25 Aralık 2007 Salı

Kylie - X



Kylie Minogue’un yıllardan ve epey maceralı zamanlardan sonra dönüş yaptığı albümün “Impossible Princess 2” olmasını dilerdim açıkçası. Sanatçının en kişisel çalışmasının ticari aksaklıklar yüzünden benzer türde bir devamı gelmedi maalesef. Tam da “ne yapsa satar” bir çağındayken bir kez daha denemesini umuyordum ancak farklı bir tarzla dönüş yaptı. Onuncu stüdyo albümü oluşuna atıfta bulunarak “X” olarak isimlendiren albüm Kylie Minogue’un IP’den beri en iyi albümü olması muhtemel. Buna satışlarda kırıp geçiren “Fever” albümü dahil.

Kylie elektronikanın kraliçesi gibi bir şey ilan edildiğinden beri benzer tarzda bir müzik yapıyordu. İlk single’lar hep riskli olurdu, albümler asla sıkıcılaşmazdı ama Kylie’nin tarzı denilen bir tarz oluştu. Madonna, “Future Lovers”ı yaptığında herkesin “Kylie şarkısı bu.” deyişinin bir sebebi vardı. Kadının performansları da belli bir çizgiye sahipti, imzası her zaman farkediliyordu ama bazen gönül başka şeyler istiyordu. “2 Hearts”ı ilk duyduğumda bu söylediklerimin artık geçerli olmadığını farkettim. “X”in ilk single’ı, bir önceki albümün ilk single’ı “Slow” gibi riskli olmakla kalmayıp, müzik türünde de farklılığa gidiyordu. IP’in çıkış şarkısı “Some Kind Of Bliss”i andıran rock melodisi, Kylie’nin sade fakat cazibeli vokali parçayı çok farklı kılıyordu, hele de günümüzde iş yapan pop şarkılarından. Hemen peşine de albüm geldi zaten. Farkettim ki klasik Kylie şarkıları yine yerlerini korusa da, bir rock grubuyla çalınıp söylenebilecek şarkılar da vardı şimdi. Biraz da hip-hop etkili şarkılara rastlanıyordu, hatta Jennifer Lopez balladları klonundan gelme bir şarkı bile vardı. Kylie bu albümden hemen önce, çok uzun zaman alan Greatest Hits+Showgirl turnesi devrini kapatacağını açıklamıştı zaten. Bu farklı tarzlarda gezinen albüm de bunun ilk meyvesi olmuş.

“2 Hearts” ile açılan albüm, Kyliesque şarkılardan ikisi “Like A Drug” ve “In My Arms” ile devam ediyor. İkisinin de oldukça başarılı olduğunu söyleyeyim. Özellikle “Like A Drug”ın giriş sample’ı ile “In My Arms”ın kırılgan replikleri çok etkileyici. Peşine gelen “Speakerphone” albümün en iyi şarkısı. Mükemmel bir elektronik çalışma olan şarkının, “Music makes you lose control” temalı sözleri de Madonna’nın Music’i gibi bir efsane olabileceği hissiyatı veriyor, eğer şarkıya şans tanınırsa. Hemen peşinde bir gün bir konserde “Cowboy Style” ile peşpeşe mixleneceğine emin olduğum “Sensitized” var. Altyapılarındaki benzerlik oldukça bariz. Bundan sonra da hip-hop’un etkisini hissettirdiği ilk şarkı “Heart Beat Rock” var. Rap-imsi vokalleriyle albümün en iyilerinden biri diyemem ama sıkıcı veya sıradan olmadığı kesin. Bu şarkının peşine Kylie yine kendi tarzına dönüyor “The One” ile. Bu şarkı şimdiden albümün promosyonu için kullanılmaya başlandı ama bence ilerde bir gün single olacak kadar güçlü değil.

Albümün diğer yarısında bahsettiğim rock tarzında üç şarkı var: No More Rain, Stars ve Cosmic. “2 Hearts” kadar vahşi olmadan sakin bir sound tutturan şarkılardan “Stars” zamanında internete sızdığında favorim olmuştu zaten. “No More Rain” ve “Cosmic” de bir gün Kylie’den akustik versiyonlarını kesinlikle duymak istediğim parçalar. Bahsettiğim Jennifer Lopez vari şarkı ise “All I See”. Tam bir RnB balladı olan şarkı albümde Kylie’nin geleneğine en uzak şarkı bence ama güzel olmamış diyemem.

İkinci single olacağı kesinleşen “Wow” için ben pek emin olamıyorum açıkçası. Bence öncelik verilmesi gereken başka şarkılar mevcut albümde ama Kylie’nin kelimeleri tekrarladığı şarkılar pek bir şanslı oluyor (“lucky, lucky, lucky”, “la, la, la”), belki “wow,wow,wow,wow” şarkısı da benzer bir kaderi paylaşır. Albümde geriye “German Bold Italic”ten beri Kylie’nin muhtemelen en deneysel şarkısı olan “Nu-di-ty” kalıyor. Hip-hop esintileri, Japon replikler ve alışılması zor bir melodiye sahip olan şarkıya başta antipati duyabilirsiniz belki. “Nudity” de sevdiğim bir kelime olmasına rağmen hecelenince çok özel durmuyor. Yine de zamanla sevdim şarkıyı, tuhaflığına rağmen dile dolanıyor.

Madonna’nın hip-hop yapacağı albümü endişeyle beklerken bir başka pop divasının bu tarza da bulaşarak orijinal işler çıkartması içime su serpti açıkçası. Aynı zamanda Kylie’ye her şeyden fazla yakışan rock-star imajı için de bol bol müzikal malzeme verilmiş albümde. Çok yakındaki “KYLIEX2008” turnesi için umutlu olmak için hiç de erken değil. Turneden bahsetmişken ekleyeyim, Türkiye’ye uğrayacağını söylemiştik Kylie’nin. Şimdi tarih de söylüyorum: 20 Mayıs. Hayranları gönül rahatlığıyla kutlasınlar. “Speakerphone” eşliğinde lütfen…

Not: 4 /5

Dipnotlar:

1- Günümüzün en başarılı prodüktörlerinden Bloodshy&Avant (Britney'in Toxic'ini de yapmışlardı) Speakerphone ve Nu-di-ty de çalışmışlar.

2-Speakerphone doğru kampanya yürütülürse önümüzdeki senenin "En İyi Dans Kaydı" Grammy'sinin favorisidir bence.

3-Albüm Kylie'nin bir türlü fethedemediği Amerika için bence biçilmiş kaftan. Şubat'da orda da dağıtılacak. Promosyonu düzgün yaparlarsa bence çok başarılı sonuçlar yakalanabilir. Ne de olsa oranın favori türleri hip-hop ve akustik rock'a bulaşıyor albüm.

Hiç yorum yok: