26 Ocak 2008 Cumartesi

Ulak (2008)



“Babam ve Oğlum”un yönetmeni Çağan Irmak’ın yeni filmi “Ulak” büyük beklentilerle dün vizyona girdi. Sömestri tatilinin ilk gününe denk gelen açılış gününde izledim filmi. Yarısı boş bir salonda! Ulak’ın 13.00 seansına yetişemediğimiz için “Ben Efsaneyim”in 13.30 seansına girmek istedik ama yer yoktu. Saat 13.05 idi ve fragmanları feda etmeyi göze alarak Ulak’a girmeye karar verdik, dediğim gibi salonun yarısı ancak dolmuştu. Karne alan herkesin sinema salonlarına koştuğu bir günde büyük bir ticari beklentiyle gösterime giren filmin diğer şehirlerdeki hali de böyleyse zamanında Asmalı Konak’ın rüzgarını arkasına alıp “Mustafa Hakkında Her Şey”i gösterime sokan yönetmenin yaşadığı o hayal kırıklığının bir yenisi daha gelmekte demektir. En azından sinemamızda çok sık rastlamadığımız bir tür olduğu için üzücü.

Fantastik dramın teaser’ları gösterime girdiğinden, setteki ilk görüntüler sızdığından beri problemi belliydi. Makyajın ve set tasarımının kocaman bir hata olması. Zamansız olarak anlatılan hikayenin İslamiyet sonrası Anadolu’da geçtiği çıkarılabilir filmden. Buna rağmen o zaman yaşamış insanlardansa günümüzdeki evsiz insanlara benziyordu bütün karakterler. En büyük problem ise köyün kendisiydi. Zamanında varolmuş fakir bir köye değil, bügüne kalmış bir harabede kurulmuş bir tiyatro sahnesine benziyordu. Tiyatro sahnelerinin film setleri gibi yüzde yüz inanadırıcı olmadığını ve olması gerekmediğini hatırlatayım. Bu yüzden filmin çoğu, kuvvetli öyküye rağmen inandırıcı olamıyordu. Sürekli ve sürekli olarak köyün günümüzde kurulmuş olan bir set olduğunu fark edip duruyordunuz. Genel sanat yönetmeninin Avrupa Yakası’ndaki çalışmalarını da çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim Mustafa Ziya Ülkenciler olduğunu ekleyeyim.

Öykü zamanında bir amaç uğruna bir araya gelmiş 5+1 kişinin haksız öldürülüşünü ve bu hikayenin unutulmaması için köy köy gezen bir masalcıyı anlatıyor. Çağan Irmak’ın ideolojisi göz önüne alınırsa ve bazı sahnelerde ciddi ciddi Taksim’de solcu gazetesi satmaya çalışan gençleri anımsadığınızı düşünürsek bu filmin altmetni de yine solculuk üzerine. Yargısız infaz zaten bu politik görüşün işlemeyi en sevdiği konulardan biri. İşin garibi zamanında çatıştıkları aşırı sağcılara, fazla din merkezlilere bu konuda da ders vermeye çalışması. Filmdeki gizemi keşfederken bir adama bir anda ilham olan bir kitaptan bahsediyor ve bu 5+1 genç bu kitabı çoğaltmaya, korumaya, anlatmaya başlıyor (bir dinin yayılışı). Bu kitap muhafazakar halk arasında korku yaratmaya başlayınca kitabın takipçileri halka, onların dini nasıl değiştirdiklerini, yozlaştırdıklarını ve aslında dinin özünde ne kadar saf ve insan yararına bir şey olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Resmen muhafazakar bir solcu filmine dönüşüyor burada! Eğer sosyalizm destekçisi yönetmenlerimiz bile bu tip filmler çekmeye başlıyorsa günümüz iktidarının etkisi zannettiğimizden de büyük demektir. Ha, Irmak’ı tanımasak filmde bir nevi dini saflaştırma, Müslüman Protestanlığı yapmaya çalıştığını da zannedebilirdik ama “Çemberimde Gül Oya” ve “Babam ve Oğlum” sonrası buna inanmak mümkün değil.

Benim “Mustafa Hakkında Her Şey”i rezalet bir film saymamın nedenleri ayrıdır. “Babam ve Oğlum”da ise eleştirdiğim yönetmenin ideolojisini sanatına yedirememesi, yine kötü karakter – iyi karakter ayrımları ve ormanda oğlunu canavardan kurtaran baba gibi ucuz metaforlarıydı. “Ulak”ta bu sıkıntılar yok. Olgunluk işareti olarak saydığım, altmetni ana öyküye yedirebilme maharetini gördük bu sefer. Öylesine izleyen bir seyirci herhangi bir fantastik hikaye bile sanabilirdi. Setin sıkıntıları hariç öyküde gerçekliği zedeleyen hemen hiçbir şey yok. Diyaloglar gerçekçi, hikaye gizemini korumayı beceriyor, çocukların öyküleri dinlemeye başladığı vakit kimin kafasında canlandırdığı versiyonu izlediğimizi gösteren ufak notlar hariç yabancılaştırıcı bir şey yok. Oyunculukların hepsi süper değil. Çetin Tekindor ve Yetkin Dikinciler’in performansları mükemmel, ufak rolüyle Zuhal Gencer de parlıyor. Bunlar haricinde Hümeyra ve Şerif Sezer’in gerekmediği kadar abartılı oynadığını söyleyebilirim. Bu tip oyunculuk seven halkımız için mesele olmayacaktır tabi.

Sonuç olarak sanatsal bazda “Babam ve Oğlum”u az biraz sollayan bir başarı var elimizde. O filmin güçlü draması bunda yok ama bunda da çok daha başarılı bir hikaye anlatımı var. Üstelik ağlamaksa bu da ağlatıyor! O filmde mükemmel oynayan bir çocuk vardı bunda en az 4-5 tane var. Doğal olarak “Ulak”ı tavsiye etmemde bir sakınca görmüyorum, savunduğu şeyi desteklemesem de. Okumayı öğrenmeyi övmesinde bir sakınca yok tabi! İzlemesi keyifli bir film, etkilenmiş oluyorsunuz çıktığınızda. Finalde köyün talan halini görünce de ilk defa gerçekçi gözüküyor set tasarımı. Gişede Babam ve Oğlum misali sonradan açılması mümkün. Kendini geliştirdiği için tebrik ediyoruz Çağan Irmak’ı. Aynı filmleri çekip durması çok sıkıcı olabilirdi. Farklı türlere el atması sinemamız için de iyi, kendisi için de.

Not: 2.5 / 5

Hiç yorum yok: