5 Şubat 2008 Salı

Türkiye Box Office 01.02.2008 - 03.02.2008


Film Adı

Hafta

Haftalık Seyirci

Toplam Seyirci

1

Maskeli Beşler Kıbrıs

4

72.516

802.137

2

Ulak

2

69.909

243.144

3

Çılgın Dersane Kampta

4

63.250

762.230

4

Ben Efsaneyim

2

60.645

245.810

5

Asteriks Olimpiyat Oyunlarında

1

37.453

37.453

6

Sihirli Oyuncakçı

1

36.148

36.148

7

Şimdi Ya Da Asla

1

29.751

29.751

8

John Rambo

1

16.179

16.179

9

Don Kişot

2

15.785

63.211

10

Red Kit: Batıya Hücum

2

14.813

70.695


Haftanın gişe sonuçları bu şekilde. Üzücü bir şekilde Maskeli Beşler serisinin son faciası 1 numaraya geri dönmüş. Annem ve 8 yaşındaki kardeşim daha geçen gittiler bu filme, bayıldılar. Pek kıvanç duyduğum bir durum değil bu açıkçası. Ulak ise 3 numaradan 2 numaraya yükselmiş. Babam ve Oğlum'un açılış rekorunu kırdığıyla ilgili haberler çıkıyor basında, Babam ve Oğlum'un gişesi uzun zamanda ağır ağır elde edilmiş bir başarıdır. Onun açılışını geçmesinin pek de bir önemi yok çünkü yüksek bir açılış değil. İlla kıyaslama istiyorlarsa Ulak'ın iki haftalık seyircisinin, Kabadayı'nın sadece ilk haftasonunda yaptığı izleyiciye denk olduğunu söyleyeyim mesela. 5 milyon dolar olduğunu duyduğum bütçesi için (yalan olmasın, emin değilim) büyük bir facia bu rakamlar. Umarım açılır sonra, doğru dürüst izleyici toplar.


Oldukça karamsar, yine de kitabına oranla iyimser kalan “Ben Efsaneyim” 1 numaradan 4 numaraya gerilemiş. Filmin ilk yarısının sonlarına doğru oldukça sıkıcılaşması, temposunu filme homojen olarak dağıtamaması seyirci tepkilerini ve normal olarak gişeyi etkilemiş bence. Buna rağmen bu hafta açılış yapan “Asteriks” ve “Sihirli Oyuncakçı” filmlerinden önde. Bu sömestri tatilinde anneler babalar çocuklarını götürmek için (benim annem gibi) Maskeli Beşler'i seçiyorlar demek. Pek hayırlı bir nesil yetişmez bu gidişle!


Diğer iki yeni film Amerika'da liste tepesine kadar çıksa da burda o ilgiyi görmeyen Jack Nicholson ve Morgan Freeman işbirliği “Şimdi Ya Da Asla”. Hemen peşine de artık kendi Polat'ları, Çakır'ları olduğu için, ecnebi kahramanlarına (!) yüz vermeyen Türk gencinin sırtını döndüğü “John Rambo” var. Halbuki 5-10 sene önce gelse bu film böyle mi olurdu! Yerli malı gözünü kan bürümüş karakterler ortaya çıkınca, yabancı versiyonlarının da esprisi kalmadı. Bu arada John Rambo'nun fragmanının bile “Allah gözünüzü doyursun!” dedirtecek bir kan açlığı, savaş isteği sergilediğini belirteyim. 2 dakikalık şeyi bile izlerken nefret ettim. Silah yoksa hiçbir şey değişmezmiş!.. Öyle buyurdu Hollywood.


Haftaya “Charlie Wilson's War” (oley, Julia döndü!), yerli yaratık filmi (ama garanti İLK yerli yaratık filmidir) “Semum”, ve Ferhan Şensoy draması “Son Ders: Aşk ve Üniversite” geliyor. Özellikle sonuncusunun ismindeki yaratıcılığa dikkat çekmek istiyorum. Filmin daha afişinden bile belli olan başı, sonu ve öyküsünü sonra konuşuruz..

Hiç yorum yok: