24 Nisan 2008 Perşembe

Ayşe Hatun Önal - Sustuysam



Ayşe Hatun Önal ta 2004'te ilk EP'sini yayınladığında şiddetli eleştirilere maruz kalmış, daha bir şarkısını dinleyen insanlar tarafından yerden yere vurulmuştu.Tabi o zaman elektronik müziğe alışkın olmayan kulaklar “Çeksene Elini”nin garip sözlerini de duyunca alışmaya çalışmaktansa kestirip atmayı tercih etmişti. Gerçi single çalışmasının gerisinin elektronikle alakası yoktu, alaturka kıvamında Türk pop şarkıları vardı ama olsun. Zaten bir kız çıkıp ilk şarkısında bir erkeğe “ayılık var senin hamurunda” demişse hangi müzik türünde olursa olsun beğenilme şansını kendi kısmış demektir. Ülkede üstüne alınacak çok insan var ne de olsa.


Ben şahsen “Sonunda” çalışmasına ucuz ama eğlenceli pop gözüyle bakmıştım, “Çeksene Elini” kendini ciddiye almayan bir şarkıydı zira. Ayşe Hatun şarkıyı yaratması için nerden ilham aldığına bile bir türlü karar veremiyordu. Bu şarkıda pek kullanmadığı sesi ve yorumu hoşuma gitmişti diğer şarkılarda. Çeksene Elini'nin klibi ve düzenlemesi için ise ülke standartlarının üstünde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirdim. Kendi zamanının ötesinde olduğu sonradan anlaşıldı zaten. Geçen sene Okan Bayülgen'in Makine adlı programına katılıp “Hayalimdeki” adlı şarkısını söylediğinde Önal'ı seven biri olarak ben bile şaşırdım. Şarkı herhangi bir pop/elektronik şarkısı değildi. Şarkı ülkede eşi bulunmayacak kadar güzel bir yerli şarkıydı. Performansın youtube.com kaydını eskittim birkaç günde. Sonradan kaybolduğunda uzun bir süre hasret kaldık. Ta ki geçen hafta “Sustuysam” adlı albüm çıkana kadar.


Yeni albüm kesinlikle başarılı bir albüm. Hande Yener'in ülkeye empoze ettiği elektronik dalga meyvelerini veriyor. Bunu “Önal, Yener'e özendi” manasında kullanmıyorum, elektronik yapılı albümlerin ana akım albüm piyasasında kendilerine yer bulmalarından bahsediyorum. “Apayrı”, bir pop / elektronik kırması albümüyken, peşine gelen “Nasıl Delirdim?” saf bir elektronik albümüydü, çok da başarılıydı. Sustuysam, bunun da bir adım ötesine geçiyor ve alternatif bir elektronik albümü olma sıfatını taşıyor. Bunu abartılı bulanlar olabilir ama gerçek böyle. Ne çıkış şarkısı “Kalbe Ben”, ne “Bomba”, ne de “Marslı” adlı şarkılar her piyasaya sürülüp reklamı yapılan albümde duyabileceğiniz tarzda şarkılar değiller. Özellikle Marslı'daki bir tiyatro metninin okunuşunu andıran yorum, melodiyle beraber söylenen tek bir sözcüğün bulunmayışı şaşırtıcı derecede cesur. Unutmayın bir de bu, kendini dinleyiciye kabul ettirmek konusunda daha uzuuun yolu olan eski bir mankenden geliyor.


Şarkılara teker teker bakarsak albümün parlayan yıldızları “Kalbe Ben”, “Hayalimdeki”, “Doğru Kanaldan Bağlan” ve insaflı davranırsak “Yok Yok”. Kalbe Ben'in (görselliğinin Milla Jovovich'li Invasion adlı fotoğraf çekiminden arak olduğunu duysam da) fevkalade olan klibi, mükemmel şarkıyı tamamlıyor. Ayşe Hatun'un Çeksene Elini gibi ağır dalga geçilen bir şarkıdan sonra ikinci bir şans elde edebilmesi bu şarkıya bağlıydı ve çok doğru bir seçimle hem damar olabilen hem de dans ettirebilecek bir şarkı seçtiler. Gerçekten de kemanlar o kadar güzel kullanılmış ki etkilenmemek elde değil. “Hayalimdeki”nin ne kadar başarılı olduğundan zaten bahsettim, albümdeki düzenlemesi daha iyi olabilirmiş, belli başlı noktalarda daha gaza getirici ritmlerin kullanılması mümkünmüş ama sonuç yine de iyi. “Doğru Kanaldan Bağlan” ise mutlaka tanıtım çalışmalarında kullanılması gereken, kusursuz bir dans şarkısı. Albümdeki en iyi sözler bu şarkıya ait bile diyebilirim biraz ileri gidip. Ayrıca konserler için de mükemmel bir isim olurdu, bu şarkının ismi. Tabi canlı performanslar yapacağını umarak söylüyorum bunu.


Albümde içim rahat olarak “güzel” diyebileceğim bir sürü şarkı var. “Yok Yok”, türü sevenlerin tutacağı, pop dinleyicisinin ise dinledikçe alışacağı bir şarkı. Bırakma Beni, İnat, Aç Kapıyı çok güzel sürprizler barındırıyor dinleyici için. Aç Kapıyı'daki tutkulu vokal, İnat'da nakaratın peşine giren melodi, Bırakma Beni'nin melankolisi mükemmel. Sonlara doğru “Aslında” adlı şarkı albümün tek slowu olma özelliğini taşıyor. Girişteki oturmamış şarkı sözleri olmasa daha iyi olabilirmiş. Yok Yok'un remixi ise genelde orijinallerin dım tıs eklenmiş hali olan yerli remixlere benzemiyor. Şarkıdan farklı olmayı becermiş.


Gelelim albümün en kötü, EN kötü tarafına. Ayşe Hatun albümüne konuk rapçi almakla çok büyük bir hata yapmış. Fresh B. gördüğüm en komik en saçma rap verse'üne imza atıyor albümde, Ege Çubukçu da (ki zaten iyi bir rapçi sayılmaz) benim bile yazabileceğim bir kısım yazmış. Bulundukları şarkıları mahvediyor iki rapçi de, çok kötü ve alakasız durmuş, Ayşe Hatun bir sürü şarkıda neredeyse kendi rap yapıyorken bunlara ne gerek varmış anlamadım. Hakkaten kötüler, çok kötüler. Özellikle Fresh B.


Sonuç olarak albüm yerli müziğin elektronikle gitgide daha içli dışlı olduğu son günlerde dinlenilmesi gereken bir çalışma. Zaten kaliteli albümler zor çıkıyor, manken şarkıcılarla ilgili ön yargınızı kırıp edinin bir kopya. Eğer satar da (d&r listesinde 9.sırada) diğer şarkılara klip gelirse zaten ülke farkedecektir bu cevheri. Ha, bazı şarkılar bazı zevklere uymayabilir tabi ama kulağınız alıştıkça hakkını verirsiniz. Zamanında yerin dibine geçirilen şarkıyı (Çeksene Elini) bugün Tuğba Ekinci “Condom” diye aynı kliple falan yeniden canlandırıyor. Demek ki Ayşe Hatun Önal'da var kalıcı bir şeyler.



Not: 3.5 / 5

1 yorum:

triancula dedi ki...

be de aynısını demiştim rap bölümüyle ilgili. acaba dedim hey dj kıvamında bi albüm mü bu diye hani. doğru kanaldan bağlan, hayalimdeki süper şarkıları. ve ben şaşırtıcı bir şekilde "marslı"yı mükemmel buldum. dediğin gibi "ex-manken tepkiselliği"ni yerle bir etmeyi başarabilen cesur bi şarkı. sırf bu bile takdir edilesi.

kalbe ben gerek klibiyle, gerekse sözü ve müziğiyle, düzenlemesiyle, imajıyla kusursuz. ufak bi esinlenme varsın olsun ki çok da doğaldır. süper süper!

umarım radyolarda daha sık çalınır çünkü şu anda pek de hali iyi değil şarkının. ekranlardaki kadar sık dönmüyor ne yazık ki...