15 Nisan 2008 Salı

Dirt - 2. Sezon



Friends'den aşina ve aşık olduğumuz Courteney Cox'un küçük ekrana dönüş projesiydi geçen sene “Dirt”. Bu sene Mart itibarıyle ikinci sezonunu izlemeye başladık. Dişli bir magazin dergisi editörü olan Lucy Spiller'ı canlandıran Cox, kendini meşhur eden sit-comdakinden çok farklı tarzıyla dikkatleri üstüne toplamıştı. Amerika'nın paralı kablo kanallarından biri olan FX'te yayınlanan dizi, bu kanalların sansür konusundaki özgürlüğünden faydalanıp sex, uyuşturucu, rock'n roll alemlerine rahatlıkla dalıyordu. İlk sezonun finalinde ise eski iş arkadaşı ve gerçek hayatta en yakın arkadaşı Jennifer Aniston'ı konuk oyuncu olarak aldı diziye. Ufak öpücükleri bizim magazin dünyasında bile ilgi uyandırmıştı. Mart'ta geri dönen dizinin kalitesi ilk sezona göre, özellikle de ilk sezonun ilk bölümlerine göre daha yüksek. Reytingler ise dengelercesine düşük. Sebeplerine bakalım biraz.


İlk olarak şunu söyleyeyim. Dirt, “Nip / Tuck”ın yayınlandığı kanalın bir prodüksüyonu. Nip/Tuck sezonu bitirince Dirt'ü piyasaya sürüyorlar. Bu iki dizi arasında, Dirt yeni başlarken ciddi benzerlikler vardı. Tıpkı Nip'in ilk sezonları gibi Dirt'ün de draması resmen boştu. Senaryosu tahmin edilebilir ve kısmen ucuzdu. Magazin dünyasını hicvettiği için çok büyük bir kusur sayılmazdı bu. Dizinin tarzı olabildiğince hafif meşrep olmak ve gerçek hayattaki starlarla dizidekiler arasında benzerlikler kurmaktı. Nip / Tuck bu kusurunu giderdi artık, reytinglerinin de katkısıyla sezon peşine sezon geldikçe senaryosu ve öyküsü kaliteyi arttırdı. Dirt'ün bu şansı olur mu bilmiyorum çünkü, geçen sezonun sadece zaman zaman yükselen reytinglerinden bile kötü bu senenin sonuçları. Kendini kurtaran kısmı dizinin haftada üç kere yayınlanıyor olması ve toplam seyircinin yüksekliği. Fakat bu sene yazar grevi yüzünden 13 bölümlük sezonun 6 bölümü kafadan gidince işi zorlaştı bence. Umarım FX umut veren bu dizisine şans vermeye devam eder. Senaryo bir yanda dursun dizinin sinematografisi çok sağlam. Hele de geçen sene fotoğrafçı Don şizofrenisi yüzünden hayaller görürken çok yaratıcı efektler kullanılıyordu. Teknikdeki bu başarı senaryonun hafifliğini örtmekte yardımcı oluyor mutlaka.


Peki ikinci sezon neden daha güzel? Çünkü gerçek hayattaki magazin olayları bu sene daha renkli ve dizi daha iyi karakterle içermeye başladı. Paris Hilton'un, Britney Spears'ın dizideki yansımaları olan karakterleri güzel bölümler verdi diziye. İlk sezonun baş karakterlerinden kıl insan Julia Mallory de ölünce Holt ve Lucy'nin çekici ilişkisinin önü açılmış oldu. Gerçi sezon boyu ıkındırttılar seyirciyi ama tekrar birleşecekler gibi duruyor. Lucy'nin meymenetsiz erkek kardeşi ve onun dahil olduğu uyuz “Lucy'nin sapığı kim?” öyküsü ortadan kaybolarak diziye iyilik ettiler. Lucy'nin kankası ve baş paparazzisi Don ise bu sezon daha aklı başında, oyuncunun fevkalade oyunuyla birleşince çok izlenesi bir karakter çıkıyor ortaya. Kesinlikle Emmy adayı olmalıydı bu adam geçen sene. Bunun yanında derginin salak güzeli Willa McPherson biraz akıllandı, ofise yeni gelen Farber'la aralarındaki kimya tam anlamıyla mükemmel. Lucy bu sene,ölümden döndüğü için midir bilinmez, daha sevilesi bir karakter oldu. Zaman zaman kaltaklıklar yapsa da, kabul etsin etmesin, çevrilen dolapları ifşa ederek bazı hayatları rayından çıkarsa da adamı dizinin başına oturtturmasını biliyor. Yeni giriş jeneriğindeki animasyon hali çok güzel olmuş, ordaki bakışla anlayabilirsiniz zaten, bu sezon biraz daha muzır. Hiç sevmediğimiz Brent Barrow mide bulandırıcı saçlarını kestirerek biraz daha az nefret ettiğimiz birisine dönüştü. Gıcıklık yapacaksan güzel gözük bari! Her yönden kaybetme.


İkinci sezon ikinci bölümüyle hızını kazandı bana kalırsa. Paris Hilton'la alay eden Milan Carlton karakterinin poposunu halka açık bir şekilde ta Uzakdoğu'da şaplakladılar. O kadar absürddü yani. Britney Spears ise üstündeki medya bunaltısından sonra 3.kez dizilerden destek gördü. How I Met Your Mother'da konuk oyunculuğu, South Park'ta bölüm boyunca savunulması derken, Dirt'te de kocasının ve medyanın kurbanı olarak gösterildi. Bu gibi bilindik isimleri uyarlayan bölümler haricinde Lucy'nin bir stüdyo sahibi ile romantizme kıyıdan bulaşan ilişkisi ve Holt'la yasak aşkları üzerine olan bölümler özellikle güzel olanlardandı. Geçen seneki rehine bölümü veya final gibi bir bölüm gelmedi henüz ama daha izlemediğim 2 tane var.


Sezon finalini izledikten sonra görüşlerimi tekrar yazacağım ama Dirt şu ana kadarki ikinci sezon bölümleriyle beni hayal kırıklığına uğratmadı. Umarım FX yine hafta içi tekrarlarıyla topladığı seyirci sayısını göz önüne alır ve seneye de diziyi izleme imkanı buluruz. TV starlarının çok başarılı dizilerden sonra tutunmaları zor olur biliyorsunuz. Ancak Courteney stilini çok değiştirerek bu diziyi yapmakla akıllılık etti bence. Laneti kıracağına inanıyorum ve Jennifer Aniston'ı tekrar görmek istiyorum dizide. Bir de Matthew Perry'i getirseler bir kez çok hoş olacak. Dünyanın en tatlı aşıkları Monica ve Chandler rolünde harikalar yaratan ikili kimyalarını bu sefer dramada test ederler. İlk sezonu e2 de yayınlanan “Dirt” sezon yavaş yavaş biterken yayınlayacak şey sıkıntısı çeken kanalda kendine mutlaka yer bulacaktır. Kaçırmamanızı tavsiye ederim.


2 yorum:

triancula dedi ki...

friends delisi bi insan olarak jennifer ve courteney'i de çok severim ama chandler bing ve bilhasa yüce ulvi insan PHOEBE BUFFAY hayranı olduğum için onların yeni projelerini haliyle daha çok merak ediyorum :) nip/tuck'ı her sezon giderek daha çok "ohaaa artık abi" bulsam da yin de vazgeçemiyorum ama dirt'e hala başlayamadım. bua rada fx türkiye'ye mi gelmiş ne olmuş biliyo musun ? :)

lecterhouse dedi ki...

evet öyle bişi olacak snrm ama pek bi bilgim yok. gelse de d-smart a gelecek, beni pek baglamıyo..

lisa kudrow'un the comeback'i ŞAHANE bir diziydi. her sahnesi dahiyaneydi. malesef reyting kurbanı oldu işte. keşke devam etseymiş.