25 Ocak 2008 Cuma

Conversations With Other Women (2005)



Geçtiğimiz !F Bağımsız Film Festivali’nde izleme imkanı bulduğumuz “Conversations With Other Women” ülkemizde DVD olarak yakın zamanda piyasaya sürüldü. Aaron Eckhart ve Helena Bonham Carter’ın 80 dakika boyunca sırtlayıp başka kimseye (kurgucu hariç) yük etmedikleri filmin en önemli özelliği bütün yapıt boyunca çift ekran olarak izlememiz. Mike Figgis tarafından “Timecode”da 4 ekrana kadar çıkmıştı bu durum ancak bu film o film kadar deneysel takılmıyor. Çift ekranı bir öyküleme tekniği olarak kullanıp geleneksel bir öyküyü süprizli bir şekilde anlatıyor.

Şöyle söyleyeyim ki biçim olarak bu kadar uç yerlere giden filmler (80 dakikanın tümünü çift ekran izlemek yorucu bir şey) genelde öykü olarak boş ve özenti olurlar. Hikayedeki eksikliklerini biçimin ilginçliğiyle tamamlarlar. Ancak bu filme bu eleştiriyi yapmak büyük haksızlık olurdu. Şöyle bir mutlu haberi vereyim, film sadece hareketli bir kamerayla çekilmiş, klasik tek çerçevede izlediğimiz bir film de olsaydı yine izlemesi çok keyifli olacaktı. Bunun birinci nedeni çok iyi yazılmış senaryo. Karakterlerin geçmiş bağlarını kendi kendimize keşfetmemize izin vermesi ve özellikle karakterlerinin ağzından söyletmemesi benim gibi oyun sever izleyiciler için resmen bir jest. Çift ekranın da en çok bu tip sırları çözmemize yaraması yönetmenin bu tekniği boşuna kullanmadığı anlamına geliyor. İkinci sebebi Eckhart ve Carter gibi iki iyi oyuncunun varlığı. Hele de bu filmle ödül de kazanan Helena Bonham Carter’ı ağır makyajlar olmadan, bağırıp çağırmazken izlemek sıcak bir günde içilen buz gibi bir su gibi ferahlatıcıydı. İnsan Tim Burton’ın karısı olunca bu tip fırsatlar çok sık doğmuyor. Johnny Depp’in “Finding Neverland”i yapması gibi bir durum var ortada. Onu da düzgün bir saç ve makyajla izlemek lütuf oldu.

Filmin kurgusu, kurgucusunun işten ayrılmasına varacak kadar yorucu olmuş. Tabi yapmasından bahsediyorum, izlemesi çok daha kolay. Yine de herhangi bir 80 dakika gibi geçmiyor film, harcadığınız efor 2 saatlik bir filme eşdeğerdir. Bunun yanında zaman zaman öykünün lineerliğini kaybedip bir ekranın karakterlerden birinin kurduğu hayali gösterişi sonra bir anda gerçek hayata dönüşü kafa karıştırıcı olabiliyor. Tabi insan zihni alışıyor bir süre sonra, “acaba önceki sahne tek ekran mıydı?” diyerek geri sarıp kontrol ediyorsunuz. Bu çift ekran tekniğini Brian DePalma’nın ustaca kullandığını bilmeyen yoktur ama yeni dönem filmlerden en başarılı kullanımı kişisel favori filmim olan “The Rules Of Attraction”daydı. “Conversations..”ın da yaptığı gibi çift ekranı, asıl amacını (farklı yerlerde aynı anda olan şeyleri göstermek) esneterek filme dahil eden ve aynı yerdeki iki ayrı karakteri vurgulamak için kullanan film zaten bu sahnesiyle meşhur olmuştu. Ha oradaki 5 dakikalık sahne buradaki 80 dakikaya bedeldi ama dediğim gibi en sevdiğim film o benim! Onla kıyaslanmak her filme haksızlık olur.

Çift ekranın metafor olarak ayrı düşen iki büyük aşığı ve kalplerinin aslında bir olduğunu temsil etmesi elbette ki ucuz bir düşünce. Filmin geri kalanında bu kadar işlevsel olarak kullanılmasa mutlaka eleştirirdim. Buna rağmen DVD ekstralarını izleyince yönetmen Hans Canosa’nın bu yöntem için kafa yorduğu, uğraştığı belli oluyor. Hatta potansiyel yapımcılara ve daha sonra ekibine izlettiği bir çift-ekran demosu bile var ki her bağımsız film adamının filmini takdim etmesi için işe yarar bir fikir bence. Yapımın 30 dan fazla ülkeye satılmasına rağmen oldukça ufak bir bütçesi olması, bu tip filmlerin kalesi Fransa’da iyi bir gişe başarısı kazanması yönetmenin doğru bir iş yaptığını gösteriyor.

Elimizde biçimi ve senaryosuyla tatmin edici bir film var. Çoğu diyaloğun oldukça akılda kalıcı olması, karakterlerin çok çok gerçekçi tepkileri, Carter’ın inanılmaz oyunculuğu, biri özetlese çok tekdüze görünecek bir öykünün, anlatım sayesinde bir sürü sürpriz içermesi seyirciyi filme çekecek etkenlerden. Filminde bir teknik denerken diğer her şeyi unutan fazla heyecanlı yönetmenlerin aksine Canosa ilk yönetmenlik denemesinde zahmetli bir işi olgun bir şekilde kotarmış. Takdir etmemek için hiçbir sebep yok.

Not: 3.5 / 5



ülkemizde yayınlanan DVD'nin kapağı

Hiç yorum yok: