11 Mayıs 2008 Pazar

Darren Hayes - This Delicate Thing We've Made



Darren Hayes dünyayı kasıp kavuran grubu Savage Garden'ı dağıttıktan sonra kitleleri Insatiable ile vurdu ama ondan beri elektronik müzikte çok hoş işler yapmaya devam ediyor. Çok iyi bir albüm olduğunu rahatlıkla savunabileceğim “The Tension and The Spark”ı keşfettikten sonra Hayes'i takip altında tutmaya karar vermiştim. Yeni albümünü dinlemek biraz zor oldu, zira ülkemizde yayınlanmadı ve çift CD'lik, 25 şarkılık bir albümdü ama sonuç olarak zamanıma değdi. Hayes'in bugüne kadarki bütün işlerini “abc” kadar basit bırakan bir albüm var elimizde. Her şeyiyle resmen satmaması için yapılmış ama sanatçının yeteneğini bütün yönleriyle gözünüzün önüne seriyor.


Çift CD'li albümün en güzel şarkısını ben blogda yayınlamıştım zamanında. “Step Into The Light”ın önüne başka hiçbir şarkı geçemedi albümü dinleyişlerim boyunca. Vurucu, hisli ve çok güzel melodisi olan bir elektronik şarkısı bu. Maalesef satışları desteklemek için single olarak seçilmedi ama remixleri bütün dünyada clublarda çaldı. Kıymetini bilen çıktı yani. Albümün iki cd'si arasında karar vermek gerekse kesinlikle ilkini seçerdim. İkincide de güzel şarkılar var ama çoğunluğu daha az nitelikli slow şarkılardan oluşuyor. Buna karşın albümün asıl nimetleri Hayes'in elektronik müzikteki yaratıcılığını ve konsept dahilinde söz yazmak konusundaki inanılmaz başarısını gösteren daha kaotik parçalar. Albümde (Hayes'in bir şarkıda açıkça kuantum fiziğini yalayıp yuttum deyişi boşuna değil) güçlü bir zaman yolculuğu, zaman dokusuyla ilgili deneyler konsepti var. Zaten karanlık bir elektronik albümü olduğu her yerinden belli. Bunun yanında bir de 25 şarkı içerince ve hit potansiyeli az olunca satmaması gayet normal oldu. Her neyse biz ticari hayal kırıklığına değil sanatsal başarısına bakmaya devam edelim. Albümü birbirine bağlı çok iyi iki parça açıyor. “A Fear Of Falling Under” ve “Who Would Have Thought” bana Pet Shop Boys'un “Single / Bilingual”ını hatırlatan bir ikili. Tema olarak değil ama birbirini tamamlamak açısından. Dediğim gibi iyi şarkıların çoğu ilk cd'de ama albümdeki şarkıların hemen hepsinin sözleri şahane. Bazen sıradan melodiden muzdarip oluyorlar o kadar.. Profesörün bir canavar yaratmasından bahseden “Waking The Monster” Hayes'in albümde bulunduğunu iddia ettiği teatral yapının en güçlü kanıtlarından. Zaman makinesinden bahseden birkaç şarkıdan biri “How To Build A Time Machine” iyi şarkılardan bir diğeri. İlk cd'de gözden kaçırmamanızı tavsiye ettiğim diğer şarkılar “A Conversation With God”, “The Only One” ve tüm dijital kaosun içinde pırıl pırıl bir akustik şarkı olan “The Great Big Disconnect”. Şarkıların isimlerinin ne kadar güzel olduğunu farketmişsinizdir heralde.


İkinci cd'de ise neden albümün çıkış parçası olduğunu anlayamadığım, hem alışması zor hem de alışınca bile biraz rahatsız edici olan “On The Verge Of Something Wonderful” var. İkinci tarafın ilk şarkısı “The Future Holds A Lion's Heart” çok güzel şarkılardan biri. “Neverland” valsi andıran melodisiyle hemen sıyrılıyor diğer şarkılar arasından. Albümün ikinci single'ı olarak seçilen (doğru bir karar) “Me Myself And (I)” albümün dans ettiren şarkılarından biri, yine zaman makinesinden bahsediliyor.. Belki bu şarkı ve Step Into The Light albümü tanıtmak için kullanılan ilk şarkılar olsa daha fazla dinleyiciye ulaşırdı “This Delicate Thing We've Made”.. “A Hundred Challenging Things A Boy Can Do” ve “Words” vasatın üstünde slowlar iken “Lucky Town” ve “I Just Want You To Love Me” ikinci cd'nin iyi şarkıları olarak göze çarpıyor. Özellikle ikincisi bu 25 şarkılık “tour de force”un kapanışı olmayı hak eden, duygusal, tatlı bir şarkı.


Yazdığım en zor müzik yazılarından biri oldu zira güzel şarkıları listelemekten öteye gidersek birkaç sayfa yazmak zorunda kalabilirim. Tüm şarkılardan bahsetmem mümkün değil, zira albümle beraber “Time Machine Turnesi”ne çıkan Hayes de şarkıları sığdıramayıp daha samimi, küçük mekanlarda ilk turda ver yeremediği şarkılarla “Side Two Turnesi”ni düzenledi. Hayes'in gitgide karanlıklaşan müziği bence sıradaki albümle (cebe biraz para girsin diye) birazcık popülerleşebilir ama benim güvenim tam. Üstelik her sanatçıya arasıra “mutlu ilham” da gelir. Bunca şarkı yapıp 10-12 tane de sığdıramadığın b-side, unreleased şarkı oluyorsa, mutlu mesut bir albüm de çıkar mutlaka. Albüme ulaşabilirseniz tavsiye ediyorum ama yoksa bütün müzik marketlerde promosyonlu, ucuza satılan “The Tension and The Spark” albümüyle giriş yapabilirsiniz.


Not: 4 / 5





Pek şahane arka kapak.

Hiç yorum yok: