18 Mart 2008 Salı

Demet Akalın - Dans Et



Şeker Kız Candy modeli saçlarıyla yeni dans kraliçemiz olmak için geri dönen Demet Akalın yeni albümünü geçtiğimiz hafta çıkardı. Bizde bu dans kraliçeliği işi biraz karışık bildiğiniz gibi. Benim yetişebildiğim en eski “kraliçe” Yonca Evcimik'ti. 1994'te çıkardığı “Yonca Evcimik '94” albümü ile hem single kavramını ülkeye sokan hem de albümdeki dans müziği oranını oldukça yüksek tutan sanatçı Çılgın Bediş'in laneti sağolsun müzik piyasasındaki yerini başkalarına devretti. Hemen peşine ilk iki albümü bu yönde hiç umut vermese de tam bir dönüşüm geçirip şahane işler çıkarmaya başlayan Hande Yener geldi. Özellikle “Apayrı” albümü bizim popüler müzik kurallarımızı hiçe sayan, tam bir dans albümüydü. Geçen sene piyasaya sürdüğü “Nasıl Delirdim?” ise sadece iyi bir albüm olmakla kalmadı açık ara senenin en iyi albümüydü. Durum böyleyken o dönemde Hande'nin girdiği polemiklerde Demet Akalın'ı ciddiye almak pek mümkün olmuyordu. Yani evet, bütün yaz boyu standart club'larda “Tatil” ve “İndir”den başka yerli parça çalmadı ama Demet kullan-at müzik yapıyordu. Hande ise bambaşka bir şey. Şimdi bu unvan hazır Hande Yener'in elindeyken ve bütün sataşanlar bile Hande'nin yaptığı müziğe yaklaşırken ( Serdar Ortaç, Gülben Ergen ve Demet), sırf öyle dedi diye dans kraliçesi ilan etmeyeceğiz Demet'i. Zaten albüm de dans albümü falan değil. Albüm yine birkaç yıla hiç izini bırakmayacak saf bir pop albümü. Bu dinlerken eğlenmenize engel değil tabi.


Şimdiden patlayan çıkış parçası “Mucize”, yeni bir “Afedersin” olacak kadar iyi değil. Ama yine de çok eğlenceli. Bir iki haftada sıkması muhtemel ama ilk birkaç dinleyişten sonra dile dolanan dans ettiren bir şarkı. Sözleri yazılırken biraz tembellik yapılmış açıkçası, bir de Demet'in ısrarla, “hatırlatayım” yerine “hatırlatıyım” demesi gıcık edebilir. İkinci klip şarkısı olacağı çok bariz olan “Bebek” de tam olarak aynı sorundan muzdarip. Çılgın anlatım bozuklukları var şarkıda, sırf eğlenmek için dinlerken bile kulağınızı tırmalıyor. Ha, “Sevgilimi koluma takarım, Bebek'de üç beş tur atarım” sözlerine sahip bir şarkıyı ciddiye alabilecek dinleyici umursamaz bunları o ayrı. Demet'in kitlesi çok da entelektüel sayılmaz ama Türkçe'yi bu denli bozuk kullanması rahatsız edici benim için.


Albümün isim şarkısı “Dans Et” Funky-C eşliği olmadan hiçbir şeye benzemeyeckmiş. Keşke bunu farkedip Demet'in 1500 kere “Durmadan set” dediği vokalleri kıssalarmış biraz. Kafa şişiriyor, sarhoş olunca katlanılabilir ancak. Funky C'nin İngilizce vokalleri Alman diskolarında falan meşhur edebilir bu şarkıyı. Yapımcı firma böyle bir girişimde bulunsa fena olmaz bence. Gülşen'in “Canın Sağolsun” parçasını andıran “Geç Kalmadın Mı?” daha ağır tempolu hoş şarkılardan biri. Sevgiliye laf sokma tribini abartan “Kına Yak” ise aşırı sözlerine rağmen albümdeki en iyi şarkılardan biri kesinlikle. Hani albüm Mucize, Bebek gibi birkaç hitin yanında Kına Yak gibi şarkılarla dolu olsa öpüp başımın üstüne koyardım, o derece. Maalesef değil, şu ana kadar bahsettiğim şarkıların dışında ele gelir pek bir şey yok. Sezen Aksu'nun “Gölge Etme”sinin yeni düzenlemesine neden ihtiyac duyulmuş anlamadım. Küçükken severmiş bu şarkıyı Akalın, (bu da neden bugün her şarkısında sevgilisine çemkirdiğini anlamıza yardımcı olabilir) ancak şarkının kendisi çok hoş olmadığı gibi düzenlemesi de biraz eğreti durmuş. Konserde göbek attırır ama millete. Nilüfer'in “Selam Söyle” şarkısı da başka bir cover. Düzenleme sanki Global Deejays şarkılarından kopyala-yapıştır edilmiş gibi, yine de Gölge Etme'den daha düzgün oturmuş üstüne.


Gelelim yavaş şarkılara. Kısaca şunu söyleyebilirim: Hiç iş yok. Bu kadar gereksiz şarkıları neden koymuş albüme hiç anlamadım. Zaten bugüne kadar müzik piyasasında ne işe yaradıkları belli olmayan Emirkan ve Cengiz İmren'in şarkılarını neden almış albüme, o da anlaşılır gibi değil. Ersay Üner'in (Demet'in fetiş söz yazarı) “Aldatıldım”ı biraz idare ediyor da, az önce dediğim isimlerin “Gururum” ve “Bulamadım” parçaları sonuna dek katlanılacak türden değil. Sadece (ama sadece) albümü kapatan bir buçuk dakikalık jazz-ımsı süper slow “İki Kelime”yi ayrı tutuyorum. Konserlerde de zaman zaman şarkı söylettirdiği Ersay Üner'in imzasını taşıyor (vokalin de ona ait olduğunu varsayıyorum) ve tam anlamıyla tadı damakta kalıyor. Uyduruk sözleri yok, boşuna nağmeleri yok, arabeskin aroması var ama kendisi yok, ki jazz- vari melodiyle birleşince ilginç bir şey çıkmış ortaya. Kısacık süresine rağmen, albümün en iyilerinden biri.


Günümüz piyasasında bir albümdeki şarkıların yarısından fazlasının fos çıkmasına alıştık. Bu oran sizi tatmin edecekse ve sevgilinizden yeni ayrıldıysanız tavsiye ediyorum albümü. Aslına bakarsanız müzikaliteyi falan bir yana bırakınca albümdeki hitler “ayrılsam da Demet Akalın dinlesem” dedirtecek kadar eğlendirici. Yine de bu çizgiyi bütün albüm boyunca koruyamıyor şarkıcı. İddia ettiği gibi yılın albümü olacak kadar iyi bir iş değil, hele de sonbaharda Nil Karaibrahimgil'in albüm yapacağını, Hande'nin de yeni şarkılar üzerinde uğraştığını hatırlayacak olursak. Yine de bu mevsimdeki rakibi Gülben Ergen'in albümünden daha güzel. Ne de olsa ikisi de ciddiye alınmayacak şarkılar yapıyorlar, en azından birini dinlerken kendinizden geçip coşabilirsiniz.


Not: 2 / 5

Hiç yorum yok: