28 Nisan 2008 Pazartesi

Be Kind Rewind (2008)



Mükemmel video klipleri ve enteresan filmleri ile tanıdığımız Michel Gondry önce İstanbul Film Festivali'nde, sonra da vizyonda bizlere tekrar merhaba dedi. Yeni filmi “Be Kind Rewind / Lütfen Başa Sarın”da, yönetmen Amerikan oyunculara ve İngilizce diyaloglara dönüş yaptı. İzleyen herkesin aşık olduğu “Eternal Sunshine of the Spotless Mind / Sil Baştan” filmiyle sinema dünyasında takip edilen bir yönetmen olan Gondry hemen peşine daha sessiz sakin bir tanıtım ile “Science Of Sleep”i sunmuştu. Yeni film her sinemaseverin aklını çelecek konusuyla uzun zamandır merakla bekleniyordu. Beklediğimize de değmiş açıkçası, film özellikle Türk izleyicisinin ezbere bildiği bir konuda oldukça orijinal bir iş çıkarmış.

Bu aşina olduğumuz kısma geri döneceğim. Öncelikle konusundan bahsedelim. Neredeyse “tarihi” bir kiralık video kaset dükkanında geçiyor film. DVD'nin yaptığı çıkış sonrasında artık zorla iş yapıyor dükkan. Üstelik içinde bulunduğu bina da yıkılma tehditiyle karşı karşıya. Daha modern bir binaya dönüştürülmek isteniyor çünkü. Dükkanın yaşlı sahibi bir çıkış yolu aramak için keşif gezisine çıkıyor. Dükkanı emanet ettiği çırağı ve onun (aslında dükkana girmesi yasak olan) aklı havada arkadaşına kalıyor iş yeri. Ancak kafadarların garip planları yüzünden yarattıkları manyetik facia dükkandaki bütün video kasetleri siliyor. İkili de durumu çaktırmamak için müşterilerin istedikleri filmleri kendileri çekmek durumunda kalıyorlar. Bu filmlerin bazıları Hayalet Avcıları, Rush Hour 2, Aslan Kral, Robocop, 2001: Bir Uzay Macerası... Heralde sinema severlerin neden ağzının sulandığını anlamışsınızdır filmin konusunu duyunca. Bir sürü klasik, amatör şartlarda ve Gondry'nin mizah anlayışının katkısıyla yeniden çekiliyor. Üstelik sonuçlar fevkalade. Gerçekten çekilmiş olsa hepsi kült statüsüne erişecek bir sürü “yeniden çevrim” izliyoruz filmin içinde. Özellikle görsel efektlerin taklit edilişindeki zeka inanılmazdı. Hayalet Avcıları'nda Sigourney Weaver'ın rolünü oynayan evsiz adamı görünce de kahkahalara boğulmanız söz konusu. Aktristin kendisi de öyle düşünmüş olmalı ki filmde konuk oyuncu olarak karşımıza çıkıyor.

Gelelim başta bahsettiğim tanıdık kısma. Filmin asıl dramatik kısmını yıkılmak istenen bir bina ve buna karşı çıkan mahalle halkı oluşturuyor. Eski bir Türk filmi vardır, Kemal Sunal, Adile Naşit ve o bildiğimiz kadro oynar. Mahallenin neşesi olan bu tayfanın yaşadığı evi yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Yıkmak isteyen iş adamının oğlunu kaçırırlar, kaçırılan çocuk evinden daha çok sevmeye başlar bu mahalleyi.. Finale doğru bütün mahalle yıkım ekibinin karşısına dikilir falan filan. Lütfen Başa Sarın bu filmin melodramını resmen birebir kopyalamış! Üstelik Amerika gibi bütün insani değerlerin yozlaşmasının merkezi gibi görülen bir yerde bizim bugün kendi ülkemizde bulamadığımız o nostaljik kalabalık aile değerlerimizi hiç sırıtmadan kullanışı beni çok etkiledi. Yönetmen neredeyse hiç duygu sömürüsü yapmamasına rağmen bütün mahallenin birleşip kendi yarattıkları filmi gururla izleyişi gözlerinizi yaşartabilir. Bir komedi filmi için oldukça etkileyici olduğunu anlatabilmişimdir heralde. Tüm o bilindik (neredeyse klişe) duygusal manevralara rağmen filme sempati duymamak mümkün olmuyor bu durumda.

Festivalimizin yarışmasında ödül kazanamadı ve bence biraz yazık oldu ama Be Kind Rewind absürd senaryoları ve sinemanın klasik filmlerini sevenler için çok yerinde bir tercih olacaktır. Sinemalarımıza yaptığı (muhtemelen) kısa ziyaret bitmeden yakalayın derim. Son zamanların en dikkat çekici yönetmenlerinden birinin yeni filmini yakalamakla kalmaz, yıllardır sinemamızda bulamadığımız o içten mahalle danışmasını, insani değerleri, “Erler Film sunar” nostaljisini de yaşayabilirsiniz.


Not: 4 / 5

Hiç yorum yok: