26 Mayıs 2008 Pazartesi

Hande Yener - Hipnoz (Albüm Değerlendirmesi)



Kısmen güzel haberlerimiz var, Hande Yener'in yeni albümü tamemen boş değilmiş. İmajının yanında, destek verdiği müzikler ve son klipleriyle pek ümit vermeyen sanatçı, müzik piyasamızı tepe taklak ettikten sonra hayranlarından başkasını pek tatmin etmeyecek bir albüm yapmış. Peki albüm kimi tatmin edecek? Elbette kendisini. Artık pop piyasasıyla işi kalmadığını bangır bangır söylemekten çekinmeyen Yener'in kişisel projeleri “Nasıl Delirdim?” kadar başarılı olsa çok daha memnun olurduk tabi. Kendi istediği müziği yaptığı için kimseyi eleştirecek değiliz, maalesef her “tutku” projesi sanatsal olarak başarılı olmuyor.


Daha önce ayrı bir yazıda yazdığımız Hipnoz şarkısı aldığı nota uygun olarak (5 üzerinden 2.5 almıştı) albümün de tam ortalarında duruyor kalite açısından. Dün sample'lardan edindiğim izlenimin beni yanıltmadığını gördüm. Harun Tekin'in sözlerini yazdığı “İyi Günler” ve Hande Yener sözleriyle “İp” (ikisinin besteleri de Erol Temizel'e ait) albümün en iyi iki şarkısı. Üstelik bir önceki kusursuz albümün içinde sırıtmayacak kadar iyiler. İp, “Şu An Erken” ve “Fırtına”yı andıran, ki bunlar “Nasıl Delirdim?”in baskın karakterini yansıtan şarkılardır, çok sağlam bir parça. Nakaratta özellikle iyice güzelleşiyor, keşke albümün sonuna itilmeseymiş. “İyi Günler” ise Yalan Olmasın gibi, mesafeli bir duygusallığı kendine çok iyi yedirmiş bir çalışma. Hani dikkatle dinleyince tüyleri diken diken tarzda bir iş. Ayrıca Mor ve Ötesi'nin Cambaz'ını aşk şarkısı zannedip “İki gözüm, eminim sen yoksun..” diye bağıranlar, Harun'un bu şarkıdaki “İyi günler de oldu, yalan yoktu, şer yoktu. Anladım sonra sen yoktun.” sözleriyle kendilerini tatmin edebilirler. İki şarkının altyapısı da albümün en dikkat çekicilerinden. Hande Yener kendisinden bekleneni bu iki şarkıda ve belki iki şarkıda daha vermiş: Kumar (Putlar) ve Sanma. Bu çiftin sözlerinin de ilki Harun'dan, ikincisi Hande'den. Demek ki oldukça olumlu bir iş birliği olmuş bu. Albümün su seviyesinin üstündeki 4 şarkısı bu bahsettiklerim. Burdan sonra su seviyesine ve altına iniyoruz.


Vasatlardan olduğunu söylediğim Hipnoz belki club ortamında başarılı olabilir. Albümde bu potansiyele sahip başka şarkı yok maalesef. Daha önceden çıkış şarkısı olarak lanse edilen Pinokyo 10 şarkılık albümün kesinlikle dip noktası. Apayrı albümü satsın diye içinde bulunan fakat çizgisini aşağı çeken “Aşkın Ateşi”nden bile daha kötü bir şarkı. Üstelik Hande'nin yorumu çok itici. Zaten bir bu şarkıda “Pinokyo” deyişi bir de “Yarasa”da “bile bile” deyişi insanı kıl ediyor. Neyse ki Yarasa'nın nakaratı işi kurtarıyor ama “Pinokyo”, Hande'nin yıllardır yaptığı en sıradan albüme bile yakışmıyor. Bu ayarda diyebileceğim bir başka şarkı da “Yaban Gülü”. Sözler ve melodi gıcık bir tekerlemeye dönüştükçe şarkıya göstereceğiniz tahammül azabilir. Hande'nin sözlerini yazdığı şarkılarda bu sefer partner kullanmayışı bence iyi olmamış. Çoğu yerde melodiye fazla/az gelen cümlelerin yanında, “Nasıl Delirdim?”deki etkileyicilik de kesinlikle yok. Mete Özgencil ekolünden gelme sözler resmen, ki Özgencil başarılı bir müzisyen olsa da söz yazımı konusunda ne kadar sınırlı olduğunu dikkatle dinleyen herkes bilir.


Kalan şarkılardan “Gece Gündüz”, kısaca eli yüzü düzgün diye tanımlanabilir, “Burdayım” ise meslektaşlarına giydirdiği laflarla dikkat çekiyor daha çok. Öyle “olmazsa olmaz” şarkılar değil ikisi de. Albüm bittiğinde çok samimi söylüyorum ilk tepkim Nasıl Delirdim'i açıp dinleme isteğiydi. 5 üzerinden 5'lik bir albümdü o, kesinlikle piyasanın kurallarına göre oynamıyordu ve kişisel olduğu çok belli şarkılar içeriyordu. En “hit” olanı bile safkan ilan-ı aşk şarkısıydı (Romeo). Şimdi muhtemelen poptan uzaklaştıkça üstüne gelen piyasaya bir tepkidir bu albüm. Nasıl delirdiğini yeni yeni gösteriyor belli ki. Konserlerde "Mazeretim Var Asabiyim Ben'i boşuna söylemiyormuş demek. Ancak bana kalırsa biraz sakinleşip, kafasını toplayıp, asabiyetini dizginlerse daha adam akıllı işler çıkabilir ortaya. Verdiği yeni röportajlar da bunun kanıtı. İngiltere'ye gideceğini ilan ederken, buranın müzik endüstrisini eziyor da eziyor. Dünyanın en güzel müziğini yapan memlekette tutunmak her babayiğidin harcı değil elbette. Popüler müziğimiz kendini yukarı çeken bir ismi hazır bulmuşken kaybetmemiz iyi olmayacaktır. Zaten daha önce de yazmıştım bizim pop kraliçelerimiz çok kısa süreli oluyor diye. Belli ki endüstrinin b*k yemesiymiş.


Hande Yener'e kişisel bir notla bitirmek istiyorum yazımı. Öngörümün yanlış çıkmasını ve albümün hit olmasını can-ı gönülden istiyorum. Bu yıl peşpeşe albüm çıkaran Ferhat Göçer, İsmail-YK ve Serdar Ortaç'ı 2009 yılbaşında “geçen yılın en çok satan üç ismi” olarak görmek istemiyorum! Şarkılarında söylediğin kadar cesur ve gözü karaysan kalıp savaşmanı rica ediyorum. İnsanların kendi ülkelerinde doğmasının mistik bir sebebi vardır ve bu herkes için geçerlidir. İngiltere'de underground olmak için bile çabalayacağına, burada seninle aynı dili konuşan insanlara şarkılarınla ilham vermeye devam edebilirsin. Tabi en çok ikisini birden başarmanı isterim. Bir dahaki albümünde nasıl delirdiğine dışardan bakıp anlatabildiğin şarkılarını dinlemeyi umuyorum. Asabiyetin tam göbeğinden çıkınca o kadar da iyi olmuyorlar.


Not: 3 / 5

4 yorum:

görkem dedi ki...

yazdıklarının hiçbirine katılmıyorum.bu albüm bana çok sıcak geldi.nasıl delirdim'den daha iyi bile diyebilirim.albüm 15 şarkıdan oluşsaydı daha iyi olurdu çünkü daha fazla sound olurdu.pinokyo ise en sevdiğim şarkılardan özellikle başı çok güzel.ben bu albümde handeyi buldum diyebilirim.

lecterhouse dedi ki...

aslında yazdıklarıma katılmış oluyorsun böylece, albümün hande yener fanlarını tatmin edeceğini yazmıştım çünkü. eh bi hyfc üyesi olarak seni tatmin etmesi normal.

ben de hande yi seviyorum ama körü körüne bağlı olmayan kimse bu albümü nasıl delirdim'e tercih etmez. fanlar farklı gözle bakar çünkü, benim pet shop boys'a bakacağım gibi örneğin. torpil geçebilirler. neyse ki benim geçmem gerekmiyo, pet shop boys hep güzel şeyler yapıyo çünkü :)

triancula dedi ki...

evet belki albüm "nasıl delirdim" gibi şahane ötesi değil ama en az onun kadar cesur. nasıl delirdim'in hamurundan daha aylarca yiyebilirken, onun hiç de fena olmayan yeni şarkılarla ortaya çıkması bence oldukça hoş. tabii ki onaylamadığım şeyler de var, bu ülkede güzel işler de çıkıyor, "hani nerde?"demek için fazla kibirli olmak gerek. ama yine de "nereden nereye?"yi bu kadar da olağanüstü bir halde yapan başka kimse de yok, herşeyi geçtim, cesareti bile yeter bana. ama dediğin gibi albümdeki sözler biraz geride kalmış fakat dinledikçe sevilecek bir albüm. o sözlerin aslında müziğin ve albümün genel "vurdumduymaz" halini ve artı enerjisini çok güzel anlattığını söylemek gerek. "nasıl delirdim"in en şahane sözleri olan "kibir" ve "yalan olmasın" kadar negatiflikle boğuşan olağanüstü sözlerin bu albümde olmasını beklemek yanlış olurdu, ama harun'un "iyi günler"i gibi birkaç söz de duymak isterdim. hande'ninkilerden "ip" ve "yarasa" ve hatta "burdayım" ın sözleri oldukça takdir edilesi. ama "yaban gülü" korkunç!

muhtemel çıkış şarkıları "hipnoz" ve "pinokyo" ise bana kalırsa booool booool dinleyince çok da sevilesi şarkılar. ilk duyduğumda korkunç! dedim ama kimseye söylemedim, bu bir yanılma olabilirdi, nitekim de oldu! pinokyo 2.dinleyişte direk sardı mesela beni müziğinin enfesliğiyle ve albümü aşağıya taşımaktan çok hem albümün satışını ilerletebilicek hem de oldukça keyifli bir şarkı benim gözümde. hipnoz'un nakaratını senin gibi korkunç bulsam da ona da çok alıştım ve bir anda bayıldım. ama albümde gerçekten "yaban gülü" gibi hiç ısınamadığım bir şarkı olması kötü.

albümün 10 şarkıdan ibaret oluşu da kötü. ama cesurluk anlamında bu albüm belki de nasıl delirdim'i geçebildiği tek yer. nasıl delirdim 10 üzerinden 10 ise ki öyle, bu albüm minimum 8 bence. sound inanılmaz. sonlara doğru giderek alternatifleşmesi bile oldukça sevilesi.

klibi görmeden laf etmek anlış olur ama luca tommassini'nin farkını yaratıp albümü üst seviyeye taşıyacağı aşikar!

ve bana göre

albümün en iyileri: "İyi Günler" ve "İp"

sevilesi bulunanlar: "Hipnoz", "Pinokyo", "Yarasa", "Burdayım"

şimdilik orta olanlar: "Kumar, "Gece Gündüz", "Sanma"

tek kötü şarkı: "Yaban Gülü"

geçen albümdeki "Fırtına"yı da öyle pek sevmemiştim ki ben!

bir de "İyi Günler"e klip çekilmezse gözüm açık gider. olağanüstü güzel sözler ve uçuk müzik. dediğin gibi albümün "Yalan Olmasın" katmanına yaklaşan tek şarkısı gibi.

görkem dedi ki...

triancula'ya aynen katılıyorum.yalnız erol temizel'i tebrik etmek lazım.soundlar nasıl delirdim'den daha güzel.yaban gülü'de dahil tüm şarkılar şu anda dilimde ve çok seviyorum.albüm dinledikçe güzelleşiyor hakikaten.yaban gülü'nün de oyuncumuyum kısmı güzel