22 Mayıs 2008 Perşembe

20 Mayıs 2008 Kylie Minogue İstanbul Konseri



Olması gerektiği gibi efsaneviydi Kylie Minogue'un İstanbul konseri. Uzun saatler boyunca bilet kuyruğunda beklemeler (ben biraz şanslıydım bu konuda), kapı açılınca koşarak ön sırada yer tutmalar, saatlerce süren Kylie sohbetleri, tur kitapçıkları, çığlık çığlığa bir kitle.. Her şey mevcuttu. Ama en önemlisi seksi cücenin bizzat kendisi de mevcuttu. Sahneye çıkış anını asla unutmayacağım sanırım. O kadar çığlık vardı ki kadının sesi duyulmuyordu bile.



(küçük sahne)


Aslında arenaya ilk girdiğimizde kocaman bir hayal kırıklığı yaşadım. Bizden önce sadece 2 ülkede uygulanan küçültülmüş sahne kurulmuştu. Asansör içermeyen ve şovun çok önemli parçalarını desteklemeyen bu sahne ancak sığmıştı Kuruçeşme'ye. Zaten aklım hiç almamıştı bütün sahnenin oraya nasıl kurulacağını. Bu dev konseri açık havada yapmak gibi yanlış bir kararı veren sonra da bu alanın ufacık Kuruçeşme Arena olması gerektiğini düşünen organizatörlere selamlarımı söyledim konser başlayana kadar. Abdi İpekçi'nin nesi vardı ki? Enrique kadar kıymeti yok muydu Kylie'nin? Turkcell burayı uluslar arası organizasyonlar için cazibe merkezi yapmak istiyorsa sadece manzarasına güvenmemeli.



(fikret'in speakerphone tişörtü)


Konser başlamadan önce kenarda boş boş dolaşan dansçı Marco Da Silva'yı farkettik. Showgirl turlarının ikisinde de danseden Marco'yla tanışmadan edemezdik tabi. Sahnenin küçüklüğü hakkında biraz muhabbet ettikten sonra hazırlanmaya gitti. Turnenin parçası olan biriyle sohbete girmek inanılmaz gaza getirdi bizi, o andan sonra sahnenin küçük olmasını pek takmadım. Bu limit yüzünden Japon temalı kısmı izleyemesek de, Kylie kendini (daha doğrusu organizatörleri) affettirdi.



(marco da silva)


Sahneye çıkışını tam da istediğim gibi Speakerphone ile yaptı. Kendi standartına uygun olarak sadece 10 dakika gecikmeyle başladı konser. Işıklar kararıp backdrop videolar gösterilmeye başlayınca çığlıklar ve takdirler birbirine karışıyordu. Speakerphone'un orijinalinden daha gaz olan aranjesiyle zıplarken asansörü olmadığı için dekoratif hoparlör setinin arkasından çıktı Kylie. Uzun bir süre bağırmaktan hiçbir şey duymadık. Işık, ses sistemi, şovun tasarımı dahil her şey inanılmazdı. Şarkıyı en büyük hiti “Can't Get You Out Of My Head”e bağladığında kalabalık iyice coştu. Kylie de ilk kez bu şarkıda dansçılara eşlik etti. Peşine yeni bir şarkı olan Ruffle My Feathers ve In Your Eyes'ı söyledi. Tam bu saniyede düşünceli arkadaşlarımız tarafından sahne önü kısmına (375 YTL'lik bileti olan kısım) çağırıldık. Konserin burdan sonrasında Kylie ile aramda 10 metre vardı.



(bu kadar yakındım)


Amigo kız temalı ikinci kısmın hemen başında Kylie bacakları 180 derece açık vaziyette havaya kaldırıldı ve şarkıyı mükemmel söylemeye devam ediyordu. Yeni albümün en vazgeçilebilir şarkılarından biri olan Heart Beat Rock çok güzel şekilde icra edildi ve albümün single'larından biri olan “Wow”a bağlandı. Peşine “Shocked”ı dinledikten sonra üçüncü temaya geçtik. Maalesef sahne yüzünden normalde yaptığı gibi dev bir kurukafanın üstünde inemedi ancak bu kısım Kylie'nin kendine has şarkılarından oluşuyordu. Like A Drug'dan sonra mükemmel yeni mix'iyle “Slow”u ve ne kadar esaslı bir konser ve karaoke şarkısı olduğunu farkettiğim “2 Hearts”ı söyledi.


Konserin akışı biraz değiştirilmişti, sonda olması gereken gemide parti temalı kısmı biz biraz daha erken izledik. Martinilerden, bikinilerden bahsedip, Copacabana'yı söyleyince insanın deniz kıyısına gidesi geliyordu konser biter bitmez. Spinning Around'la baya coştuktan sonra slow şarkıları söylediği kısma geçtik. Yeni bir şarkı olan Flower, bilmememe rağmen hemen sevdirdi kendini, I Believe In You'nun ballad versiyonu da çok güzeldi. Kylie burda mavi ve sade bir elbise giyiyordu ve boğazın kıyısında, hisli şarkılarla beraber mükemmel bir atmosfer yaratıldı.



(flower)


Bis kısmına geçmeden önce, Siyah&Beyaz temalı bölümü izledik. Buranın sona bırakılması doğru olmuş, en çok burada kudurduk. Your Disco Needs You'da Kylie bana ve arkadaşıma baktı, deli gibi eğleniyor olmamızın hoşuna gittiğini gösteren bariz bir mimik yaparak gülümsedi (Allah belamı versin doğru söylüyorum), arkadaşımla şok içinde birbirimize baktık ve zıplamaya devam ettik. Şarkının sonuna doğru Showgirl'de yaptığı gibi neredeyse sopranoya çıktı kadın. Kalabalık yine çığlık çığlığaydı. En sevdiğim Kylie şarkılarından biri olan Step Back In Time'a acapella bir giriş yaptı ve biz yine zıplıyorduk müzik olmasa da. Müzik sonradan girdi, şarkı bittiğinde albümün büyük hitlerinden In My Arms başladı. Bu şarkı boyunca dönen videolar inanılmazdı. İzleyici o kadar eğlendi ki “albümün ilk single'ı bu şarkı olsaymış keşke” diye düşündüm. Şarkının bitiminde Kylie teşekkür edip sahneden ayrıldı.



(kylie kendinden geçen seyircileri taklit ederken)


Bis kısmı (alkışlayıp geri getirdiğimiz kısım) resmen bize özeldi. No More Rain'i söyledikten sonra küçük sahnede izleyen ülkeleri teselli etmek için söylediği Love At First Sight'ı söyleyip veda etti ama biz bırakmadık. Kalabalık hep bir ağızdan “I Should Be So Lucky”i söylemeye başladı. Kylie dinleyip dinleyip şapşal bir ifadeyle “Bana bir şey mi anlatmaya çalışıyorsunuz?” deyince herkes güldü. Bu ısrara dayanamadı elbet (Madonna olsa kıçını dönüp gitmişti çoktan) ve sadece istediğimiz için şarkıyı konserin sonuna ekledi. Herkes zıp zıp zıplıyordu normal olarak. Finalde uzun uzun selam verip ayrıldı sahneden. Hoşuna gitmişti belli ki dev ilgi. Mükemmel bir ilk konser olduğunu söyledi Türkiye için, kesinlikle geri geleceğini de söyledi. Klasik veda cümlesiye veda etti bize: “Love to you all. Good night..”



(finali çok güzeldi)


Atladığım çok şey var elbette ama hepsini sığdırmak zor. Kalabalıkta çıldıranları taklit etmesi, fotoğraf çeken birine poz vermesi (kameralar hep o anda çalışmaz nedense), zorla söylediği “Eğleniyor musunuz?” cümlesi, Your Disco Needs You'nun sonunda saçının saçma sapan bir hal alması, Boğaz'a yağdırdığı övgüler... Hepsi inanılmazdı. Yine de en çok etkilendiğim an sahneye mükemmel şarkısı Speakerphone ile çıkışıydı. VIP alanında rastladığım ünlüler Kylie sonrasında pek bir soluk gelse de çocukluk aşkım Şebnem Dönmez'i görünce yine nutkum tutuldu. Burcu Güneş'in ekrandaki negatif enerjisine rağmen ne kadar güzel bir kadın olduğunu gördüm. Burak Kut, Yonca Evcimik ve Kylie'ye kendi kardeşi Dannii'den daha çok benzeyen Demet Evgar oradaydı. Çıkışta Marco'ya yine musallat olup iki dakika sohbet ettik. Biraz ezikçe oluyor kuyruğunda dolaşmak ama kaç yılda bir göreceğim ki adamı zaten?



("love to you all..")


Arenadan ayrılırken konserin ne kadar güzel olduğunu ve asıl sahnesinde izlesek ne kadar daha güzel olacağını düşündüm. Belki yaz boyu devam ederken başka bir durağında daha yakalamam mümkün olur. Şimdi istediği astronomik rakamlar yüzünden Türkiye'ye gelmesi iyice zorlaşan Madonna'yı düşünüyorum da hakkaten mesele bu kadar mı maddi gerçekten? 93'ten beri görmediği bir izleyiciye bu akşamı yaşatmak (ki belli ki köle olacaklar sana) ve onlardan alacağın inanılmaz alkışın önemi yok mu? Biraz daha mütevazi olup hiç ziyaret etmediğin yerlerde konser vermek daha manalı olmaz mı? Belki de konser biletlerini satın alıp sonra fiyatlarını şişirip tekrar satan firmalarla ortaklık eden bir kadından çok şey bekliyorumdur. Ancak öyle ya da böyle uluslar arası bir star olan Kylie'nin mütevaziliği, sevecenliği, sponsor Advantage'la yaşadığını duyduğum sürtüşmeye rağmen bize mükemmel bir enerji yansıtması ilham vericiydi. Kendisini çok seviyordum, bundan sonra daha çok seveceğim. Konseri kaçıranlar için de teselli edecek birkaç söz söylemek isterdim ama ne desem yalan olacak. Ders alın, bir dahakini kaçırmamaya bakın.

8 yorum:

LightYears dedi ki...

şu yukarda yazdıkların çok çok az kalıyo yaşananların yanında:) hakkaten anlatılamayacak anlar da varmış bunu öğrendim.. soranlara mükemmeldi demek az kalıyo :)

lecterhouse dedi ki...

ya işte, yeni yazar bu kadar yapabiliyo ancak :D
hakkaten çok güzeldi. sevdiklerimle paylaşmak daha güzeldi. çok şanslı hissettim kendimi :)

Adsız dedi ki...

sanırım biz kördük..bu kadar hayal kırıklıgı playback ses ve en kötüsü show tanrım iyiki para vermedik degilse aglardım

Adsız dedi ki...

3.800 kişi varmış eve 1.500 davetiyeli.....boş olan salon ve denildigi gibi 21 tır degil 4 tır gelmiş..yani anlayacagınız sallamış..sahnede ajda tarzı bir kadın dans bilmeyen ve ses olmayan..40 yaşında ama hala amigo kız havalarında..tek kelime ile igrençti..büyük kayıp degil yani..sizde abartmışsınız...

lecterhouse dedi ki...

ok vahit, ben sevdim, herkes sevmeyebilir..

lecterhouse dedi ki...

düzeltmek lazım bu arada, kylie playback yapmaz. arenada da 10.000 küsür kişi varmış. shakira'da gördüğümden daha doluydu ortam, shakira ya bile 11-12 bin kişi diyorlardı..

kylietr dedi ki...

Konser bence de harikaydı.O muhteşem sahnenin olmayacağını kuruçeşme adını duyar duymaz anlamıştım zaten.Kylie kesinlikle organizatrleri affettirdi.Kuruçeşmeye rağmen çok iyi bir konser oldu.Malesef Türkiyedeki organizatörlerin bu konuda daha çok fırın ekmek yemeleri gerekiyor.


sahne yalnızca Türkiyede böyle değildi.Bükreş, sofya, İstanbul ve Atinada aynı küçük sahneler kullanıldı.

Adsız dedi ki...

vahit kim?