12 Ocak 2008 Cumartesi

Heroes: Yanlış Giden Neydi?



Heroes’un ikinci sezonunu izlemeyi yeni bitirdim. Geçen senenin en güçlü çıkış yapan yeni draması bu seneki temposu ve öykü gidişatı yüzünden çoktan eleştiriliyordu zaten. Bu yazı dizinin neden raydan çıktığı üzerinedir. İşte 9. Harikalar’ın 9 kusuru.

1- Sıkıcı yeni karakterler: Geçen sezonki 24 bölümde zaten yeterince kahraman ile tanışmıştık. İş artık metal eritebilen yeteneklilere kadar gelmişti. Çoğu Sylar tarafından rahmetli edildi maalesef ama zaten dizinin var olan bir kusuru elindeki ana karakterlerle yetinememesi, bir kez görünüp kaybolan kahramanlarla karışıklık yaratmasıydı. Şimdi yeni sezonda yeni karakterlerle tanıştırıldık normal olarak ama bunların çoğu ölümüne sıkıcı insanlardı. Elektrik kız Elle de, babası da, Meksikalı kardeşler de, Molly de izlemesi keyifli olmayan karakterler. Buna tek istisna elbette gördüğü her kas hareketini taklit edebilen Monica Dawson. Oyuncunun karizmasıyla da, öyküsünün ilginçliğiyle de 2. sezonun takip etmesi en keyifli karakteriydi. Takezo Kensei de idare ederdi. Peter saçını kestirdiği için şükrettik.


2- Karakterliklerin dayanılmaz aptallıkları: Dizinin yetersiz senaryosu yüzünden çoğu öyküyü izlemek işkenceye dönüştü bu sezon. Özellikle Meksikalı kız Maya’nın Sylar tarafından, Peter’ın da Adam tarafından kukla gibi kontrol edildiği vakitler sinirlerimiz zıpladı, aptallıklarına doymamalarını diledik. Yeteneklerin bir sürü işe yarayacak yerde nedense kullanılmaması, insanların birbiriyle gizemli konuşmaları ve verdikleri saçma sapan kararlar yüzünden olayların sakız gibi uzaması dizinin çekiciliğini alıp götürüyordu. Ayrıca hemen herkesin bir “baba” sorunu vardı bu sezon. O da bıktırdı.


3- Tutarsız senaryo: Halbuki başarısından dolayı çok karakterli bir bilimkurgu olarak ekrana sürüldüğünüz “Lost” böyle miydi? Az önce bahsettiğim, yeteneklerin çoğu işe yarayacak yerde kullanılmaması, o zaman işe yarayıp şimdi yaramaması, o zaman çalışıp şimdi çalışmaması, meyve suyuymuş gibi ondan ona verilen kanlar (öldürür ya adamı), saçma sapan bilimsel açıklamalar ve zaten çoğu ikna edilemediğimiz yetenek (hangi genetik mutasyon resmini gördüğün adamın yerini şak diye söylemeni sağlar Allah aşkına) ilk sezondan kalma ama bu sezon doruk yapan kusurlardandı. Bomba gibi patla, hücrelerine ayrıl, ölme; kafana gelen kurşunla ölecek ol.. Hani “kurgu” da bir yere kadar.


4- İlk sezonun korkunç finali: O zaman da demiştim, daha kötü olamazdı. Gördüğüm en durgun ve heyecansız finallerden biriydi, halbuki 2-3 bölüm öncesi yerimden zıplatıyordu beni. Finalde de Peter’ın havai fişek gibi patlaması (karıncaya bile zararı dokunmadı koskoca New York’u yok edecek bombanın), Sylar’ın elini kolunu sallaya sallaya gitmesine izin verilmesi boştu, keyifsizdi. Peşine gelen sezon da bu kadar oldu işte.


5- Görsel efektler: NBC düşen reytingler yüzünden bütçeyi kısmış olsa gerek, uçma efektleri bildiğin Gazman kalitesindeydi. Bunun yanında Ukrayna’ya gidip de çekim yapmaya üşenen prodüksiyon, en azından doğru dürüst bir green-box çalışması yapar diye umuyorsunuz ama o da yoktu maalesef. Gelecekteki New York’ta Peter ve sıkıcı sevgilisi gezerken çoğu yerde yine her şeyin efekt olduğu anlaşılıyordu.


6- Anti karizmatik “Şirket”: Heralde gelmiş geçmiş en kaypak “kötü niyetli organizasyon”du. Sezon boyu sürekli ne kadar vahşi, ne kadar tehlikeli, gözü kara olduklarını dinledik ama çok laf az iş vardı. Mohinder gibi uyuz bir herifin bile köpeği oldular.


7- Niki: Ciddi ciddi baydı. “D.L. i madem bar çıkışında sinik ötesi bir şekilde öldürecektiniz neden ilk yediği kurşundan kurtardınız?” diye sorduk. Geliştirdiği üçüncü kişiliğin ne kadar saçma olduğunu yazarlar da anladı heralde ki ekranda çok fazla gözükmedi. Süper gücünü kıt kanaat kullandı, çoğu bölümde ya yoktu ya da mızmızlanıp durdu. Geçen sezondaki femme- fatale halini deli gibi özletti. İyi haber, kıl ötesi çocuk Micah kendini toparladı. İnekliği bırakıp biraz yaramaz olunca, bir de yanına Monica’yı alınca sezonun en keyifli öykülerinden birini oluşturdular.


8- Ölen herkesin kurtulması: Clarie veya Adam’ın kanı sayesinde sonsuza dek kendilerini yenileyecekler mi emin değiliz henüz ama ölen herkesin bir şekilde geri dönmesi bütün heyecanı, ölenlere duyulan hüznü götürdü. Olan geçen sezon ölen Isaac gibi tiplere oldu. Biraz daha sıksalardı da bu sene ölselerdi asite düşseler bile geri dönerlerdi bir şekilde.


9- Korkunç oyunculuklar: Burada başı Matt Parkman’ı oynayan Greg Grunberg çekti. Zaten boktan olan senaryoyu oyunculuklar toparlar diye umduk ama kendini Independence Day’in başrolündeymiş gibi kasım kasım kasan “kahraman”larımızın epik diyalogları da angut gibi görünmelerine engel olmadı. Tutarsız gelişmeler yüzünden kendilerini farklı bir evrende, dünyayı kurtarıyor zanneden şizofrenleri izler gibiydik. Tek inandırıcı olmayan senaryo değildi işin özeti, oyunculuklar da öyleydi.


Heroes’a yazarlar grevinden sonra daha başarılı bir “Volume 3” diliyorum. Lost’un korkunç üçüncü sezonu sonuna gelen mükemmel final gibi bir bölüm faydalı olabilir.

Hiç yorum yok: