27 Mart 2008 Perşembe

"..Susar Kadın Ünzile" - Aysel Gürel'in Ardından


Türkiye yakın zamanda gelmiş geçmiş en büyük şairlerinden birini kaybetti. Belki bu yorum kimisine abartılı gelebilir, eğer on yıllardır milyonlarca insanın kendini ifade etmek için sadece şarkılara tutunduğunu göz ardı ediyorsa. Özellikle de bu şarkıların sözlerine. Belki televizyondan sonra, ülkenin her kesimine hitap eden tek sanat mecrası olan popüler müzikte taşları yerinden oynatmış bir kadından söz ediyorum. Girişi yaparken “en büyük bayan şairlerden biri” demedim çünkü haksızlık olurdu. Ölürken, kadınlara “Ben 80 yaşına kadar yılmadım çalıştım. Siz de çalışın.” demeyi unutmamış birini böyle bir sınıflandırmaya sokmaya gerek duymadım. Bahsettiğim kişi Aysel Gürel. Çocukluğumda kulağıma çalınıp da beni bugün daha insancıl, ayrımcılık karşıtı yapan iki şarkının söz yazarı: “Ünzile” ve “1945”.


“Ünzile”, Sezen Aksu'nun 1986 tarihli “Git” albümünde yer alır. Onno Tunç imzalı bestesinin hakkını yemeyelim ama şarkıyı bir efsane yapan Aysel Gürel'in sözleridir. Bir Anadolu turnesinde tanıştığı Ünzile adlı kızdan etkilenerek yazmıştır bu şarkıyı, gerçek bir hikayeye dayanmaktadır anlayacağınız. Doğuda, veya bu kadar iyimser olmayalım Anadolu'nun hemen her yerinde kadının toplumdaki yerini bütün açıklığıyla ortaya döker şarkı. “İnsan dölü” diye tanımlanır hemen en başında şarkının, beşi ölmüş on kardeşten bir tanesidir. Daha iki dörtlük ilerlemeden, sanki Ünzile'nin hayatında ne kadar da erken olduğunu vurgularcasına, görücü gelir evlerine. “Söğüdüm ağlar gider” der Aysel Gürel burada, gözünüzün önünde o başı eğik masum kız canlanır.


Ünzile, 8'inde ergin olur, 12'sinde ise ana. Bir kızın daha büyüyemeden üremek için bir araca dönüştürülmesi göz yaşartıcıdır şüphesiz. Kendini tanıyamadan, tanımadığı kocasına çocuk vermek için vardır Ünzile. O, “kadın” Ünzile'dir artık ve sadece susar. Şarkının yürek parçalayan kısmı gelir sonra, dinleyici için talihsiz biraz ama nakarattır bu kısım. Kızın öyküsünün dramatik özeti şarkıda tekrarlanıp duracaktır, belki duyulur diye. “Yağmuru kim döküyor? / Ünzile kaç koyun ediyor? / Dayaktan uslanalı, hiçbir şey sormuyor” der şarkının bu kısmında. Aysel Gürel'i bir şair olarak övmemin sebebini bu satırlarda görmek açıkça mümkün. Ünzile'nin bilgiden dayak vasıtasıyla ayrı tutuluşu bu kadar güzel kağıda dökülebilirdi heralde. Çalışkanlığı ve cesareti özellikle Kurtuluş Savaşı'nda efsaneleşmiş olan Anadolu kadınının gördüğü bu muameleye bir ağıt yakmamak elde değil. “Ünzile” bir şarkı olarak bu görevi üstleniyor, Türkiye'nin en popüler şarkıcılarından biri olan Sezen Aksu'nun sesi vasıtasıyla, milyonlara duyurmak amacıyla.


Şarkının ikinci kısmında yeni bir darbe vuruyor, Ünzile için “Korkar durur gitmez köyün en son çitine / İnanır o sınırda dünyanın bittiğine” diyerek. Belki hiçbirimiz kendi küçük dünyalarımızın hapsinden kurtulabilmiş değiliz, belki halen daha gerçekten özgürleşmemize çok var ancak bu kızcağızın köyünün ötesindeki dünyadan bihaber oluşu, erkek egemen düzenin öyle istemesi acıklı değilse nedir? Bilinmezlere gebe oluşuyla bir kısır döngüde geçer gider Ünzile'nin hayatı; belki de daha kendi olgunlaşmadan kızının aynı çarklar arasında ezilmesini izleyecektir. Töre denen çarpık düzenlerle, daha hayrı görülmemiş bazı gelenek göreneklerle çok kız çocuğunun hayatı kararmıştır, kararmaya devam edecektir. İnsan sevgisi taşıyan biri olarak bu şarkının gözlerimi doldurması bundandır. Çünkü birileri kendisine verilen şansı değerlendiremezse, bu üzücü bir durum olabilir ancak birilerine daha baştan hiç şans verilmemişse o zaman durum iç parçalayıcıdır. Kadının bir nev'i şanssızlık genine dönen, cinsiyet belirleyici genler yüzünden hayatını yaşama hakkına sahip olamaması göz ardı edilemeyecek bir insanlık suçudur. Suç en başta kimin suçudur bilinmez ama durumu görüp de işine gelmediği için düzeltmeye çalışmayan da onun kadar suçludur. Türkiye'de milyonlarca kişinin evine girmiş bir müzik albümünün 5. şarkısı bu yüzden önemlidir. Çok az şarkı bu cesarete sahiptir ve ne yalan söyleyeyim çok az şarkı bu kadar güzel olabilir. Geçtiğimiz yaz aylarında “Onno Tunç Şarkıları” adlı toplama albümünde bulunan Şebnem Ferah yorumunu da övgüyle anmalıyım burdan. Ferah'ın şahane bir yorumcu olduğu su götürmez ancak ilk çıkış yaptığı şarkıda “Mezarlar bile küsmüş, kadınca ölene” diyecek kadar cesur olması, Ünzile'yi seslendirmek için doğru seçim olduğunu gösteriyor.


Bahsettiğim ikinci şarkı yayınlanma tarihi itibarıyle Ünzile'den iki sene daha eski, bahsettiği mevzu ise çok daha evrensel. “1945” adlı şarkı Sezen Aksu'nun “Sen Ağlama” albümünün kapanış parçası olup çeviride hissiyatını kaybetmeyecek olsa bütün dünya insanlarının tüylerini diken diken edecek sözlere sahiptir. “Öfke ile beslenen çocuklar yalnızdır” diye başlar, “Onlar da hep insandılar ve sevgiye inandılar. Senin gibi, benim gibi” diye devam eder, “Öp, incilenen gözyaşları, kurusun inançlarında. Sene 1945, onlar da hep insandılar” diye biter. Yerli müzikte yazılmış en güzel savaş karşıtı şarkılardan biri, belki de birincisidir. Onno Tunç da yaptığı en güzel beste ünvanını yakıştırmıştır şarkıya. Yine asıl önünde eğildiğim Aysel Gürel'in sözleridir. Sezen Aksu 1984'te, Mor ve Ötesi ise 2007'de yorumladığında aynı şiddetle etkileyen sözler... Yine şans verilmemişler mevzu bahistir dizelerde. Tıpkı Ünzile'nin köyünden ya da kadınlığından kaçamayacağı gibi, 20. yüzyılın en büyük katliamlarından birinde atom bombasının hedefindeki insanlar kaçamamışlardır. Biri diğerinin kaçınılmaz devamı olan iki dünya savaşı barışla, iyi niyetle, insan sevgisiyle değil, görülmüş en şiddetli patlamayla son bulmuştur. Gürel'in sanatkarlığı da bu insanlık ayıbıyla ilgili yazılmış en iyi şarkılardan birini koymuştur ortaya.


Aysel Gürel bir Türkoloji mezunu, edebiyat öğretmeni, tiyatro oyuncusu ve popüler kültür fenomeni olarak bir söz yazarından fazlasıdır kuşkusuz. Üstelik yine kitlelere ulaşan bir alanda, yerli sinemada, dört başı mamur bir kadın devrimi gerçekleştiren Müjde Ar'ın annesidir. Genlerde bir şey olsa gerek çünkü Müjde Ar'ın da kadın meseleleri üzerine olan filmleri başlı başına bir yazı konusu, inceleme alanıdır. Bütün bu “marifet”lerin arasından söz yazarlığından bahsetmem, Aysel Gürel'i benim hayatımda en etkili olduğu şekliyle anmak çabasındandır. Ünzile ve 1945'den başka, Firuze, Sen Ağlama, Bir Vurgun Bu Sevda, Ah Mazi, Hadi Bakalım, Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam, Vur Yüreğim, Abone gibi en mütevazi deyişle bile klasik olan şarkıların yaratıcısıdır Aysel Gürel. Yaşlandıkça daha çılgınlaştırarak adeta zamana karşı bir meydan okumaya dönüştürdüğü görüntüsüyle de anılmayı hakeder. Renkli perukları ve kıyafeti, ihtiyarlığıyla birleşince ortaya kendine has bir imaj çıkarmış ve bununla dalga geçmesini de bilmiştir. Özellikle son zamanlarda rol aldığı reklamlarda bütün espri kendi görüntüsü üzerine kurulmuş, oldukça da başarılı bulunmuştur. Vefatıyla sonuçlanacak hastalığı sürerken ayağa kalkmadan oynadığı son reklam filmiyle çalışmak için duyduğu azmi 80 küsür yılın bile tüketemediğini göstermiştir.


Vasiyetinde kadınlara çalışmaları için çağrı yapan, gençlere destek verilmesini isteyen bu hayat dolu kadından alınması gereken ilk ders işini icra ederken gösterdiği özen ve başarı bence. Türkçe şarkı sözünde çıtanın durduğu yeri belirlemiş olan Gürel, Türk insanına hemen yanı başında duran fakat göremediği bir problemi gösterdi. Kız çocuklarının eğitim hakkı için düzenlenen bir kampanyada “Ünzile” şarkısının Sezen Aksu tarafından yeniden yorumlanması boşuna değil. Yıllar geçse de etkisini kaybetmeyen bu eser gibi bir çok eseri bize emanet ederek aramızdan ayrıldı Aysel Gürel. Bakmamız için işaret etti, şimdi görüp görmemek bize kalmış.

Not: Üyesi olduğum Yeni Yüksektepe Kültür Derneği Levent Şubesi'nin E-dergisi "Nar mı Nâr mı?" için yazdığım bu yazıyı derginin Mart sayısında okuyabilirsiniz. Dergiyi indirmek ve şube hakkında bilgi almak için lütfen burayı tıklayın. Ziyaretiniz için şimdiden teşekkürler.

Türkiye Box Office 21.03.2008 - 23.03.2008


Film Adı

Hafta

Haftalık Seyirci

Toplam Seyirci

1

Recep İvedik

5

115.264

3.733.906

2

120

6

39.139

626.207

3

M.Ö. 10.000

3

36.354

324.493

4

Cengiz Han

2

21.306

82.143

5

Anestezi

1

18.205

18.205

6

Spiderwick Günceleri

2

17.854

52.989

7

Banka İşi

1

17.005

17.005

8

Juno

1

12.637

12.637

9

Winx Club

5

11.269

186.524

10

Girdap

1

10.428

10.428


Haftanın gişe listesi bu şekilde. Recep İvedik 4 milyon barajına doğru koşmaya devam ediyor. İş yapacağını zamanında öngördüğümüz 120, 2.sırada devam ediyor macerasına. 1 milyona ulaşır belki de. M.Ö. 10000 ise yerini alacak büyük prodüksüyonlar gösterime girmediği için ilk 3'de kalabilmiş.


Haftanın yeni filmlerinden Anestezi, 5.sıradan giriş yapmış. Ameliyat öncesi bayıltıldığı zannedilirken içten içe ayık olan ve her şeyi hisseden bir adamı anlatan bir korku filmi. Bu çeşit bir fobisi olan insanlar var, onlar için baya etkileyici bir film olabilir sanırım. Daha fazlası olacağını sanmıyorum. Zaten Hayden Christensen ve Jessica Alba “over-rated” denen şeyin kral ve kraliçeleri. İkisinin de bu kadar abartılmasını anlamıyorum.


Haftanın bir bağımsızı olan Juno, 8. sıraya yerleşirken, diğer bağımsız Paranoid Park hiç giriş yapamamış. Yakın zamanda gösterime girip billboard harici hiç reklam yüzü görmeyen yerli filmler “Hayattan Korkma” ve “Miras” hiç gözükmediler ilk 10'da, “Girdap” ise 10.sırada. Pek bir şey vaad ettiklerini sanmıyorum, niteliksiz film dosyamızı kabartıyorlar sadece. Bir de yatırılan para boşa gidiyor o da var tabi. Endüstrimiz için HİÇ iyi değil. Sırf gösterime giren film sayısı arttı diye bir şey değişmiyor. “Ara” da yok listede örneğin ama Ümit Ünal'ın filminin kitlesi zaten popüler sinema kitlesi değil. Anlaşılabilir bir durum o yüzden, söylediklerim bu küçük bütçeli, dijital film için geçerli değil. Yapımcılar klişe filmler yapıp (ya milliyetçilik damarından ya duygusal damardan) voleyi vurmaya çalışıyorlar artık. Afişlerden bile belli oluyor üstünde uğraşılmadığı.


Haftaya Oscar'lara göre 2008'in en iyi yabancı filmi Kalpazanlar, Türk-Yunan ortak yapımı Kesişme, Crash'in yönetmeninin yeni filmi Tanrı'nın Vadisinde ve Jason Statham'lı Özgürlük Savaşçısı gösterime giriyor. Recep İvedik yerinde oturmaya devam edebilir belli ki. İyi seyirler.

Türkiye Top 5

1) KALP KALBE KARŞI – ENBE ORKESTRASI EE. ASLI GÜNGÖR

2) VAY ANAM VAY – TARKAN

3) KENAR SÜSÜ - SILA

4) BEN SENİN VAR YA – YILDIZ TİLBE

5) DALGALANDIM DA DURULDUM - GRİPİN


Sıla listeye geri döndü! Yeni şarkı “..Dan Sonra”nın yarısı kadar güzel olsa endişelenmeye başlardım yine 1 numarayı haftalarca işgal edecek diye ama zannetmiyorum. Bu şarkının sözleri rahatsız ediyor beni.


İlk iki sıra değişmemiş, Tarkan 2. sırada, Kalp Kalbe Karşı ise 1.sırada takılmaya devam ediyor. Ne kadar üzücü megastarımızın haftalar boyu bir orkestranın çeşitli yeni sanatçılarla yapılan albümü tarafından ezilmesi! Ha ha şaka yapıyorum tabi, ne üzülücem, kötüydü Tarkan'ın albümü. Benim asıl koptuğum ihtimal şimdi Ferhat Göçer'in kendi kendine bütün bu başarıyı sahiplenmesi. Evinde oturup “benim söylediğim şarkı Tarkan'ı geçti” diye keyifleniyor mudur acaba? Şarkıya yararı değil zararı olduğunu bile bile... İkinci yarısını dinlemiyorum bile “Kalp Kalbe Karşı”nın. Çığırıp duruyor amaçsızca.


Yıldız Tilbe, Gülben Ergen'e nispet yaparcasına listeye girip çıkıyor sürekli. Gülben'in feci klipli şarkısı “Sürpriz”in nasıl bir performans göstereceğini merak ediyorum. Son sırada ise sadık okuyucumuz Can'ın hiç sevmediği Dalgalandım Da Duruldum var :) Ne yalan söyleyeyim ben de pek sevmiyorum. Gripin'in fazlaca tüketilebilir de olsa çok güzel olan son albümlerinin sonrasında yakışmıyor. Demet Akalın'ın çektiği çok güzel klip sonrası Mucize'yi bekliyoruz artık listeye. İyice tutuldum ben.

26 Mart 2008 Çarşamba

1. Yeşilçam Ödülleri Dağıtıldı.. (Esner)

Yumurta'ya vermemek için ödül icat ettiler ya helal olsun. 1. Yeşilçam Ödülleri dağıtıldı. Yumurta bu sefer (neredeyse) hiç ödül alamadı, Beyaz Melek doğrudürüst bir kategoride kazanamadı ama artık ödülsüzlüğüne daha fazla dayanamadı sanat dünyamız. İlk film özel ödülü gibi bir şey kazandı Mahsun Kırmızıgül. E o kadar gişe yaptı endüstriye faydası dokundu, onu da alsın artık. Gidip En İyi Yönetmen'i almasından iyidir. Kazananlar:

En İyi Film: Mutluluk
En İyi Yönetmen: Fatih Akın (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Kadın Oyuncu: Özgü Namal (Mutluluk)
En İyi Erkek Oyuncu: Şener Şen (Kabadayı)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Nursel Köse (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Tuncel Kurtiz (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Senaryo: Fatih Akın (Yaşamın Kıyısında)
En İyi Müzik: Zülfü Livaneli (Mutluluk)
En İyi Görüntü Yönetimi: Mirsad Heroviç (Mutluluk)
Digiturk Genç Yetenk Ödülü: Saadet Işıl Aksoy (Yumurta)
Turkcell İlk Film Ödülü: Mahsun Kırmızıgül (Beyaz Melek)

Törende Cem Yılmaz varmış. Bu da ayrı orijinal.. Kimsenin aklına gelmemişti daha önceden.

23 Mart 2008 Pazar

Naylok Plak Ödülleri 2008: İşte Kazananlar!

Naylon Plak Ödülleri 2008 oylaması mütevazi bir blog için oldukça heyecan verici bir sayıya ulaşarak tam olarak 3207 oy sonrası sona erdi. Sonuçları açıklama zamanı geldi artık, katılan herkese çok teşekkür ediyorum. Türk popunda 2007'de yapılan en kötü işlerin seçildiği bu oylamanın kesinlikle bir olumsuzluk yaratmak için düzenlenmediğini eklemek istiyorum. Amaç sorumsuzca yapılıp dinleyiciye haksızlık eden bu işlere dikkat çekmek ve bundan sonra daha iyilerini istediğimizi duyurmaktı. Düzenlenen 9 kategoride en çok oy alan üçer ismi aşağıda görebilirsiniz. Parantez içindeki kısımlar o kategoride oyların yüzde kaçını aldıklarını gösteriyor. İşte sonuçlar:


EN KÖTÜ ŞARKI



Ebru Destan – Boyfriend (%35)

Gökçe – Aradım Seni (%16)

4 Yüz – Dandini (%14)


Ebru Destan açık ara birinci oldu. Tebrik ediyoruz.


EN KÖTÜ ALBÜM



Gökçe – Böğürtlenli Reçel (%24)

Petek Dinçöz – Yolun Açık Olsun (%19)

Tarkan – Metamorfoz (%18)


Gökçe'den yeni bir isim olarak daha fazlasını beklediğimizi söylemek istiyorum. Hemen her şarkı sözü irrite eden bir albümden daha iyisini yapabilir bence. Tarkan'ın esaslı oy topladığını da göz ardı etmemek gerek.


EN BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI (ŞARKI)


Kenan Doğulu – Shake It Up Şekerim (%19)

Harun Kolçak – Aşk Beni Hep Değiştirecek (%18)

Sertab Erener – I Remember (%16)


İki tane İngilizce şarkı var ilk üç içerisinde. Demek ki boşuna başarısız olunmuyormuş şarkıcılarımız dünyaya açılınca. Daha güzel şarkılar lazım. Hande Yener'in prodüktörlük denemesi ise kesinlikle daha iyi bir sonuç vermeliydi, 2007'nin en iyi albümüne sahip olduğunu düşünürsek.


EN BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI (ALBÜM)



Tarkan – Metamorfoz (%27)

Gülşen – Ama Bir Farkla (%23)

Keremcem – Aşk Bitti (%11)


Tarkan'ın önlenemez birinciliği. Belki de oylamaya bile gerek yoktu bu kategoride. Kesinlikle dev bir hayal kırıklığı idi. Keremcem ise ilk albümünden sonra her yeni ismin yaptığı gibi ticari bir albüm hazırlamıştı. Ticari olarak da pek başarılı olmadı. Daha büyük beklentilerimiz var bu yetenekli arkadaştan. Kendi şarkılarını söylemesini tavsiye ediyoruz öncelikle.


EN KÖTÜ VİDEO KLİP



Tuğba Ekinci – Boynuz (Rnb Version) (%31)

Hande Yener – Romeo (%18)

4 Yüz – Dandini (%13)


Tuğba Ekinci'nin lezbiyen temalı bu provokasyonunda klip kadar düzenleme de korkunçtu. O kategoride de başı çekti zaten. Açık ara bir birincilik. Romeo'nun harcanmış videosu da kendine ikinci sırada yer buldu.


EN KÖTÜ ŞARKI SÖZÜ


Ebru Destan – Boyfriend (%33)

4 Yüz – Dandini (%17)

Elif Turan – Büyüt İstersen (%14)


Boyfriend'in kesinlike kazanmayı hak ettiği bir kategoriydi. Serdar Ortaç da sürrealist sözleriyle üçüncü sırada Büyüt İstersen ile yerini aldı.


EN KÖTÜ BESTE



Gülşen – Karaböcükler (%25)

İzel – Belli Mi Olur? (%15)

Berksan – Bay Bay (%13)


Gülşen'in mükemmel slowları, bangır bangır şarkıları nerede acaba? Albümü kesinlikle kendisinden beklenmeyecek bir çalışmaydı, en kötü beste ödülünü de kimselere kaptırmadı.


EN KÖTÜ DÜZENLEME



Tuğba Ekinci – Boynuz (Rnb Version) (%36)

4 Yüz – Dandini (%14)

Elif Turan – Büyüt İstersen (%10)


Boynuz'un bu remixi inanılmayacak derecede kötüydü. Kitsch bir şarkıdan dans parçası çıkarmaya çalışmışlardı ve sonuç bu açık ara birinciliğe de bakarsak hezimet oldu. Elif Turan'ın ne manaya geldiği anlaşılmayan “sıcak elektronik” tarzındaki müziği de 3. sıradan el salladı bizlere.


EN KÖTÜ UZUN FORMATLI ŞARKICI VİDEOSU



Hepsi – Hepsi 1 (Dizi) (%25)

Petek Dinçöz – Arım Balım Peteğim (Gündüz Programı) (%22)

Tarkan – TRT 1 Yılbaşı Performansı (%13)


Hepsi, korkunç dizisiyle ilk sırayı kimseye kaptırmadı. Hak ediyordu da zaten. Dizinin promo resimlerinden birini koyabilirdim tanıtım için ama bu capture sözlerle anlatılamayacak kadar güzel. Tarkan'ın senkronizasyonu olmayan, playback yaptığı “sıkıcı” kelimesinin anlamını yeniden yazan şovu ise üçüncü sıraya oturdu.



Ödüller genel olarak güzel sonuçlar verdi kanımca. Sadece adaylık sayısında birinci sırada olan Emre Altuğ'un oylamalarda diğerlerinin geride kalmasına üzüldüm diyebilirim. Serdar Ortaç şarkıları Korkma Kalbim ve Büyüt İstersen de beklediğim performansı göstermediler. Yine de ödül alanları tebrik edip, uyanmaya davet ediyoruz.


Oyladığınız için teşekkür ederiz efendim, seneye yine bekliyoruz.. Kötü müzik her daim var olacak nasılsa..

20 Mart 2008 Perşembe

Naylok Plak Ödülleri 2008: Oylamada Son Günler!



Tam 3059 oy! Mütevazi bir blog için hiç de az değil, gerçekten gözlerim yaşardı! Naylon Plak Ödülleri'ne gösterdiğiniz ilgi için çok teşekkür ediyorum. Ödül sahipleri bu hafta sonu açıklanacak.

Bu da demek ki oy vermek için çok az zaman kaldı. Siz de fikrinizi belirtmek isterseniz, oylamayı ihmal etmeyin, 2007'de Türk Popunun En Kötüleri Ödülleri hak edene gitsin..

Türkiye Top 5

1) KALP KALBE KARŞI – ENBE ORKESTRASI EE. ASLI GÜNGÖR

2) VAY ANAM VAY – TARKAN

3) BEN SENİN VAR YA – YILDIZ TİLBE

4) DALGALANDIM DA DURULDUM - GRİPİN

5) EVLERİNİN ÖNÜ BOYALI DİREK – ÖYKÜ & BERK


Kalp Kalbe Karşı halen daha en çok çalan yerli şarkı olmaya devam ediyor. Sıla'nın “..Dan Sonra”sından daha mı kalıcı olacak göreceğiz. Tarkan bu slow sağolsun doğrudürüst zirve yüzü göremedi, ayrıca ben şarkıdan (Vay Anam Vay) çoktan sıkıldım ama radyo dinleyicilerinin 2. tercihi olmaya devam ediyor. Üçüncü sırada Gülben Ergen'in beğenmeyip albümüne dahil etmediği, Yıldız Tilbe'nin de nispet yaparcasına ilk klip şarkısı yaptığı “Ben Senin Var Ya” var. Açıkçası Ergen'i suçlayamıyorum, hakikaten gıcık bir şarkı. Yıldız Tilbe'nin kendine özgü yorumu sayesinde gelmiştir bir yere geldiyse. Hele de aynı albümde “Ben Masumum” gibi şahane bir şarkı varken ilgiyi bunun çekmesi çok üzücü.


4.sırada Gripin cover'ı “Dalgalandım Da Duruldum” var. Sevdiğimiz bir grup ve sevdiğimiz bir şarkı ama bu versiyon olmamış. 5. sırada ise “Evlerinin Önü Boyalı Direk” var. Haftaya Demet Akalın'dan “Mucize”nin girmesine kesin gözüyle bakıyorum. Gülben Ergen'in “Sürpriz” veya “Aşk Hiç Bitmez” şarkıları ise biraz daha bekler kanımca.


18 Mart 2008 Salı

Yetiş, Popüler Sinema Ödülü!


Bu ödül döneminde, SİYAD'a demediğini bırakmadı medya. Mahsun Kırmızıgül'ün Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi tadındaki filmi “Beyaz Melek”i göz ardı etmişler diye. Özellikle Hürriyet'in magazin ekine bol bol manşet kaynağı oldu bu durum. Orada yoksa sinemanın efendisi Cengiz Semercioğlu'nun köşesinde vardı. Sonuçta ödüller dağıtıldığında Yumurta'nın 8 ödül almasından ve Nejat İşler'in kabarık mont ile teşrif etmesinden ben de memnun değildim ama oylamayla gelen bu sonuç, Yumurta'nın hakedip de kazandığı bir zaferdi. Politik davranıp da herkesin ağzına bir parmak bal çalmadılar. Zaten sinemanın gerçek ödül dağıtıcıları olmaları gereken sinema yazarlarının ortak kararını eleştirmek televizyon eleştirmenlerine düşmemeli ya neyse. Şimdi bu vahim duruma bir çözüm bulunmuş. Kültür Bakanlığı destekli olduğu için özellikle umut veren ve her şeye sponsor Turkcell'in desteklediği Yeşilçam Ödülleri geliyormuş efendim. Sanatsal ve popüler film ayrımı yapmayacaklarmış. Belli ki Cengiz Semercioğlu'ndan şamar yememek için iyi kötü film ayrımı da yapmayacaklar. 1000 kişiden fazla kişi oylayacakmış kategorileri; bu iyi en azından. Tabi sinemadan anlayan kişiler oylayacağı için iyi. Ödüller 24 Mart'ta Lütfi Kırdar'da dağıtılacak. Şimdiden birkaç kehanet:


1- Yerli Oscar durumu yaratmaya çalışıyorsunuz ama maalesef kimse o kadar umursamayacak.

2- Kimse gerektiği kadar şık olmayacak.

3- Ciddiye alınası bir sonuç çıkarsa Beyaz Melek yine ödül alamayacak, Beyaz Melek ödül alırsa kimse ödül törenini ciddiye almayacak.

4- Yine törenin akışında aksaklıklar, provasız sunumlar, sessizlikler, kötü espriler olacak. Canlı yayını izleyenler yine gerim gerim gerilecekler. Kendimizi kandırmayalım.

5- Muhteşem, görkemli, fevkalade bir gece falan olmayacak. Bırakın artık bu lafları. Tutamayacağınız sözler vermeyin

6- Ödül tasarımınız benim tasarımcı bir arkadaşımın bir projesini ciddi ciddi andırıyor.


Adaylar da bunlar:


En İyi Film:

Barda, Beyaz Melek, Mutluluk, Yaşamın Kıyısında, Yumurta



En İyi Yönetmen:

Abdullah Oğuz “Mutluluk”, Barış Pirhasan “Adem’in Trenleri”, Fatih Akın “Yaşamın Kıyısında”, Semih Kaplanoğlu “Yumurta”, Serdar Akar “Barda”



En İyi Kadın Oyuncu:

Fadik Sevin Atasoy “Zeynep’in 8 Günü”, Nurgül Yeşilçay “Adem’in Trenleri” ve “Yaşamın Kıyısında”, Özgü Namal “Mutluluk”, Ülkü Duru “İyi Seneler Londra”



En İyi Erkek Oyuncu:

Haluk Bilginer “Polis”, Kenan İmirzalıoğlu “Kabadayı”, Nejat İşler “Barda” ve “Yumurta”, Şener Şen “Kabadayı”, Uğur Polat “Sis ve Gece”, Yetkin Dikinciler “Mavi Gözlü Dev”



En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:

Derya Alabora “Adem’in Trenleri”, Lale Mansur “Mutluluk”, Melisa Sözen “Bana Şans Dile”, Nusel Köse “Yaşamın Kıyısında”, Özge Özberk “Mavi Gözlü Dev”



En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:

İlyas Salman “Sis ve Gece”, Uğur Polat “Mavi Gözlü Dev”, Rasim Öztekin “Kabadayı”, Talat Bulut “Mutluluk”, Tuncel Kurtiz “Yaşamın Kıyısında”



En İyi Senaryo:

Fatih Akın “Yaşamın Kıyısında”, İsmail Doruk “Adem’in Trenleri”, Kubilay Tuncer “Mutluluk”, Semih Kaplanoğlu-Orçun Köksal “Yumurta”, Yavuz Turgul “Kabadayı”



En İyi Müzik:

Fazıl Say “İyi Seneler Londra”, Mahsun Kırmızıgül-Yıldıray Gürgen “Beyaz Melek”, Selim Demirlen “Barda”, Shantel “Yaşamın Kıyısında”, Zülfü Livaneli “Mutluluk”



En İyi Görüntü Yönetmeni:

Eyüp Boz “Janjan”, Gökhan Atılmış “Sis ve Gece”, Mirsad Heroviç “Mutluluk”, Özgür Eken “Yumurta”, Rainer Klausman “Yaşamın Kıyısında”



Digitürk Genç Yetenek Ödülü:

Ali Atay “İyi Seneler Londra”, Aslı Tandoğan “Kabadayı”, Ferit Kaya “Mavi Gözlü Dev”, Fıratcan Aydın “Adem’in Trenleri”, Saadet Işıl Aksoy “Yumurta”

Turkcell İlk Film Ödülü:

Berkun Oya “İyi Seneler Londra”, Çağan Irmak “Bana Şans Dile”, Mahsun Kırmızıgül “Beyaz Melek”, Mustafa Şevki Doğan “Son Osmanlı-Yandım Ali”, Onur Ülkü “Polis”


Hayırlı olsun sinemamıza. Gerçi Yeşilçam diye bir şey kalmadı ama olsun.

Araklamak Hiç Bitmez

Gülben Ergen'in yeni albümü "Aşk Hiç Bitmez"i muhteşem (!) bir görsel şölenle tanıtacağından bahsetmiştik. Haftasonunda görüntüleri magazin programlarına düştü. Bu hafta Bostancı Gösteri Merkezi'nde, sonra da Ankara'da sergilenecek konser. Hani şöyle şovlu danslı bir turneye en çok bu kadar yaklaşacağız heralde. Ama esas haber bu değil. Gülben Ergen yine biraz Madonna'dan biraz Kylie'den çalmış çırpmış hazırlamış şovunu. Yani hakikaten o kadar zor mu orijinal bir şeyler tasarlamak. Hiç bir şey bulamıyorsanız gelip benle iletişime geçin yemin ederim yarım saatte bu yaptığınızdan daha güzel ve yüzde yüz orijinal konser akışı yazarım size. Bir de utanmadan övünüyorlar sonra. İşte resimler.






Sahneye çıkış Kylie'nin Showgirl Homecoming turnesinden çarpma. Aynalı oval bir paravanın dönmesiyle sahneye çıkıyorlar. Tabi büyük bir görkem farkı var. Birinin paravanı dükkan kepenklerine benziyor, ama Kylie'ninki değil.





Yükseltilmiş platform ve kocaman etek fikri de Kylie'nin Fever turnesinden arak. Söze ne hacet dedirten bir durum.









En kötüsünü en sona sakladım. Resimlerde ne kadar farkediliyor bilmiyorum ama Madonna ve Gülben kayan bantın üzerindeler. Madonna'nın Re-invention turnesinden arak bu fikir de. Ki resimleri aldığım "Nobody Knows Me" performansı Madonna'nın en mükemmel sahne performanslarından biridir. Giyindiği korse, çizmeler, arkada oynayan video, mükemmel dansı her şey uyum içindedir. Gülben ne yapmış. Kot pantolon üzerine namazlık gibi bir şey giyinip, hop yürüyen platformun üstüne. Hakkını da vermeden çalıyorlar ya o da ayrı üzücü. Bu bant olayının Madonna'nın "Who's That Girl?" turnesinde de var olduğunu hatırlatayım. 20 sene sonra bize de geldi işte.

Gülben Ergen'in Uçacaksın konseri de bir Jennifer Lopez şovunun Türkiye adaptasyonuydu resmen. İzlediyseniz eğer, "Ayrılmam"da arkadaki çok açılı aynaların, "Uçacaksın"daki uçma fikrinin de ithal olduğunu belirteyim..

Çok iyiyiz bu işlerde. Madonna'yla, Kylie'yle kapışıyoruz gördüğünüz üzere.

Demet Akalın - Dans Et



Şeker Kız Candy modeli saçlarıyla yeni dans kraliçemiz olmak için geri dönen Demet Akalın yeni albümünü geçtiğimiz hafta çıkardı. Bizde bu dans kraliçeliği işi biraz karışık bildiğiniz gibi. Benim yetişebildiğim en eski “kraliçe” Yonca Evcimik'ti. 1994'te çıkardığı “Yonca Evcimik '94” albümü ile hem single kavramını ülkeye sokan hem de albümdeki dans müziği oranını oldukça yüksek tutan sanatçı Çılgın Bediş'in laneti sağolsun müzik piyasasındaki yerini başkalarına devretti. Hemen peşine ilk iki albümü bu yönde hiç umut vermese de tam bir dönüşüm geçirip şahane işler çıkarmaya başlayan Hande Yener geldi. Özellikle “Apayrı” albümü bizim popüler müzik kurallarımızı hiçe sayan, tam bir dans albümüydü. Geçen sene piyasaya sürdüğü “Nasıl Delirdim?” ise sadece iyi bir albüm olmakla kalmadı açık ara senenin en iyi albümüydü. Durum böyleyken o dönemde Hande'nin girdiği polemiklerde Demet Akalın'ı ciddiye almak pek mümkün olmuyordu. Yani evet, bütün yaz boyu standart club'larda “Tatil” ve “İndir”den başka yerli parça çalmadı ama Demet kullan-at müzik yapıyordu. Hande ise bambaşka bir şey. Şimdi bu unvan hazır Hande Yener'in elindeyken ve bütün sataşanlar bile Hande'nin yaptığı müziğe yaklaşırken ( Serdar Ortaç, Gülben Ergen ve Demet), sırf öyle dedi diye dans kraliçesi ilan etmeyeceğiz Demet'i. Zaten albüm de dans albümü falan değil. Albüm yine birkaç yıla hiç izini bırakmayacak saf bir pop albümü. Bu dinlerken eğlenmenize engel değil tabi.


Şimdiden patlayan çıkış parçası “Mucize”, yeni bir “Afedersin” olacak kadar iyi değil. Ama yine de çok eğlenceli. Bir iki haftada sıkması muhtemel ama ilk birkaç dinleyişten sonra dile dolanan dans ettiren bir şarkı. Sözleri yazılırken biraz tembellik yapılmış açıkçası, bir de Demet'in ısrarla, “hatırlatayım” yerine “hatırlatıyım” demesi gıcık edebilir. İkinci klip şarkısı olacağı çok bariz olan “Bebek” de tam olarak aynı sorundan muzdarip. Çılgın anlatım bozuklukları var şarkıda, sırf eğlenmek için dinlerken bile kulağınızı tırmalıyor. Ha, “Sevgilimi koluma takarım, Bebek'de üç beş tur atarım” sözlerine sahip bir şarkıyı ciddiye alabilecek dinleyici umursamaz bunları o ayrı. Demet'in kitlesi çok da entelektüel sayılmaz ama Türkçe'yi bu denli bozuk kullanması rahatsız edici benim için.


Albümün isim şarkısı “Dans Et” Funky-C eşliği olmadan hiçbir şeye benzemeyeckmiş. Keşke bunu farkedip Demet'in 1500 kere “Durmadan set” dediği vokalleri kıssalarmış biraz. Kafa şişiriyor, sarhoş olunca katlanılabilir ancak. Funky C'nin İngilizce vokalleri Alman diskolarında falan meşhur edebilir bu şarkıyı. Yapımcı firma böyle bir girişimde bulunsa fena olmaz bence. Gülşen'in “Canın Sağolsun” parçasını andıran “Geç Kalmadın Mı?” daha ağır tempolu hoş şarkılardan biri. Sevgiliye laf sokma tribini abartan “Kına Yak” ise aşırı sözlerine rağmen albümdeki en iyi şarkılardan biri kesinlikle. Hani albüm Mucize, Bebek gibi birkaç hitin yanında Kına Yak gibi şarkılarla dolu olsa öpüp başımın üstüne koyardım, o derece. Maalesef değil, şu ana kadar bahsettiğim şarkıların dışında ele gelir pek bir şey yok. Sezen Aksu'nun “Gölge Etme”sinin yeni düzenlemesine neden ihtiyac duyulmuş anlamadım. Küçükken severmiş bu şarkıyı Akalın, (bu da neden bugün her şarkısında sevgilisine çemkirdiğini anlamıza yardımcı olabilir) ancak şarkının kendisi çok hoş olmadığı gibi düzenlemesi de biraz eğreti durmuş. Konserde göbek attırır ama millete. Nilüfer'in “Selam Söyle” şarkısı da başka bir cover. Düzenleme sanki Global Deejays şarkılarından kopyala-yapıştır edilmiş gibi, yine de Gölge Etme'den daha düzgün oturmuş üstüne.


Gelelim yavaş şarkılara. Kısaca şunu söyleyebilirim: Hiç iş yok. Bu kadar gereksiz şarkıları neden koymuş albüme hiç anlamadım. Zaten bugüne kadar müzik piyasasında ne işe yaradıkları belli olmayan Emirkan ve Cengiz İmren'in şarkılarını neden almış albüme, o da anlaşılır gibi değil. Ersay Üner'in (Demet'in fetiş söz yazarı) “Aldatıldım”ı biraz idare ediyor da, az önce dediğim isimlerin “Gururum” ve “Bulamadım” parçaları sonuna dek katlanılacak türden değil. Sadece (ama sadece) albümü kapatan bir buçuk dakikalık jazz-ımsı süper slow “İki Kelime”yi ayrı tutuyorum. Konserlerde de zaman zaman şarkı söylettirdiği Ersay Üner'in imzasını taşıyor (vokalin de ona ait olduğunu varsayıyorum) ve tam anlamıyla tadı damakta kalıyor. Uyduruk sözleri yok, boşuna nağmeleri yok, arabeskin aroması var ama kendisi yok, ki jazz- vari melodiyle birleşince ilginç bir şey çıkmış ortaya. Kısacık süresine rağmen, albümün en iyilerinden biri.


Günümüz piyasasında bir albümdeki şarkıların yarısından fazlasının fos çıkmasına alıştık. Bu oran sizi tatmin edecekse ve sevgilinizden yeni ayrıldıysanız tavsiye ediyorum albümü. Aslına bakarsanız müzikaliteyi falan bir yana bırakınca albümdeki hitler “ayrılsam da Demet Akalın dinlesem” dedirtecek kadar eğlendirici. Yine de bu çizgiyi bütün albüm boyunca koruyamıyor şarkıcı. İddia ettiği gibi yılın albümü olacak kadar iyi bir iş değil, hele de sonbaharda Nil Karaibrahimgil'in albüm yapacağını, Hande'nin de yeni şarkılar üzerinde uğraştığını hatırlayacak olursak. Yine de bu mevsimdeki rakibi Gülben Ergen'in albümünden daha güzel. Ne de olsa ikisi de ciddiye alınmayacak şarkılar yapıyorlar, en azından birini dinlerken kendinizden geçip coşabilirsiniz.


Not: 2 / 5

Türkiye Box Office 14.03.2008 - 16.03.2008


Film Adı

Hafta

Haftalık Seyirci

Toplam Seyirci

1

Recep İvedik

4

187.109

3.487.234

2

M.Ö. 10000

2

55.365

236.263

3

120

5

36.047

521.693

4

Cengiz Han

1

33.776

33.776

5

Spiderwick Günceleri

1

23.011

23.011

6

Plajda

3

14.377

176.517

7

Winx Club

4

14.125

169.772

8

Jumper

2

10.040

42.319

9

İhtiyarlara Yer Yok

2

9.626

41.691

10

Günahkarlar

1

8.808

8.808


Haftanın gişe listesi bu şekilde. Pek bir hareket yok halen, Recep İvedik sağolsun. Gişe rekorumuzu kıramayacak büyük ihtimalle ancak çok iyi iş yaptığı da bariz. Hele de gidip de plajda kotarılmış küçük bütçeli bir film olduğunu hatırlarsak. En fazla parayı Şahan'ın kıllarına harcamışlardır muhtemelen. Tüm zamanlar listemizin tepesinde Kurtlar Vadisi Irak ve G.O.R.A var biliyorsunuz, ikisi de çok pahalı komedi filmleri. Aynı espri, ikinci kez :)


2. sırada uyduruk “dönem” filmi M.Ö. 10.000 var. Bu filmin başrolündeki arkadaşı (Steven Strait) ben daha önce Undiscovered ve The Covenant'da izlemiş ve “iş var” demiştim. Keremcem yıllar önce kaybettiği bu ikiz kardeşiyle iletişime geçti mi bilmiyorum ama temiz yüzlü arkadaşımızın çıkış yapma ihtimali haricinde bir şey ifade etmiyor bu büyük bütçeli film bana. 3. sırada beni yanıltmayıp saman altından hasılat yürütmeye devam eden 120 var. İzleyemedim halen, üzülüyorum aslında. 18 Mart'ın geldiğini düşünürsek bu hafta daha da fazla izleyici çekecektir.


4. sırada Cengiz Han, 5. sırada ise fantastik filmlerin ne kadar sıkıcılaştığını gösteren “Spiderwick Günceleri” var. Eminim izlersem eğlenirim ama kimse de götürüp sokamaz beni salona. O kadar ki çekmiyor anlayacağınız. 6. sırada daha da az çekici olan Plajda var. Kaybolsa artık listeden, zaten ticari olarak çuvalladı ama bu yaptığı gişeyi de haketmiyor aslında.


Listenin gerisinde de pek bir hareket yok, 9. sırada Oscar'ın ekmeğini yemeye devam eden (“Herkes kalbinin ekmeğini yer.” Seda Sayan) “İhtiyarlara Yer Yok” ve son sırada da çok karamsar olduğu söylense de Richard Gere ve Claire Danes gibi zamanında çok sevdiğim aktörlerin oynadığı “Günahkarlar” var. Eğer sinemaların önünden geçmeye vakit bulabilirsem, belki izleme fırsatım olur. Çok özledim filme gitmeyi vallahi, İstanbul Film Festivali bir başlasa da mecbur kalsam gitmeye.


Haftaya Juno ve Paranoid park gösterimde. Tavsiye edilir.

Türkiye Top 5

1) KALP KALBE KARŞI – ENBE ORKESTRASI EE. ASLI GÜNGÖR

2) VAY ANAM VAY – TARKAN

3) UNUTAMAM – ENBE ORKESTRASI EE. MUSTAFA CECELİ

4) SÖZ VER – FERİDUN DÜZAĞAÇ

5) EVLERİNİN ÖNÜ BOYALI DİREK – ÖYKÜ & BERK

12 Mart 2008 Çarşamba

Gülben Ergen - Aşk Hiç Bitmez



Biliyorum yazılması gereken şeyler arasında Gülben Ergen ilk sıralarda gelmiyor ama sarkıcının yeni albümüne katlandıktan sonra hakkında yazmazsam boş yere işkence çekmiş olacağımı farkettim.Eskilerin bildiğiniz mahalle gülü çok başarılı uyarlama dizi “Dadı”dan sonra kariyerini farklı yerlere yönlendirdi, önce Hülya Avşar'la kapışarak sonra Mustafa Erdoğan'la evlenerek kendisini daha entelektüel kılıklara sokmaya çalıştı biliyorsunuz. Katettiği yolu inkar edecek değilim burda, o yıllardan sonra kısmen başarılı işler yaptığı, girişimlerde bulunduğu oldu. Fakat doğru dürüst bir gelişme göstermiş olsaydı heralde geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan “Aşk Hiç Bitmez” gibi bir albüm sürmezdi ortaya.


Gülben Ergen'in şarkıcılık kariyerinin Sezen Aksu olmasa kimse tarafından ciddiye alınmayacağı açık seçik bir gerçek. Önce “Kanıma Dokunuyor”, sonra “Sandık Lekesi” ve “Arka Sokaklar”, sonra da “Küt” peşpeşe üç albümünün ele gelir nadir şarkılarındandı. Benim kişisel olarak tuttuğum tek albümü, promosyonu için ülkemiz standartlarını zorladığı ve inanılmaz da satış elde ettiği “Uçacaksın” albümüdür. 500.000 barajını deviren bu albümün “Ayrılmam” şarkısı da tatlı bir şarkı ayrıca. Tabi “Küt” korkunç klibine rağmen albümün zirvesiydi. Bu satışı peşine gelen albümde yakalayamadı, zaten koca albümde topu topu üç idare eder şarkı vardı (Yalnızlık, Lay La Lay La Lay, Nihayet). Şimdi yeni albümünü, “Uçacaksın”da yaptığı tek konser gibi ama bu sefer üç ayrı mekanda, görsel bir şovla tanıtacak. Uçacaksın konserinin yapılabilecek en amatör şovlardan biri olduğunu da unutmayalım. Rezalet bir gösteriydi ancak çabayı takdir ediyoruz yine. “Aşk Hiç Bitmex” konserlerinin hele de yeni albümdeki sınırlı materyalle, daha iyi bir iş olacağına inanmıyorum. Bedava bilet bulmadıkça katılmayacağım kesin. Ucuzluğa düşen DVD'sini beklerim.


Gelelim albüme. Albüm muhtemel çıkış şarkısı Sürpriz ile açılıyor. Ama nasıl bir açılış. Düğünlerde gaza gelip çakkıdı çakkıdı oynayan teyzelerin ayaklarını yerden kesecek türden. Ebru Gündeş'in “İyi Şanslar”, Asuman Krause'nin “Tenimizin Uyumu” gibi ucuz ama eğlenceli şarkılarının bile bir gömlek altında kalan şarkı Ebru Yaşar'ın “Yeşillenirim”i tarzında bir eser. Tutacağı kesin, varoş diskoların favorisi de olur. Nitekim dinlerken insan bir yandan ritm tutarken, bir yandan da şarkının söyleyeni adına utanç duymaktan kendisini alamıyor. Albümün tümünde olduğu gibi özellikle sözler rezalet.. “Bir kibrit çaksana. Çak çak çaksana” gibi ucube laflar mı, yoksa insanın aklını başka yerlere götürecek şekilde kesilen cümleler mi istersiniz bilmem. Ama “Yıldızlar kayarken bize” deyip durmak sonra “..bir dilek tutsana” demek tıpkı Sibel Can'ın “Bir Sıkımlık Canım Vardı”sı gibi dalga geçilmek için yalvarmak oluyor.


Peşine albümün isim şarkısı “Aşk Hiç Bitmez” var. Albümde kişiselliğin kimsenin umrunda olmadığını kanıtlayan şarkılardan biri. Şarkıda “Aşk hiç bitmez derler, yanlış.” diyor ama albümün adı “Aşk Hiç Bitmez”.. Vurucu olsun ne olursa olsun mantığının sarktığı durumlardan. Hemen peşine gelen “Yonca Bahçesi” Gülben'den beklenmeyecek tarzda, aşktan bahsetmeyen, olgunlaşmak hakkında bir şarkı. Vasat albümün zirvesinde bu şarkı duruyor. Sonraki “Güçlü Kadın”, “Ajda yapalım, olsun.” mantığıyla yapılmış bir şarkı. Unutulan şey Ajda'nın “Ben aslında çok güçlü bir kadınım” gibi ilkokul sözleriyle takılmak yerine “Amazonlar asla ağlamaz” gibi sözleri tercih ettiği. Düzenleme klasik Ajda düzenlemesi. Sonraki şarkı “Masum” kimine itici, kimine güzel gelebilecek bir eser. Albümde tuttuğum iki şarkıdan ikincisi bu. Girişteki altyapının arak olduğu çılgınlar gibi bariz ama önemli değil. Hande Yener'in popüler yaptığı dans müziğine en çok burda yaklaşılıyor. Gülben'in niyetinin modern bir sound yakalamak olduğunu duyduk televizyonda. Ancak bu şarkıda olduğu kadar olmuş.


Albümün sonrası silik ve gereksiz. Deniz Seki'nin yazdığı “Ya Ölümsin Ya Düğün” ismi kadar saçma sözlere sahip; bir de tembellik edip çoğu dörtlüğü “Ne olur dinle, ne olur dinle” diye doldurmuş. Zaten kim ne derse desin, Seki'nin kötü bir söz yazarı olduğu fikrim hiç değişmedi. Melodisi vurucu, arabeskçilerin vurulacağı türden, ama pek de orijinal bir altyapı veya beste yok ortada. Bir de Gülben, sevimsiz vurgularıyla sonunu şiir olarak okuyor, iyice gıcık oluyorsunuz. Bay Doğru, Masal ve Milat hakkında yazacak bir şey bulamıyorum, tümü uyduruk, formül şarkılar. Bay Doğru'nun nakaratının komikliği belki kitsch şarkı düşkünlerini tatmin edebilir.


Son olarak albümün dip noktasına geliyoruz. “Avrupa”, Gülben Ergen'in “Canım çeker öperim, herkese rest çekerim” şarkılarından bile daha kötü bir şarkı. Öyle ucuz, öyle eskimiş bir tarzda ki 2008 çıkışlı bir albümde varolmasını anlayamıyorsunuz. Ha zaten Gülben'i tanıyorsanız ihtimal vermezsiniz de politik falan da değil.. “Av-ru-pa duyacak aşkımızın sesini” diyor şarkıda. Şarkının sonunu getirmek özel bir çaba gerektiriyor.


Albüm iki şarkıyla (Sürpriz, Ya Ölümsün Ya Düğün) çoğu zevksiz müzik dinleyicisini vurmak için kotarılmış, 10 şarkılık bir paket. Gülben'in sırıtmayarak doğru bir tercih yaptığı fotoğrafları haricinde pek bir esprisi yok. Konserlerin de rezalet olacağını hissediyorum. Son sözüm dağıtımcı şirket Seyhan'a. Dans kraliçesi imajıyla hazırladığı “Dans Et” albümünü yakında çıkaracak olan Demet Akalın'ın promosyonunu Gülben'in bu albümü için eziyorlarmış. Azıcık öngörünüz varsa bu albümün Demet Akalın'ın karşısında ticari olarak göçeceğini tahmin edebilirsiniz. Madem birini öne çıkaracaksınız, parayı doğru ata oynayın.. Tabi kimseye cidden at demek istemedim, mecazi olarak konuşuyorum. :) (Gülben Ergen smiley'si)


Not: 1.5 / 5

Türkiye Box Office 07.03.2008 - 09.03.2008


Film Adı

Hafta

Haftalık Seyirci

Toplam Seyirci

1

Recep İvedik

3

380.382

3.045.339

2

M.Ö. 10000

1

95.544

95.544

3

120

4

37.877

426.030

4

Plajda

2

34.438

130.351

5

Winx Club

3

20.155

149.178

6

İhtiyarlara Yer Yok

1

18.366

18.366

7

Jumper

1

16.219

16.219

8

Göz

2

16.095

64.377

9

Öldüren Sis

2

13.754

63.041

10

Kolera Günlerinde Aşk

1

7.045

7.045



Haftanın gişe listesi bu şekilde. Recep İvedik birinci sırada oturmaya devam ediyor ama aldığı milyonlarca seyirci sonrası hızını kesmiş. 4 milyona ulaşacağı yine de garanti gibi bir şey. Çok iyi gişe yapan filmlerin barajı o oldu artık ülkede. Umarım A.R.O.G 5 milyona çıkarmayı başarır. İkinci sırada niye ilgi çekici olduğunu anlamadığım milattan 10 bin yıl önce İngilizce konuştukları M.Ö. 10.000 var. Bence Buz Devri falan çok daha ilgi çekici bir film mamut falansa problem. Gidip onun DVD'sini izlemeyi tercih ederim.


Saklı gişe potansiyelini yavaş yavaş açığa vuran ve yapımcıların da sonunda uyanarak gazetelerdeki afişlerini övgü dolu yorumlarla doldurdukları 120 var. Bu film dediğim gibi önü kesilmezse birkaç hafta daha tepelerde dolanır, hatta hakkını veren bir reklam kampanyasına girişilse şu saatten sonra bile 1 milyon seyirci barajını devirir. Hemen peşine yılın hayal kırıklıklarından biri Plajda geliyor. Bu filmi daha fazla ezesim yok, her şey ortada zaten.


Oscar'lı İhtiyarlara Yer Yok'un ülkemiz seyircisinden yüz bulması zaten zordu, yine de ödülün hatırına 6. sıraya yerleşmiş. Şahane olduğundan şüphem yok, en kısa zamanda izlemeye çalışacağım. Hemen peşine Heroes'daki Hiro'nun yeteneğinin kaynağı olan romanın uyarlaması Jumper var. Uzay-zaman dokusunu bükebilen kahramanların filminin bilimkurgu fanatiklerinden çok aksiyon severleri tatmin edeceğini sanıyorum. Başroldeki Hayden Christensen'ın ise ömrü boyunca kimseyi oyunculuğuyla tatmin edeceğini sanmıyorum.


Son sırada meşhur romanın hafif bulunan filmi Kolera Günlerinde Aşk var. Mike Newell yeni bir usta sayılmaz ama çoğu filmi sevilebilir düzeydeydi. Bunun için bir şey diyemeyeceğim henüz izlemedim çünkü. Haftaya Türk – Amerikan ortak yapımı Meleğin Sırları ve Claire Danes'in oynadığı Günahkarlar vizyonda. Herkese iyi seyirler.

9 Mart 2008 Pazar

Teoman - Söz Müzik Teoman




Son dönem Türk Rock Müziği’nin bir nev’i kurucularından olan Teoman tıpkı Sertab Erener gibi bu aralar hazırdan yemeyi tercih ediyor. “Sahibinin Sesi” konseptli albümlerin tersine kendi şarkılarını başkalarına yorumlatan şarkıcının albümüne tribute diyesim pek gelmiyor, zira gidip de Sezen’in Teoman’a tribute yapması biraz garip geliyor bana. Eğlenceli bir çalışma ve düet albümü diyelim en iyisi, zira Teoman çoğu şarkıda eşlik etmekten geriye durmuyor. İşin ilginç ve biraz da doğru olan tarafı Şebnem Ferah’ın albümde bulunmayışı. Beraber çalışmayı çok seven ikilinin bu fırsatı pas geçip ara vermeleri güzel yoksa kabak tadı vermesi muhtemeldi. Gerçi albümün devamı olacak diyorlar, tek albümlük bir proje olarak kalmayacakmış. Ortaçgil ve Şebnem’in yeri garantidir o projelerde sanırım.



Şimdi gelelim şarkıların nasıl olduğuna. En son dinlediğim iki tribute albüm beni hayal kırıklığına uğratmıştı, ne yalan söyleyeyim. Birkaç çok güzel yorum dışında Onno Tunç Şarkıları ve Ezginin Günlüğü – Çeyrek albümleri beni pek tatmin etmemişti. Teoman’ın albümünde de gerçekten nasıl girdiğini anlayamadığım kadar kötü yorumlar var. Birincisi Sezen faktörü. Evet Sezen’in olduğu her şey, hele de piyasa bu haldeyken satıyor. Ayrıca Çeyrek’te 1980’i gayet güzel söylemişti. Fakat Paramparça’yı kaydettikten sonra, albüme koymadan önce kimse mi dinlemedi acaba? Gerçekten çok kötü bir yorum, Sezen’in müzikle inatla aynı tempoda gitmeyişi de kötü karaoke hissi uyandırıyor insanda. Tamam şarkının da malzemesiyle, Sezen’in yorumuyla “damar” olmuş olabilir ama güzel bir yorum değil. Ancak sarhoşken katlanabilir insan. Hemen peşine gelen Yalın yorumu “Gönülçelen” albümü bir tarafa atıp gerisini dinlememe isteğini coşturuyor. Muhtemelen albümün en kötü yorumu bu, güzelim şarkıyı sırf “deforme edelim, ilginç olsun” mantığıyla harcamışlar. Halbuki Teoman şarkılarının çoğunun hastası değilim ve bunu severdim. Rock şarkıları akustik flamenko sosuna batırmanın manasını da anlayamıyorum. Bu flamenko işi Çeyrek’te de vardı ve grubun en sevilen şarkılarından biri “Aşk Bitti” rezil olup kalmıştı. Çok çok sevdiğim Aşkın Nur Yengi’nin Banu Alkan vari yorumunu halen anlayabilmiş değilim.



Neyse ki peşine güzel yorumlar geliyor. Candan Erçetin söylediği şarkının hakkını vermiş (artık yeni albüm yapsa keşke). Yaşar’ın söylediği Rüzgar Gülü bence Teoman’ın yazdığı en saçma sapan sözlü şarkılardan biri, dolayısıyla pek sevemedim. Hemen peşinde ise albümdeki en güzel yorumlar sırayla diziliyor. Nil Karaibrahimgil “İstanbul’da Sonbahar” yorumuyla şarkının kendisine Teoman’dan fazla yakıştığını ispatlıyor. Kesinlikle fevkalade olmuş, Nil’e tekrar aşık oldum. Emre Aydın çok güzel bir şarkı olan “Sürpriz”i çok güzel söylemiş. 2000’lerde çıkan yerli şarkıların arasında “En güzel giriş hangisinde var?” diye sorulsa kesinlikle listeye girecek olan “Senden Önce Senden Sonra” İzel yorumuyla çok güzel olmuş. Ömür billah sesini beğenmeyeceğim Teoman keşke eşlik etmeseymiş. İzel nakaratta sesini biraz geniş kullansa tam olacakmış şarkı, maalesef çekinik kalmış. Hazır bu yorumu da dinlemişken İzel’e seslenmeden geçemeyeceğim. Kendini harcama Allah aşkına! Saçma sapan şarkıları söylemekten vazgeç. Gerçekten yetenek var İzel’de ve çocukluğumda söylediği güzelim şarkılardan sonra şimdi söylediği abuk sabuk şarkılar beni üzüyor.



Yaptığı hemen her işe gözüm kapalı güveneceğim Mirkelam, Teoman’ın en güzel şarkılarından biri olan “Güzel Bir Gün”ü farklı söylemiş, fena da olmamış. Belki şarkının aslı kadar vurucu değil ama yine de başarılı bir yorum. İrem’in de (Hayalet Sevgilim’i söyleyen İrem değil!) “Duş” yorumu oldukça başarılı; sırf sonundaki iki satır bacaktan akan doğmamış çocuklara kurban gitti bu şarkı zamanında. Halbuki hiç de hoş olmayan bu sözlere takılmazsanız, o zaman sevmediyseniz şimdi sevmeniz muhtemel. Zaten doğru bir kararla atmışlar bu sözleri bu albümdeki versiyondan. Yanlış anlaşılmasın sansür taraftarı falan değilim, zaten o yüzden kesilmediğinden de eminim ama midesi bulanıyor biraz insanın Teoman’ın doğmamış çocuklarını düşününce.



Yavuz Bingöl’ün yorumunu dinlemeye pek katlanamadım, niyeyse sesini çok kötü kullanmış. Kreş sevdiğimiz bir grup ama yaptıkları disko-rock türüne bağlı kalmalarını tavsiye ediyorum ben. Var olacaklarsa öyle var olacaklar çünkü. Harun Tekin, tıpkı Onno Tunç Şarkıları’nda grubuyla yorumladığı “1945” gibi yine bulunduğu albümün en iyi işlerinden birine imza atmış, tıpkı 1945 gibi yine dinlerken gözleriniz doluyor. “İstasyon İnsanları” çok sade ve çok anlamlı sözlere sahip. Teoman’ı bizzat sevmeseniz de neden saygı duymanız gerektiğini belirtir cinsten. Son iki yorum albümün genel tarzından oldukça sert. Rashit ve Hayko Cepkin yorumları konusunda çok sağlam olamayacağım, rock sertleştikçe ben daha az kendime güveniyorum zira çok dinlemiyorum bu türü. Söyleyebileceğim tek şey Rashit’in Hayko’nun yanında biraz silik kaldığı. Hayko’nun bu aralar iyi bir rüzgar yakaladığını da belirteyim umarım iyi değerlendirir ve bize de güzel işler sunar.



Genel olarak albüm kesinlikle kötü değil, tam olarak tatmin edici de değil. Sezen’i, Yalın’ı seviyorsanız, “Bunlar ne bea?!” deyip gözleriniz dolabilir. Nil ve Harun Tekin’i seviyorsanız ise gurur duyacaksınız. Yaptığı filmden, yaşadığı hayattan, yazdığı melodiye sığmayan bir sürü özenti şarkı sözünden hazzetmesem de Teoman’ın Türk Rock’ı adına çok çok sağlam işler yaptığını hatırlatıyor albüm. Bunun için bile dinlenir, bunun için de tavsiye edilir.




Not: 3/5

Türkiye Box Office 29.02.2008 - 02.03.2008


Film Adı

Hafta

Haftalık Seyirci

Toplam Seyirci

1

Recep İvedik

2

639.331

2.169.586

2

120

3

49.627

313.272

3

Plajda

1

46.785

46.785

4

Winx Club

2

37.579

118.860

5

Öldüren Sis

1

25.251

25.251

6

Göz

1

22.213

22.213

7

Bayrampaşa

2

16.504

58.253

8

Semum

4

11.286

296.440

9

27 Dresses

1

8.785

8.785

10

Not: Seni Seviyorum

3

7.757

98.101



Haftanın gişe listesi bu şekilde. Recep İvedik neredeyse ilk haftasonu yaptığı kadar iş yapmış. Yeni bir gişe rekoru geliyor olabilir, hiç şaşırmam. Aslına bakarsanız hakeder de. Şu anki rekoru elinde tutan filmin Kurtlar Vadisi Irak olduğunu düşünürsek ve iki filmin de komedi olduğunu göz önünde bulundurursak Recep İvedik çok daha komik.


İkinci sırada gizli gizli baya iş yapması muhtemel olan 120 var. Belki ikinci bir Babam ve Oğlum çıkmaz ama önünü kesecek bir film gösterime girmezse uzun vadede iyi gişe yapabilir. Üçüncü sırada layık olandan fazlasını bile almış olan Plajda var. Bunca tanıtıma rağmen bu kadar izleyici çekmesinden filmin ne mal olduğu anlaşılabilir.


4.sırada Hepsi grubunun iki yeni şarkısı sayesinde baya malı götüren Winx Club var. Alternatif çocuk filminin olmayışı da katkı yapmış olabilir. Haftanın diğer yeni filmleri ise ne yalan söyleyelim kötü açılışlar yapmışlar. Sırf Frank Darabont çektiği için bile ilgiyi hakeden Öldüren Sis 5. sırada takılırken, Nehir Erdoğan kılığında Jessica Alba'nın oynadığı Göz hemen peşine yerleşmiş. Recep İvedik'in karşısında gösterime çıkarak güzel bir intihar örneği sergileyen Bayrampaşa da listede çok kalıcı olacağa benzemiyor.


8.sırada çer çöp korku filmi Semum, peşine de çok sevgili Katherine Heigl'ın başrolünde oynadığı 27 Dresses var. Bu filmin yeterince promosyonu yapılmadı bence, yoksa gayet sıradan olan “Şeytan Marka Giyer” iş yaptıysa, aynı yazarın eseri olan bu film de yapabilirdi. Son sırada ise ağlatırken güldüren Not: Seni Seviyorum var.


Haftaya bol bol yerli film vizyona giriyor. Ümit Ünal'ın “Ara”sı, “Miras” ve Amerikan – Türk ortak yapımı “Meleğin Sırları” gösterimde olacak. Herkese iyi seyirler.

Türkiye Top 5

1) KALP KALBE KARŞI – ENBE ORKESTRASI EE. ASLI GÜNGÖR

2) VAY ANAM VAY – TARKAN

3) SÖZ VER – FERİDUN DÜZAĞAÇ

4) BEN SENİN VAR YA – YILDIZ TİLBE

5) UNUTAMAM – ENBE ORKESTRASI EE. MUSTAFA CECELİ


3 Mart 2008 Pazartesi

Aİ: Emre Altuğ




"Pop müziğin yakışıklı yıldızı Emre Altuğ, MTV Türkiye'de katıldığı programda, "Oyunculuğumu geliştirmek ve sürdürmek istiyorum. Garip bir şekilde kendimi Grammy’e değil ama Oscar’a yakın hissediyorum" dedi."

Kendisini yakın hissediyorsa hakikaten garip.

Aİ: Semum


“Semum” filminin gazetelerdeki tanıtım afişlerine eklenmiş “övgü dolu” sözleri aynen aktarıyorum.



“Semum filminde Cevşen’in bir zırh olduğu ortaya konulmaya çalışılmış.

Abdullah Aymaz / Zaman Gazetesi


Bana olanları tüm dünyaya anlatın ki zifiri karanlıkta pusuya yatmış dehşeti herkes bilsin.

Canan Karaca


Yaratık o kadar şeytani ki bazı anlarda tüyler ürpertiyor.

Bir İzleyici / İstanbul


Semum, bir korku filmi ama Allaha sığınmanın önemini bana hatırlattı.

Bir İzleyici / Ankara”


“Mumya Firarda” için kimse tek iyi laf etmeyince afişe Hidayet Türkoğlu’nun beğenilerini yazdıklarından beri böyle komedi görülmedi heralde. Sinemadan az buçuk anlayıp da Semum’u beğenmek zor iş. Böyle olunca kimlerin görüşleriyle prim toplayacaklarını bilememişler. Resmen “Bir İzleyici” imzalı iki yorum eklemişler promosyon duayenleri. Üstelik izleyicilerin dediği lafların biri yarım yamalak övüyor, diğer tamamen başka alemlerde. Mecaz değil, gerçekten başka alemlerde! Semum’u izleyip dine dönmüş garibim. Gidip ciddi ciddi Kur’an okusa aşırı yüklenme olacak demek ki. Canan Karaca denen hanım, filmde anlatılan hikayeyi gerçek hayatta yaşamış kişi. İlkini tanımıyorum ama “filmde ortaya konulmaya çalışılmış” diye giden bir cümle “..ama becerememiş” diye devam edecek gibi duruyor.


Ben Semum için “bir izleyici” imzalı bazı övgüler yazmak istiyorum buraya. Belki kullanmak isterler.


“Semum şehrimizin en büyük salonunda oynadı.”

Bir İzleyici / Trabzon


“Semum izlediğim en kötü korku filmi değil.”

Bir İzleyici / İzmir


“Semum’dan önce A.R.O.G’un fragmanını gösterdiler.”

Bir İzleyici / Bursa


“Selami Şahin süperdi”

Hidayet Türkoğlu


“Semum, renkli ve Türkçe.”

Bir İzleyici / Samsun

1 Mart 2008 Cumartesi

Recep İvedik (2008)


Şahan Gökbakar, “Dikkat Şahan Çıkabilir!” programında yarattığı tiplemelerden birinin uzun metrajlı filmiyle bu hafta sinemalardaydı. Filme ismini de veren maganda, kıro, pis ama sokaktaki yanlış tanımına göre delikanlı bir adam olan Recep İvedik bir yandan “Shrek”i bir yandan “Borat”ı anımsatan bir karakter. Bize çok tanıdık gelen bir öykü dahilinde yolu güneydeki 5 yıldızlı bir otele düşen karakterimizin şimdi manken gibi bir kız olan çocukluk aşkıyla yeniden buluşmasını izliyoruz. Şahan'ın yönetmen kardeşi Togan Gökbakar'ın yönettiği filmde kendi kısa filmlerinden gelme bazı esintiler mevcut, bunlar sayesinde film nadir de olsa bir komedi olduğunu unutturup dramatik anlar yaşattırıyor seyirciye.


Şimdi filmden zaten beklemediğimiz ve mevcut olmayan şeylerden başlayalım. Karakterimizin çocukluğuna döndüğümüz sahneler haricinde doğrudürüst bir görüntü çalışması yok, bu da sinema büyüsünün eksik oluşunu getiriyor. Zaten televizyon kökenli bir karakteri anlatırken riskli bir durum bu çünkü filmi parçalara bölerseniz TV'deki skeçlerden farkı kalmıyor (görüntü açısından). Komik sekansların birbiriyle bütünlüğü yok ancak şunu söyleyeyim ben bunu filmin kötü yanlarından saymıyorum. Bu tip komedilerin bir öykü tarafından birbirne tutturulmuş skeçler halinde olması çok normal. Gerçi çoğu komik sahneye sonradan referanslar yapılıyor ama her yapılan espriyi de dönüp dönüp hatırlatmak filmin temposunu bozan bir durum olurdu. Bunun yerine peşpeşe komik sahneleri sıralamak bir komedyenden beklenecek bir hareket. G.O.R.A'nın da aynı eleştirilere maruz kalması saçmaydı bence. Dr. Strangelove değil sonuçta bu filmler. Bildiğin ticari komedi. Afiş çok kötü. Filmde oldukça derinleştirmeye çalıştırılmış Sibel karakteri afişte erkek dergilerine poz vermiş gibi duruyor. Karakterin kafasını kocaman yaptıkları köşedeki resim ise Şaban filmlerinin afişlerine gönderme gibi olmuş. Zira Recep İvedik'in de yeni Şaban olmasını arzuluyor Şahan. Ancak onla bunun aynı şey olmadığını görüyor olması lazım. Recep de komik ama Şaban'ın iyi filmleri kadar komik olması mümkün değil. Şaban'ın şapşalın teki olduğunu da unutmayalım. Recep kendi değerleri içinde oldukça gözü açık, hazır cevap bir adam.


Filmi neden tavsiye ederim peki? Çünkü harbiden komik. Daha ilk sahnede Recep'in tv skeçlerindeki belalısı Halime ile pencereden pencereye atışması kahkaha attırıyor. Şahan'ın kadın rollerinde çok daha komik olduğunu da unutmadan söyleyeyim. Dişi Yakarış'taki Nevriye'nin öyküsünü sakız gibi uzatıp cıvıtmadan önce onun filmini yapsın isterdim. Filmin devamında da komedi hızını kesmiyor ve en önemlisi komik olmak isteyince oluyor. Başarısız espri çok az filmde. Şahan çok başarılı bir oyunculuk sergiliyor, umarım seneye Türk sineması ödülleri dağıtılırken es geçilmez bu performansı. Bir de Tuluğ Çizgen faktörü var. “Ayrılsak Da Beraberiz”deki Fransız özentisi kokona Mehveş hanım karakterine oldukça benzeyen bu yeni karakterinde çok başarılı olmuş. Snob kadını çok iyi oynayan Çizgen yazarınızı zaten çok güldüren hafif çatlak, orta yaşlı kadın konseptinde başarılı bir oyun vermiş. Kendisine doğru azman bir at koşarken habersizce esneme hareketleri yaptığı sahne hala aklımda. Esas kızımız Sibel de kötü bir oyunculuk sergilemiyor ama Recep'den iğrenirken ne ara sempati duymaya başlıyor pek anlayamıyorsunuz. Hikayesi de pek orijinal sayılmaz. Zorla zengin çocukla evlendiriliyor falan.. Shrek benzetmem de biraz bu karakterden dolayı oturuyor. Hele de ucu açık finalinin peşine garanti gelecek devam filminde kız ve Recep birleşirlerse iyice Shrek ve Fiona'yı andıracaklar.


Film 13 yaş sınırı ve “korku ve şiddet unsurları”, “cinsellik unsurları” uyarıları alsa da (ne korkusu, ne şiddeti?) salonlarda oynayıp çocukların bayıla bayıla izlediği bir sürü komediden daha seviyeli. Hele de komedi demeye dilimin varmadığı “Çılgın Dersane” gibi serilere oranla (afişi tersini gösterse de) çok daha başarılı bir film. Kamera kadrajının içine girecek kadın popolarına göre ayarlanan çerçeveler yok en azından. Hele de bunlarla dalga geçtiğini iddia edip, kendi de aynı boku yiyen “Plajda” gibi filmler varken Recep İvedik kıymeti bilinmesi gereken filmlerden oluyor. A.R.O.G'un ilk üç dakikası henüz pek bir şey vaad etmiyorken, İvedik gülmek isteyenler için doğru tercih olabilir. Şahan'ı sevmeyenler de bir şans versin derim. Bu filmden sonra fikirleri değişebilir.


Not: 2.5 / 5

Türkiye Box Office 22.02.2008 - 24.02.2008


Film Adı

Hafta

Haftalık Seyirci

Toplam Seyirci

1

Recep İvedik

1

791.536

791.536

2

Winx Club

1

62.956

62.956

3

120

2

55.935

191.856

4

Semum

3

27.339

262.406

5

Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım

1

19.936

34.269

6

Not: Seni Seviyorum

2

19.292

73.334

7

Canavar

2

15.103

76.354

8

Sweeney Todd

2

13.007

59.361

9

Ulak

5

12.758

488.369

10

Charlie Wilson'ın Savaşı

3

5.644

99.265


Haftanın gişe listesi bu şekilde. Recep İvedik tahmin edilen patlamayı hayli hayli gerçekleştirdi. Borat-vari film an itibariyle gişede en iyi açılış yapan ikinci Türk filmi oldu. Birinci sırada Kurtlar Vadisi: Irak, üçüncü sırada ise Recep İvedik'ten az farkla G.O.R.A var. Şahan Gökbakar televizyon programından beri oldukça sevdiğim, takip ettiğim bir adam. Antipatik bulduğunu söyleyen çok kişi var ama bence işinde oldukça başarılı. Üstelik filmi, boyuna küfre boğulmuş, kalitesiz bir komedi anlayışı yakalamış bir film değil. Dünya standartlarında gişe için yapılmış komedilerle oranlayınca, oldukça başarılı bir yapım olduğu görülebilir.


İkinci sırada 13 yaş sınırı edinmiş (yuh!) Recep İvedik'e giremeyen çocukların ilgi gösterdiği bir film var. Kayıp Krallığın Sırrı pek umut veren bir film değil ve açıkçası hakkında hemen hemen hiçbir şey bilmiyorum. Üçüncü sırada geçen haftanın birincisi 120 var. Dediğim gibi gişe potansiyeli vardı bu filmde ancak o şekilde pazarlamadılar. Yine de çektiği 200.000 izleyiciyle memnun etmiştir heralde yapımcısını. Hemen peşine de Semum geliyor. Sürekli iyi yerli yapımlar olmayacak elbette, özenti, başarısız ve kalitesiz Türk filmlerinden kurtuluş yoktur ve olamaz!


5. sırada ne akla hizmet Recep İvedik'le aynı hafta gösterime sokulduğunu anlamadığım “mahkumlar filmi”, Bayrampaşa Ben Fazla Kalmayacağım var. Belki ilerleyen haftalarda toparlar ama Hamdi Alkan da yönetse senaryosunu, müziğini ve oyunculuklarını gerçek mahkumların yaptığı bir hapisane filmi ilgiye şayan bir şey. Bu kadarcık seyirciyle geçip gitmesi üzücü olur.


İlk 10'daki 5. Türk filmi Ulak ise çekim bütçesini ancak karşılayabilen hasılatıyla 9. sırada. Yıldız yönetmen diye pazarlanan Çağan Irmak için üzücü olmuştur elbette bu durum. Çarkların dönmesi açısından da böyle şeyler gerekli ama Irmak'da o potansiyeli göremediğim gibi, Ulak da bir film olarak ancak bu kadar seyirciyi hakediyordu. Belki bir daha ki sefere Babam ve Oğlum'u izleyen 4 milyon kişi geri döner yönetmene.


Burdan gönüllü 735 kişiye sesleniyorum. Bu hafta Charlie Wilson'ın Savaşı'nı izleyin. Julia'mın geri dönüş filmi 100.000 barajını aşsın. Herkese iyi seyirler.

Türkiye Top 5

1) KALP KALBE KARŞI – ENBE ORKESTRASI EE. ASLI GÜNGÖR

2) VAY ANAM VAY – TARKAN

3) SÖZ VER – FERİDUN DÜZAĞAÇ

4) UNUTAMAM – ENBE ORKESTRASI EE. MUSTAFA CECELİ

5) BEN SENİN VAR YA – YILDIZ TİLBE


Haftanın Top 5 'i bu şekilde. Kalp Kalbe Karşı ve Vay Anam Vay yerlerini korumaktalar. 3 ve 4 numara da geçen haftanın listesinde yer alan isimler. Açıkçası piyasanın oldukça durgun olduğunu söyleyebiliriz. Tarkan'ı heyecanla karşılamıştı müzik endüstrisi ancak tantanası çabuk söndü. Bunun yanında satışlara da çok büyük bir hareket getirdiğini sanmıyorum. İkinci kliple belli olur zaten durumu. 5 şarkı ve 5 remixden oluşan Dudu EP'sine bile 3 klip gelmişti. Eğer bu albüm bu sakinlikle giderse hayal kırıklığı yaratır. Ticari olarak tabi, sanatsal olarak çoktan yarattı o hayal kırıklığını.


Enbe Orkestrası yabancıların “sleeper hit” dediği şeyden oldu resmen. Sessiz sedasız çıkan albüm iki şarkısıyla beraber listede. Aslı Güngör ve Mustafa Ceceli gibi isimleri de ortaya çıkarması güzel bir durum. Piyasada genç çok ama yetenek yok. Umuyorum iyi yönde etki yaparlar.


5.sırada millete satamadığı şarkıları manidar bir isim tercihiyle “Güzel” albümünde toplayan Yıldız Tilbe var. Burdan şunu belirtmek istiyorum. Yıldız Tilbe birkaç ay önce sadece internet ortamında yayınlanan bir klip hazırlamıştı. “Ben Masumum” adlı bir şarkıydı bu. Tilbe'nin çok güzel pop yaptığı dönemlerden fırlamış gibi gözüken şarkı Özgür Yedievli'nin de düzenlemesiyle sırf Tilbe için değil pop piyasamız için de alternatif bir şarkı olmuştu resmen. Bu şarkı bu yeni albümde mevcut. Ama “Ben Senin Var Ya” dahil olmak üzere, umut verici gözüken başka hiçbir şarkı yok gibi. O yüzden albümü tavsiye edecek cesareti bulamıyorum. Ama “Ben Masumum” şarkısını ne yapıp edip dinleyin. Umuyorum ki bu gibi şarkılarla dolu albümlerle gelir Yıldız Tilbe. Yıllardır yaptığı bayık göbek havalarından bıktık.