22 Nisan 2008 Salı

Aİ: Cengiz Semercioğlu



İnsanlar yazdıkları şeyin kendi karakterlerini ne kadar ele verdiğinin farkında değil. Mesela ben burda yazarken, daha henüz g*tü kalkık bir yazara dönüşmediğim için görüşlerimi, kıskandığım şeyleri örtmek için kullanmıyorum. Halbuki Türkiye'nin önemli olduğu söylenen gazetelerinin yazarları aynı zahmeti göstermiyorlar. Köşe yazılarında bir fesatlık, bir ego tatmini sormayın gitsin. Propagandayı da ekleyelim. Beyaz Melek'i resmen geçen senenin sanat olayı ilan eden Cengiz Semercioğlu, Josh Holloway, Türkan Şoray gibi isimlere hayranlık gösterilmesine bir gıcık olmuş ki çok fena. Hürriyet'te her gün Beyaz Melek'in devasa (!) yurtdışı başarılarını okumaktan bunaldık zaten, Houston'ın (bağımsız film festivali olduğu nedense hiç söylenmeyen) film festivalinde ödül falan alıyormuş. Her geçen haberde Cannes festivaliymiş gibi abartılıyor, halbuki Altın Portakal sonuçlarını bile bulabileceğiniz IMDB sitesinde bu festivalde verilen ödülleri bulamıyorsunuz. O kadar ki prestijli; anladınız siz.. Her neyse asıl mesele yazarın son iki karalamasıydı. Bugün yazdığı bu:


“Bu fikirleri eşi Cem Özer mi veriyor yoksa kendi mi buluyor bilmiyorum ama kılık kıyafet konusunda ciddi bir danışmana ihtiyacı var Nurgül Yeşilçay’ın. Son dönemde iki davette gördüm kendisini, birinde afro saçlarıyla Kanal 1’in güzellik yarışmasında jüri koltuğunda oturuyordu. Diğerinde de üzerinde Türkan Şoray portresi olan siyah bir elbiseyle İstanbul Film Festivali’nin kapanışına katıldı (...) Sırf Türkan Şoray’ı yüceltmek için kendine haksızlık yapmamalı. Baktım baktım Nurgül’ün Türkan Şoray’lı elbisesine, sadece çocukça geldi bana...”


Diğeri de “Ben de yakışıklıyım, bana niye koşmuyorlar yatmak için” diye özetlenebilecek Josh Holloway yazısı:


“Ne abartılı, ne ağdalı, ne yılışık bir ağırlama şekliydi gözlerime inanamadım. Düşünün ülkemin "sex and the city" hayatını benimsemiş şehirli kadınları basın toplantısında açık açık yatmayı bile teklif ettiler Sawyer’a... Basının tüm kadın çalışanları Josh’un basın toplantısına akın etti. (Kadın gazeteciler bu kadar çırpınırken Josh’ın Türk medyasındaki tek röportajı bizim Mevlüt Tezel’e vermesi de ayrı bir konu).

Tamam adam yakışıklı. Tamam adamın oynadığı dizi iyi. Ama bu adam da dünyanın en önemli oyuncusu değil ki canım. 40 yaşına gelmiş adamın kariyerinde tek bir iyi film yok, yakaladığı tek büyük balık Lost. Bu arada Josh’a bir sır vereyim. Bizdeki popüleritesini tek bir şeye borçlu; korsan dvd sektörüne. Sakın Josh diye kendini parçalayanların TV’de iyi bir Lost izleyicisi olduğunu sanmayın ha. Josh bu kadar "korsan hayranı" olduğunu öğrense ne düşünürdü acaba?.. Şimdi bazı okurlar, adam yakışıklı ya, erkek kıskançlığı yaptığımı düşünecekler. Yok efendim ben sadece yaşını başını almış kadınların bu kadar densizleşmesine ve ortalama bir dizi oyuncusu karşısında yaşanan üçüncü dünya görgüsüzlüğüne itiraz ediyorum”


“Yapmıyorum” demek yetmiyor erkek kıskançlığı yapmadığına inanmamız için. Holloway hiç sallamazdı ne kadar korsan seyircisi olduğunu. Dizinin yapımcısı o değil. Ayrıca önemli olan ne kadar büyük bir oyuncu olduğu değil, ülke topraklarına daha meşhur insanların gelmeyişi (koyunun olmadığı yer). Gazateteden bayanların ilgisini çekemiyorsak gidip hıncımızı Sawyer'dan çıkarmaya gerek yok.


Nurgül'ün kıyafetine gelirsek mükemmel bir hayranlık gösterisiydi. Şoray'ın son zamanlarda Nurgül'e ettiği iltifatlara, fevkalade bir cevaptı. Anlayamayanlar böyle moda kazası gibi göstermeye çalışabilirler. Ancak doğru dürüst sinema ilgisi olup, sinemayı Beyaz Melek sempatizanlığından ayırabilen insanlar en umut verici genç aktristimizin sinemamızın sultanına yaptığı bu jesti tebrik ediyodur eminim içten içe.

1 yorum:

triancula dedi ki...

süpersin ya. ai yazı dizisinde hakkaten de benim de kıl olduğum insanlara ağzının paylarınıv eriyosun resmen içimin tereyağı, efendime söliim kaşarı falan eriyor ;)

adam bariz "beni de görün, ben burdayım" ve yazıları baştan sona buram buram popülizm kokan bi adam alla aşkına. kimdir bu arkadaş ya, uyuz oluyorum ha bir de şu rahşan gülşana. oray eğin de. kısaca şu paris hilton'u veto ederek "gazeteci aşkı"nı ve meslek aşkını dünyaya duyurduğunu sanan insanlar. kaldı ki paris hilton'u savunmuyorum burda ki nefret ederim medyada yer almasından, ama bu "popüler olanları aşağılama" merakı da hayli sinir bozucu. bi gidin diyesim var. neymiş josh holloway şöleymiş bökleymiş iyi oyuncu değilmiş. ya yemişim ya.
ben de sinir oluyorum houston meselesine zaten geçen gün gördüm afişini de koymuşlar mahsun'la fadik vardı ki fadik'i çok severim ama uyuz oldum devamlı poh pohlanmasından. grr.