ ama iyi niyetimle de olsa Beat Goes On'u ayrı tutuyorum. Madonna'nın “Express yourself” felsefesi çoğu kişisinin ona hayran olma sebebidir. Bu şarkının başlığının da bana ima ettiği üzere (Beat Goes On mecazi olarak “akım devam ediyor” demek) Madonna o felsefeyi anıyor tekrar. Bir kıza, utangaç utangaç oturmamasını tembihlerken, “Bu senin hayatın, senin seçimin” diyor. Benim uydurmam da olabilir bunlar tabi, Madonna'nın o günlerini düşünüp yazdığından emin değilim. Zaten çağın divası Kanye West bir kıza asılıp, kendi şöhretini pohpohladığı saçma sapan rap kısmıyla dağıtıyor havayı.


Türk lokumundan bahsettiği için “Candy Shop” hakkında kötü bir şey yazamayacağım. Kesinlikle atmosferik ama iyi ki bu şarkıyı kullanmamış çıkış single'ı olarak. Albüm “American Life”dan bile az satardı heralde. Yeni Dünya'nın sözü açılmışken albümün ticari kaygısından bahsetmemek olmaz. Sırf Amerika'da satmak için Rnb türünde hazırlanan albümün ilk hafta satışı safkan Avrupa diskosu albümü “Confessions on a Dancefloor”un ilk hafta satışının altındaydı. Bu da demektir ki Madonna'nın Amerika'ya ikinci boyun eğişi ona yine ticari olarak geri dönmedi (ilki “American Life” videosunu yayından çekmesiydi). Bence artık çıkaracağı dersi çıkarsın, elektronik tatlar içerek rock müzik yapsın bize. Bir de 25 yıldır piyasada olan birinin albümün tanıtım konserine o yaşlı bayan saçıyla çıkmasını kınıyorum. O şovun yazısını sonradan yazacağım. Henüz sindire sindire izleyemedim ama memnun da değilim pek.


Hard Candy bir Madonna albümünden beklemeniz gerekenden daha azını veren bir albüm. Kendisinin klasikleri arasına girmeyeceğinden de emin olabilir ama heralde satsın diye bir albüm hazırlıyorsan bunun farkındasındır. 25 yıllık kraliçeye ben öğretecek değilim. Benim şimdi gözüm muhtemelen İstanbul'a uğrayacağı turnesinde. 50 yaşına gelince her turnen son turnenmiş gibi çabalamak gerekiyor. Bunun farkında olduğumdan, Madonna'nın sahnede olabildiğinde azıtacağından eminim. Zaten şov konusunda ne kadar üstün olduğunu, kendi rekorlarını kırarak ispatlıyor. Umuyorum ki Amerika'daki başarısının hali hazırda dev bir başarı olduğunun farkına varır da aynı ağaca havlamaktan vazgeçer. Yola gelecekse Amerika gelsin..


Not: 3.5 / 5

7 yorum:

triancula dedi ki...

2.single heartbeat on olucaktı sanırım. candy shop'dan kat be kat daha iyi. candy shop gibi bi şarkının açılış parçası olması ne kadar da tuhaf. içinde lokumlar, türkler var ama gene de saçma. basit ötesi bir şarkı.

albümü ben genel olarak beğendim aslında. evvela benim hoşuma gidecek 2 süper şarkı sonda saklı. "devil wouldn't recognize you" oldukça sevilesi kkasik timbaland eseri. timbaland'in yaptığı her iş mi süper olur??

gelmiş geçmiş en sevdiğim ilk 3 şarkı arasına SERT RİTİM ve olağanüstü büyüleyici atmosferiyle VOICES girdi bile. tam benim sevdiğim pop müziktir o işte! timbaland'le bu yüzden iyi anlaşıyoruz :p

voices'ın bana son dakkada yaşattığı mastürbasyon niyetindeki afiyet niyetine ben 4 veririm albüme :))

who is the master? who is the slave?

triancula dedi ki...

heartbeat'den bahsediyorum single olayında


gelmiş geçmiş "üç madonna şarkısı" da benim için frozen, the power of good-bye ve voices'dır :)

lecterhouse dedi ki...

yuh! voices amma basit bir şarkı bence.. ikinci single kesin olarak "give it to me". albümün en iyi üç şarkısından biri zaten, çok doğru bir seçim.

SevenHill dedi ki...

"Hard Candy bir Madonna albümünden beklemeniz gerekenden daha azını veren bir albüm." ...bencede. Mesela Confessions on a Dancefloor çok daha iyi bir albümdü.

Bu arada "give it to me"'nin videosu çekildi bile. kesin olarak 2. single. Albümün en iyi parçası "4 minutes" ardından "give it to me" ondan sonrada "4 Minutes extandet"! Gerisi bullshit. Bu yil divaların albümleri bullshit. Mariah, Janet ve Madonna'nin. Ve Timbaland bir genies. çünkü Aaliyah, Missy Elliot, Justin Timberlake, Nelly Furtado, One Republic, ve MADONNA'yi NO. 1 yapti. Bravo!!!

Bu arada Fatih senin blogunu sevkle okuyorum. Yalnışlıklan tıklamıştım. şimdi bende yeni bir blog'cu oldum. Your my inpiration. Greatz Sevenhill :)

lecterhouse dedi ki...

bütün albüme "bullshit" diyemem ama bi yere kadar haklısın. janet ın albümü hakkaten boştu. mariah ı dinlemedim ama touch my body yeterli fikri veriyor. her ne kadar ucuzluguyla bir yerden sonra eglenceli olsa da :)

aliye dedi ki...

ne yazıkkı bu album benı ılk albumu kadar heyecanlandırmadı. madonna turkcuşler kızmasın ama . bır oncekı albumö nerde bu nerde. yaw bak gene alıye dıye cıkıyor adım. başlayacam ha kım bu alıye :( ben alıye malıye degılım ben cevherım :(

lecterhouse dedi ki...

sıkma canını ben farkındayım kim olduğunun :)