1 Mart 2008 Cumartesi

Recep İvedik (2008)


Şahan Gökbakar, “Dikkat Şahan Çıkabilir!” programında yarattığı tiplemelerden birinin uzun metrajlı filmiyle bu hafta sinemalardaydı. Filme ismini de veren maganda, kıro, pis ama sokaktaki yanlış tanımına göre delikanlı bir adam olan Recep İvedik bir yandan “Shrek”i bir yandan “Borat”ı anımsatan bir karakter. Bize çok tanıdık gelen bir öykü dahilinde yolu güneydeki 5 yıldızlı bir otele düşen karakterimizin şimdi manken gibi bir kız olan çocukluk aşkıyla yeniden buluşmasını izliyoruz. Şahan'ın yönetmen kardeşi Togan Gökbakar'ın yönettiği filmde kendi kısa filmlerinden gelme bazı esintiler mevcut, bunlar sayesinde film nadir de olsa bir komedi olduğunu unutturup dramatik anlar yaşattırıyor seyirciye.


Şimdi filmden zaten beklemediğimiz ve mevcut olmayan şeylerden başlayalım. Karakterimizin çocukluğuna döndüğümüz sahneler haricinde doğrudürüst bir görüntü çalışması yok, bu da sinema büyüsünün eksik oluşunu getiriyor. Zaten televizyon kökenli bir karakteri anlatırken riskli bir durum bu çünkü filmi parçalara bölerseniz TV'deki skeçlerden farkı kalmıyor (görüntü açısından). Komik sekansların birbiriyle bütünlüğü yok ancak şunu söyleyeyim ben bunu filmin kötü yanlarından saymıyorum. Bu tip komedilerin bir öykü tarafından birbirne tutturulmuş skeçler halinde olması çok normal. Gerçi çoğu komik sahneye sonradan referanslar yapılıyor ama her yapılan espriyi de dönüp dönüp hatırlatmak filmin temposunu bozan bir durum olurdu. Bunun yerine peşpeşe komik sahneleri sıralamak bir komedyenden beklenecek bir hareket. G.O.R.A'nın da aynı eleştirilere maruz kalması saçmaydı bence. Dr. Strangelove değil sonuçta bu filmler. Bildiğin ticari komedi. Afiş çok kötü. Filmde oldukça derinleştirmeye çalıştırılmış Sibel karakteri afişte erkek dergilerine poz vermiş gibi duruyor. Karakterin kafasını kocaman yaptıkları köşedeki resim ise Şaban filmlerinin afişlerine gönderme gibi olmuş. Zira Recep İvedik'in de yeni Şaban olmasını arzuluyor Şahan. Ancak onla bunun aynı şey olmadığını görüyor olması lazım. Recep de komik ama Şaban'ın iyi filmleri kadar komik olması mümkün değil. Şaban'ın şapşalın teki olduğunu da unutmayalım. Recep kendi değerleri içinde oldukça gözü açık, hazır cevap bir adam.


Filmi neden tavsiye ederim peki? Çünkü harbiden komik. Daha ilk sahnede Recep'in tv skeçlerindeki belalısı Halime ile pencereden pencereye atışması kahkaha attırıyor. Şahan'ın kadın rollerinde çok daha komik olduğunu da unutmadan söyleyeyim. Dişi Yakarış'taki Nevriye'nin öyküsünü sakız gibi uzatıp cıvıtmadan önce onun filmini yapsın isterdim. Filmin devamında da komedi hızını kesmiyor ve en önemlisi komik olmak isteyince oluyor. Başarısız espri çok az filmde. Şahan çok başarılı bir oyunculuk sergiliyor, umarım seneye Türk sineması ödülleri dağıtılırken es geçilmez bu performansı. Bir de Tuluğ Çizgen faktörü var. “Ayrılsak Da Beraberiz”deki Fransız özentisi kokona Mehveş hanım karakterine oldukça benzeyen bu yeni karakterinde çok başarılı olmuş. Snob kadını çok iyi oynayan Çizgen yazarınızı zaten çok güldüren hafif çatlak, orta yaşlı kadın konseptinde başarılı bir oyun vermiş. Kendisine doğru azman bir at koşarken habersizce esneme hareketleri yaptığı sahne hala aklımda. Esas kızımız Sibel de kötü bir oyunculuk sergilemiyor ama Recep'den iğrenirken ne ara sempati duymaya başlıyor pek anlayamıyorsunuz. Hikayesi de pek orijinal sayılmaz. Zorla zengin çocukla evlendiriliyor falan.. Shrek benzetmem de biraz bu karakterden dolayı oturuyor. Hele de ucu açık finalinin peşine garanti gelecek devam filminde kız ve Recep birleşirlerse iyice Shrek ve Fiona'yı andıracaklar.


Film 13 yaş sınırı ve “korku ve şiddet unsurları”, “cinsellik unsurları” uyarıları alsa da (ne korkusu, ne şiddeti?) salonlarda oynayıp çocukların bayıla bayıla izlediği bir sürü komediden daha seviyeli. Hele de komedi demeye dilimin varmadığı “Çılgın Dersane” gibi serilere oranla (afişi tersini gösterse de) çok daha başarılı bir film. Kamera kadrajının içine girecek kadın popolarına göre ayarlanan çerçeveler yok en azından. Hele de bunlarla dalga geçtiğini iddia edip, kendi de aynı boku yiyen “Plajda” gibi filmler varken Recep İvedik kıymeti bilinmesi gereken filmlerden oluyor. A.R.O.G'un ilk üç dakikası henüz pek bir şey vaad etmiyorken, İvedik gülmek isteyenler için doğru tercih olabilir. Şahan'ı sevmeyenler de bir şans versin derim. Bu filmden sonra fikirleri değişebilir.


Not: 2.5 / 5

2 yorum:

görkem dedi ki...

filme gittim çok komikti. her dakkasında gülüyor insan eleştirmenlere katılmıyorum sadece küfürle dolu değil bu yapım.ayrıca gene eleştirmenlerin dediği gibi basit bir yapım değil kolaysa siz böyle güzel espriler bulun

DarkYES dedi ki...

Filme gitme konusunda düşünüp dururken 6 arkadaşın ısrarıyla birlikte gittik. Film boyunca onlar güldü hatta nefessiz kaldı ama ben bir iki kahkaha hariç sadece yer yer gülümseyebildim.

Öncelikle filmi gösterime girdikten 10 gün kadar sonra izleyen birisi olarak, filmi izlemeden önce belki pek çok espriyi bir kaç kez dinlediğim için bir şeyler beni şaşırtmadı. Film boyunca insanlar Recep karakterinin havuz kenarında arıyla boğuşmaya başladığı ilk saniyede kahkaha atmaya başlerken ben şezlong üzerindeki kadına rahatsızlık verip abuk sabuk hareketler yapmaya başladığı saniyeye kadar gülümedim çünkü gülünecek bir yanı yoktu bence o ana kadar hareketlerinin. Film boyunca bu durum devam etti zaten.

Salonun tümü Recep ne yapsa gülerken ben bunu beceremedim fakat film bitip çıktığımda arkadaşlarımın tekrarladığı esprilere güldüğümü farkedip anladım ki sorun bendeydi. İnsanlar Recep İvedik karakteri ne yapsa gülmeye hazırdı. Recep İvedik karakterini komik buluyorlardı. Oysa ben bulmamıştım. Bir şekilde karakterle bir yakınlık kuramamıştım. Hakikaten komik bir şeyler söylemedikçe ya da yapmadıkça bu sebeple gülememiştim. Oysa ki arkadaşlarım aynı esprileri yaparken bana göre Recep İvedik karakterine göre çok daha komiktiler.

Bu anlamda karakteri daha önce hiç televizyon ekrarında izlemeyen, salona "komik film, ben bu filmde gülmekten yarılacağım" modunda gelmeyen bir izleyici için çok da bir şey ifade etmeyeceğini düşünüyorum filmin.

Tüm bunlar bir yana belki çevremdeki pek çok insan benim yaptıklarıma ve söylediklerime en az Recep İvedik'in yaptıklarına ve söylediklerine güldükleri kadar güldüklerinden, Recep İvedik bana sevimli ya da komik gelmedi. Aksine çok sık rastlanılması mümkün olmasa da benim, sizin ya da onun bunun gibi birisi gibi gözüktü. :)