24 Aralık 2007 Pazartesi

Unrest (2006)



Bazı filmler olur, kötüdürler ama biriyle beraber izlediğinizde dalga geçip eğlenirsiniz. Bazı filmler olur, kötüdürler ama bunu bir avantaja dönüştürüp bir çok iyi filmden daha faydalı olurlar. Bazı filmler de vardır, kötüdürler, ama inanılmaz kötüdürler, hiçbir işe yaramazlar. Festivalim dahilinde izlediğim, ülkemizde “Kanal D Home Video” etiketiyle DVD formatında yayınlanan “Unrest” üçüncü gruba giren bir film. Tıp öğrencilerinin kadavralardan dolayı yaşadığı dehşet dolu (!) anları anlatan bu korku filmi, tıp öğrencisi olan bir arkadaşımla beraber izlememe ve kısacık süresine rağmen çekilebilir olmaktan çok uzaktı. Nedense en kötü filmlere bakıldığında birinciliği hep koruyan tür olan korku (belki bilim kurguyla paylaşabilir) bir türlü ders almamaya devam ediyor.

Manken gibi 1 kız ve manken gibi 3 erkekten (biri Jessica Alba’nın kardeşi) kurulu kadrosuyla kadavraların başına yeni geçmiş 4 tıp öğrencisini anlatan filmde korku namına pek bir şey yok. Ateist olan başroldeki gerzek sarışın kızımız kadavrasından bir şeyler hissettiğini söyler (cinsel çekim değil maalesef), bunu herkese anlatmaya çalışırken kadavranın dolaplardan birinden çaldığı resmini gösterir, herkes de anlaşılmaz bir şekilde kızın derdini anlar gibi gözükür. 3 erkeğin alaycı olanı, nişanlısını kadavranın lanetine kurban verir ve çılgınlaşır tabi. İşlere bulaşmamaya çalışan Jessica Alba’nın kardeşi pek bir az gözükür. Öbür anlayışlı sınıf arkadaşıyla da cinsellik konusunda Amerika’da yaş sınırı almayacak her şekilde yiyişir kızımız. Bu arada başrolde olmayan hemen herkes ölür, başrollerimiz formaldehit içinde mutlu mesut yüzerler, atesit kızımız da din konusunda evcilleşir.. Gerçekten şok edici.. Gerçek hayatta tıp öğrencisi olan yönetmenin okulundan nefret ettiğini anlamak hiç de zor değil.

Kadavra da bu arada yattığı yerden lanetini yağdırmaya devam etmektedir. Peki bu lanet nedir? Kadavramız zamanında Aztek tapınağında kazı yapmıştır, onların ruhlarını rahatsız etmiştir. Sonra bu lanet, kadını önce fahişeye sonra ölüye dönüştürür. Şurada özetleyince absürdlüğü daha beter ortaya çıkıyor filmin hakikaten. Konusundan daha komik kısımları da var. Yapımcılar filmi “Gerçek cesetlerin kullanıldığı ilk film” diye pazarlıyorlar. Bunun doğru olmadığını zaten tahmin edebilirim de (ilk değildir yani), gerçek sevişme sahneleriyle veya Blair Witch gibi sahte gerçek ölümlerle pazarlanan filmler kadar ilginç olması mı gerekiyor bu durumun? Zaten plastik makyajlarla yeterince gerçek gözüküyor artık filmlerde ölüler. Bir tuhaflık yapıp da gerçek kadavralarla çalıştırdıysalar bu yeteneksiz ve genç oyuncuları aferin diyorum. Zaten cesedin yaşayanlardan daha iyi rol yapmasından anlamalıydım.

Sonuç olarak eğlendirici bile olamayacak kadar rezalet bir korku denemesi bu film. Uyutması da cabası. Herhangi bir amaca hizmet eder mi bilmiyorum, ateistlerin yola gelişlerinden ve filmlerde boş yere tişörtsüz dolaşan çocuklardan hoşlanıyorsanız ilginizi çeker belki. Siz yine de vereceğiniz para ve zamanı bir düşünün.

Not: 1 / 5

Hiç yorum yok: