8 Aralık 2007 Cumartesi

White Diamond (2007)


Elindeki materyali hayranlarıyla paylaşmak konusunda çok şükür hiç çekingen olmayan Kylie Minogue, konser turlarının sahne arkalarını görüntüleyen genellikle 20 dakikalık DVD ekstralarını bu sefer farklı bir formatta ele almış ve başlı başına bir uzun metraj filme dönüştürmüş. Filmde gay kocası ve en iyi arkadaşı olarak tanımladığı William Baker tarafından kaydedilen görüntüler bir Kylie hayranı için öpüp başının üstüne koymalık ama olmayanlar için ne derecede ehemmiyet taşıyor (daha doğrusu taşımıyor) onu sadece tahmin edebilirim.


2005 tarihli “Showgirl” turnesi, kanser teşhisi tarafından kendi deyimiyle “kabaca bölünen” Kylie Minogue başarılı tedavi sürecinin ardından turneyi yenileyerek kalan Avustralya konserlerini tamamladı. “Eve dönüş” manalı “Homecoming” ismiyle anılan konserler boyunca yaşadıklarını anlatan bu belgesel elbette akla Madonna'nın 1991 tarihli “In Bed With Madonna”sını ve 2005 tarihli “I'm Going To Tell You A Secret”ını getiriyor. Madonna'nın bu işi çok iyi becerdiğine şüphe yok; ilk film şöhret, para ve pulla coştuğu zamanları, ikincisi ise dünya barışı, iç huzuru gibi daha önemli konularla haşır neşir oluşunu, konser görüntüleri eşliğinde şahane bir şekilde anlatıyordu. Üstelik sırf hayranlara hitap eden işler değiller, “...Secret”dan örneğin herkes ilham alabilir, herkes etkilenebilir. “White Diamond” ise daha belirli bir kitleye hitap eden bir film, zaten “Kylie Minogue'un kişisel ve samimi bir portresi” diye tanıtılması da bunu destekliyor.


Ha gelelim, filmde onlarca kez bahsedilen yüzeyin altına inme işinin ne kadar becerildiğine. Kylie Minogue'un hit şarkıları, sevgilileri ve hastalığından oluşan bir toplam olmadığını savunan yönetmenin amacı bunların ötesinde Kylie'yi Kylie yapan özel detayları sunmak. Ancak filmde kadını somurturken bile görmüyorken, yönetmenin bu amacına ulaştığını söylemek zor. Hakikaten Kylie bu şekilde her durumda güleç yüzlü, iyimser (ki hastalıktan beri öyle olmaya çalıştığını söylüyor filmde) bir kadınsa, amenna. Yok değilse bu gördüklerimizi gösterip, gerisini gizlemek filmin olmak istediği yere gelemediğinin açık göstergesi. Elbette ilk durumu tercih ediyoruz, kadının aslında agresif bir cadı olmasını umuyor değilim. Cadı kontenjanı Madonna ile dolu zaten, onu da çok seviyor, burdan el sallıyoruz, umarım izliyordur.


Filmde konserin kesitlerine oldukça az yer verilmiş, kısaltılmış da olsa başı ve sonunu gördüğümüz bir şarkı yok ancak konserle beraber ikili paket olarak satışa sunulacak olması zararı azaltıyor. Bunun yanında Kylie'yle az veya çok ilgileniyorsanız, filmden sıkılmanız mümkün değil. Kadının sürekli gülümseyişini, Baker'la sarılıp durmalarını, dansçılarla geyiklerini, Bono'yu (ve Robbie Williams taklidini), Danni Minogue'u, teknik arızalı konserleri, yılbaşı gecesi konserini, sıkılıp kameraya yaptığı maymunlukları izlemek oldukça keyifli. Tabi “önemli” bir film olmadığını kabul ediyorum, üzerine tez yazılabilecek müzisyen belgeselleri de çekiiyor, ama konserlerin, provaların, dansın dünyasından hoşlanıyorsanız, filmden neden hoşlanmayasınız, zira film bunlarla dolu; çekilmesine bir nevi önayak olan kanserle bile ilgili 2-3 parmaktan daha derine inmiyoruz. Ne karamsar bir dünyası var filmin, ne de değindiği esaslı konular. Bir nevi hastalıktan kurtulması üzerine, ama neyden (sic.) kurtulduğundan minimum bahsederek, kamera kasedini bol bulmuş bir kutlama diyelim.


İngiltere, Avustralya ve Yeni Zelanda'dan sonra sadece ülkemizde sinemada gösterim şansı bulan “White Diamond” altyazısız ve tek geceik gösteriminde fazla ilgi görmedi ama zararı yok. Bir de kendimi çok önemsermiş gibi görünmekten kaçınarak şunu eklemek istiyorum: 2 sene önce !F Film Festivali'ni düzenleyen AFM'ye ulaşmış ve “I'm Going To Tell You A Secret”ı getirmelerini rica etmiştim. Kibarca yanıtlamakla kalmadılar, filmi de getirdiler. Bu sene festival tarihi yaklaşırken attığım mailin sonunda White Diamond'dan da bahsettim kısaca, 1-2 hafta geçmeden onu da İstinye Park sinemalarında özel gösterim olarak sundular. Eğer bir alakam varsa ilgileri için teşekkür etmeden duramayacağım. Zaten şahane bir iş çıkarmışlar bu yeni salonlarında, ilk defa böyle özel bir gösterimle ziyaret etmek de çok hoş oldu. Keşke daha çok duyurulsaydı bu gala diye içimden geçmiyor değil ama gören şanslı kişilerden biri olduğum için seviniyorum da.


Kylie'nin dağıtımını yapan EMI, şu ana kadar ne DVD'ler ne CD'ler için bizi fazla bekletmedi. Arkadaşımın aldığı bilgiye göre yeni albüm “X” bir hafta içinde Türkiye'de olacak. “White Diamond” ve “Showgirl Homecoming Live” paketi de çıkınca çok bekletmeyeceklerini umuyorum. Avrupalı genleri yüzünden yaratıcılık konusunda hiç sıkıntı çekmeyen bu ufak tefek kadın ve ekibinin yaptığı her işin belli bir seviyenin üstünde olacağına eminim. Üstelik de hem konser hem de film en kişisel ve benim en sevdiğim Kylie albümü olan “Impossible Princess” şarkıları ile doluyken heyecanım daha da yükseliyor.


Not: 2.5/5


Hiç yorum yok: